Ali Akar – Bismillahirrahmanirrahim Yolu İle Allaha Yürümek

Ali Akar – Bismillahirrahmanirrahim Yolu İle Allaha Yürümek

Yeryüzüne inen, indirilen Adem ve Havva bir izin peşinden yürüdüler hep… Cennetten şeytanın izini,adımlarını takip ederek çıktılar .Yeryüzüne düştüklerinde kendilerinin izinden başka bir iz yoktu arz üzerinde; ancak ya Allah’tan gelen vahyin takibinde ya da şeytanın vesvesesinin, yol ve yönteminin peşinde bir hayat süreceklerdi…

Kıssa bir izin ardında tüketilen hayat hikayesi demektir birazda..Dinleyene de okuyana da yürünecek bir yol gösterir. Kasas Suresi böylesi yürüyüşlerin gündem yapıldığı güzergahlardan bazılarını bize anlatır .Gündemindeki ana karakter Kur’an’da zikri en çok geçen Musa peygamberdir. Yolculuklar O’nun yaşadığı zaman ve mekandandır fakat bize sunduğu yol bütün zaman ve mekanlarda geçerlidir.

Yeryüzünün en kibirli,despot,zalim lideri;Kuranın ifadesiyle müstekbirlerinden olan firavun ve onun rol arkadaşları karun, haman ve orduların tanıtımıyla başlar suremiz. Onlar Mısır arazisinde ora halkını gruplara, parçalara ayırmış, aralarında özellikle Müslüman olan İsrailoğullarını iyice sömürüp, güçsüzleştiren bir uygulama başlatmışlardı. Onların erkek çocuklarını öldürüyorlardı. Biliyorlardı ki onların iktidarını devirecek fikri ve imani potansiyel ancak bu halkta var. Yine de kendilerine kölelik, hizmetçilik edecek bir kesimin devamlılığı için bu öldürme işi katliama dönüşmeden nüfus kontrolü şeklinde sürdürülüyordu .Çocukların öldürülmediği yıl doğanlar için eğitim sistemi, zorlu rızık yolları, değişik aşağılama yöntemleri vardı ki bu da başka bir öldürülme biçimidir. Yiğitliklerinden, imanlarından, erkekliklerinden soyutlanacaklar böylece… Erkekleri azaltılmış bir halkın kadınları hayatlarını omuzlamakla karşı karşıyadırlar. Sokaklarda, iş ortamlarında törpülenen fıtratlar, fuhşa, edepsizliğe sürüklenmek durumunda bırakılır Müslüman kızlar..Vahyi omuzlayacak toplumun analarını da böyle tüketiyorlardı…

Fakat Yüce Allah’ın muradı daha başka. İnsanoğlu hep güncel olanın peşinde,onun büyüsüne kapılıp korku ve sevinçlerine esir.Oysa Allah yeryüzü Müslüman müstazaflarına, ezilenlerine lütuf da bulunmak, onları imam, önder ve arzın mirasına varisler yapmak istiyordu.Yürüyüşlerde bu noktada başladı…

Musa’nın anasının gönül kulağı, vahyin sesine ayarlıydı. Allahın emriyle “öldürme yılı” doğan oğlunu emzirdi, sandığa bıraktı, sandığı da nehre. İlkin suda yürüdü böylece Musa firavun sarayına doğru.Kalbi Musa’sının ardından bomboş olan annenin Allah imanına sebat vermeseydi bunu açık edecekti.Yüreklerimizin sahibi olana iman teskin etti onu..Ancak bir şeyler de yapılmalı, tevekkülün gereği pasiflik değildir. Musa’nın ablasına -ki imani bir uyanıklığa sahip idi-sandığı takip etmesini söyledi .İşte bu suremizdeki ikinci yürüyüştür. Gizlice ,akıllıca geleceğin umudu vahye ağız olacak peygamberi izleyen bir abla…

Saray sahilinde Musa’yı kucaklayan eller firavunun imanlı eşine aitti,onun yüreği ise Allah’a. Artık sarayda düşmanın yanı başındaydı Musa.Fakat süt verecek kimse yoktu ona, çünkü göklerin,yeri ve ikisi arasındakilerin sahibi Allah’ın bir isteğiydi bu.Abla ortaya çıktı ve belli etmeyen ifadelerle Musa’nın anasına kavuşmasına sebep oldu .Böylece annesinin gözü aydın oldu ,gam ve kederi bitti.Anladı ve anladık ki Allahın vaadi, sözü haktır.O yalan söylemez; ancak pek çok kişi bunu bilmez,anlamaz.

Bir başka yürüyüş Musa gençlik çağında,güçlü,ilim ve hikmetle dopdolu olduğu yıllarda gerçekleşti.Bir gün saraydan şehre doğru yürüdü ,halkın içine karıştı.Bir kavga ortamında kendisinden yardım isteyen Müslüman kardeşinin yardımına koştu,zalimin zulmünü durdurmak istedi ve firavunun adamına vurdu.Adam oracıkta ölüverdi..Net bir imtihandı bu.Hayat hepaynı şekilde devam etmez.Sanki makas değiştiren olaylar yaşarız,mevcut gidişatı değiştiriveren.Bu hadiseyle Musa’nın saraylı hali sona ermiş yeni bir denenme ve yürüyüş dönemi başlamış oldu.Bir sonraki gün firavun ve adamlarının onu öldüreceği haberini alınca şehirden çıkmak zorunda kaldı. Suremiz bize bu öldürme kararının haberini veren adamın koşarak(say ederek) geldiğini söyler,bu da sanki başka bir yürüyüştür.

Şehrin çıkışın da “Rabbim beni zalimler topluluğundan kurtar” Medyen tarafına yöneldiğinde ise “Umarım Rabbim beni yolun doğrusuna iletir.” diye dua etti..Allah karşısında acziyeti kabul edip, yolu, yöntemi ondan istemek kulluk yürüyüşünün bir gereğidir, olmazsa olmazıdır.

Zorlu bir yolculuk… Medyen kuyuları… Çobanlar ,koyunlar,develer ve hayvanlarının yanı başında bekleyen iki kız …Hayatı Allah’ın dediği gibi yaşamak isteyen kişi için her an bir salih amel fırsatıdır. Beklentisi olmaksızın onların hayvanlarını suladı. Çünkü o kızlar erkekler koyunlarını sulamadan onların arasına karışarak bu işi yapmazlardı, ancak babalarının ihtiyarlığı sebebiyle bu işi yapmak zorunda olan iffetli, edepli kızlardı. Gölgeye çekilen  Musa ‘nın dilinden dökülen yakarış belki de Kur’an’ın en acıklı ,yakıcı kelimeleridir “Rabbim doğrusu ben indireceğin her hayra fakirim, muhtacım…!” Tüm sesleri işiten bunu o kızlardan birine işittirdi, oda ihtiyar babasına.Sözü ilk duyan anlamamıştı ancak aktardığı bilgebaba bunun aç bir adamın iniltisi olduğunu kavradı ve kızını, onu davet etmek için yolladı.

Suremizin 25. Ayetinde bu kızın yürüyüşünü Yüce Allah “istihya” (utana sıkıla edepli yürüyüş) diye ifade eder.Bu da başka bir yol,yürüyüş hikayesidir öyleyse.Artık Musa için Medyen’de bir ev,aile ve çobanlık işi vardır.Yolu insan yürür ama yolun sahibi Allah’tır.

Feraset dolu bakışlar, incelikli değerlendirme ,dikkatli bir konuşma, edep dolu görünüm bununla birlikte hayanın engellemediği açıklayıcı ifadeler. Hem Musa’nın ablasında hem kuyu başında yardım edilen kızlarda ,özellikle ona babasının davetini ileten, babasına da Musa’nın ücretle tutulmasını teklif eden kızda ortaya çıkan bu özellikler onların yürüyüşleriyle de bize anlatıldı surede. Belki yıllar sonra eşi olarak Medyen’den Mısır’a dönerlerken çölde yolu kaybettikleri gece Musa’nın yanında ki hanım bu kızdı. Eşini yanında tevekkülle yürümüş, Musa Tuva Vadisinde gördüğü ışığa doğru giderken de sabırla beklemişti onun dönüşünü ‘’dur’’ dediği yerde…

Musa’nın firavun ve kavmine doğru vahiy ve belgelerle donatılarak yürütülmesi var sırada. Yıllarca kaçak, sürgünde çobanlık yapmış bir kişi şimdi en yüksek rütbe ve buna bağlı olarak güçlerle desteklenerek yeryüzünün o döneminin en zalim lider ve topluluğuna bir uyarıcı, davetçi olarak Allah tarafından gönderiliyordu. Merhameti bol olan Allah’ın tanıdığı bir imkandır bu.

Suremizin sonunda başkaca bir yürüyüş vardır. Bu güzel nezih kişilerin anlatımının ardından kibir ve azgınlık dolu necis bir yürüme gündemde.76.ayetten itibaren Karun’un hikayesi anlatılır. Musa’nın halkından birisi o. İsrailoğulların’dan,varlıkta zirve. Bu varlık onu şımartmış, firavun zulmünün saç ayağından biri yapmıştı. Uyarılara kapalı kulak ve gözler, dünya nimet ve zevklerineyse açıktı. Dünya hayatını esas kabul eden zihni; ahireti yok saymıştı ve kendi kazanımları için her türlü bozgunculuk ona göre mubahtı. Bütün elde ettiklerini kişisel zeka ve becerileriyle elde ettiğini, tecrübe ve birikimleriyle kotardığını düşünüyor, savunuyordu. Böylece rızık veren bir Yaratıcıyı da kenara itiyordu.

Karun bütün ihtişam ve debdebesiyle göründü, dünya kokan bu görünüm maddi olana meftun olanları etkiledi, onu çok şanslı buldular ve onda olanların kendilerinde de olmasını arzu ettiler .Sadece bilgilenmelerini vahiyle yapanlar  “iman ve salih amel yapanların kazanımları daha değerlidir” dediler .Sarayı, sahip oldukları yerin dibine kendisiyle birlikte geçince dün batıl değerlere göre değerlendirenler bütün gücün Allah’ta olduğunu ve nimetlerin imtihan demek olduğunu anladılar.

Hayat ve ahirete dair anlaşılması gereken her ne varsa bu ancak,  Allah’tan gelen vahyin kılavuzluğu ile olabilir .Bize nimet olan kitaba yönelip Rabbimiz’in yol göstericiliği ile yola düşmek gerek.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>