Öykü

Ahmet Sarı – Yastığımın Altında Bıçak Sertliği

Ahmet Sarı – Yastığımın Altında Bıçak Sertliği

Küçükken, elma bahçelerinden sulu kırmızı elmalar çaldığım zamanlarda evde, annemin ba­bamın yastığının altında bü­yük bir bıçak görürdüm. Sürek­li yeri değişirdi bu bıçağın. Bazen annemin yas­tığı altında olurdu bu bıçak, bazen ise babamın. Bazen yastığın altına denk düşen çarşafın altına gizleniverirdi bıçak, bazense kalın ama üzerine yatınca sırtınızı dinlendiren Alman yapımı pet altına konulurdu. Oralarda bulamazsam bıça­ğı, yatağın altında, yerde bulduğum da olurdu. Bir hırsız girdiğinde evinize, hamle yaptığınız­da yatağın hemen sol ya da sağ kanadından eli­nizin hızlı ulaşacağı yere konulurdu bıçak. Toz­lu deri çantalar ve kullanılmayan erzakların, bel­ki kamera çantasının önünde bıçak yerde na­sıl da parlardı. Bakıyorum da aynı şeyi orta yaş­lı biri olmama rağmen ben de aynen uyguluyo­rum. Annemden kalma bu korku geleneği ma­yama sinmiş olmalı. Yıllarca oturduğum ve kal­dığım evler ister birinci, ister ikinci, ister üçüncü, ister dördüncü kat olsun, yatağımın, nevresimi­min, yastığımın altında sertliğini hissettiğim, bir şey olduğunda ya da olacağında hemen kendi­sinden yardım dileneceğim, bir çırpıda kendi­sine sarılarak kendimi koruyacağım bıçağı he­mencecik yanı başımda, yedeğimde bulunduru­yorum. Diğer kardeşlerimin de böyle yapıp yap­madıklarını bilmiyorum. Ben bıçağın sertliğini yastığımın altında hissetmesem rahat uyuyamı­yorum.

Evde gece yarısı bir çıtırtı duyduğumda, bir ayak sesi, bir öksürük sesi dışardan geçen insanların boğazında düğümlenen; üst kattaki komşula­rın gürültüleri, lavabo ya da klozet sesi, çocuk­larının sağa sola koşturmacaları, kalorifer tıkır­damaları; kışın camlar soğuktan donduğundan camlarda kristalleşme sesleri, yazın ahşap me­rakım yüzünden ahşap mobilyalarımdaki güve sesleri elimin sürekli yastığım altındaki bıçak­ta olmasını gerekli kılıyor. Ta ki bıçağa davranıp onu elime alana, karanlıkta kalp çarpıntısıyla kalkana, belki öyle olmayan bir gölgeyi kafam­da tasarladığım şekilde olmaya zorlayana kadar tedirgin ve korkulu yatağımda duruyorum. Son­ra o seslerin kafamda şekillendirdiğim sesler ol­madığını, yani bir hırsızın ayak sesleri olmadık­larını, evime girmiş bir yabancının, bir yaratı­ğın, üç harfli bir varlığın sesi olmadığını anlaya­na kadar. Sonra avucunuzda tuttuğunuzda avu­cunuza oturan ve tatlı bir serinlik hissi de veren bıçağı yine yastığımın altında hissedene kadar bu heyecan sürüyor. Korkulu bir çocuğun ninni­si nasıl anne sesini kendine şemsiye kılmasıysa, benim ninnim de yastığımın altından gelen bu sert bıçak uykusu.

Etiketler
Devamı

Ahmet Sarı

Yazara ait tüm içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı