Ali Akar – Kaf Ha Ya Ayn Sad

Senin adını anan kim? Ve sana yapılan iyilikle, merhametle gündeme geldiysen ne mutlu sana!

Dudaklardan fısıltı halinde çıksa da, yüreğin en yüksek çığlığını atmasıdır nida. Yaşadığımız halin farkında olduğunu ve halden hale çevirebilen hal sahibimizi bilerek istekte bulunmaktır nida.

İşte durumum; sınırlarım, olmazlarım, “mümkünüyok”larım… Saçlarım ak, bedenim ihtiyar, eşim yaşlı ve çocuksuz… Ama istiyorum. İsteyişim kulluğum, kulluğumun devamı için istiyorum. Seni razı edecek bir çocuk, onunla senin benden razı ve memnun olacağın bir halife. Yolumu/yolunu sürdürecek, elçilerin diliyle aynı söyleme sahip mirasçı.İstemeli fakat O’nu memnun edecek bir istek olmalı. Elbette çocuk, insanın yüreğinde bir sıcaklık, onu arzulamak kınanmadı. Yine de bu sıcaklığı anlamlı hale getiren, Allah’ı memnun edecek bir talebe dönüştürmeli. İstenenden istenir. Kabul edeceğinden kuşku duyulmaz. Ancak isteğin meydana gelişi yine de inanılmazdır, şaşırtıcıdır. Öyleyse sen iste. Allah’tan istemek erdemdir. Olmasını bekleme. Kulluğa devam et, çünkü müjde Zekeriya’ya namazdayken / kulluk üzereyken geldi. Adı konulmuş bir vergi olarak sunuldu ona Yahya. Hayat buldu, çünkü ihtiyar ve kısır bir ana babadan. Şahadet / şehitlik, hayatta kalma şekli olacaktı onun. Ve yıllarca beklenen, özlemle kucaklanan ve sonra şehit oluşu görülen bir imtihan modeliydi Yahya.

Duaların kabul edildiğinin bilinmesi / bildirilmesi ne hoş! Öyleyse şaşırtıcı üç susuş gerek. Dil susar, göz susar, gönül sükûtta… Ama kulluğa devam. İşaretlerle anlatılır kul olmanın gerekleri. Ne sevinç ne üzüntü sorumluluğu bitiriyor. “Sabah akşam tespih ve tahmit gerek her zamanki gibi ve daha da çok.”

Ve Yahya… Bekleneni müjdeleyecek olanın habercisi… Daha büyük olanın kabulünü kolaylaştıracak büyük olay… Belki beklenen değiliz. Belki bekleneni müjdeleyen bile olamadık. Ama belki de, hiç olmazsa onların habercisi olabiliriz. Ne olursa olsun yapmamız gereken, Yahya gibi kitaba sarılmak, ona tutunmak, onu dört elle / kuvvetle tutmak. Kitap, vahiy şerefimiz çünkü. Ve kitaba sarılmak bilgi düzeyinde kalmamalı sadece. Ana babaya iyiliğe / salih amele yöneltmeli bizi bilgi. Zorbalık, asilik tavrı olamaz vahye muhatap olanın. Yüreği yumuşak, hassas olur. Zihin berrak, kalp selim, vücut pak olur, yolunu Allah’la bulur, korkusu Allah’ın sevmediği bir hayat olur. Böyledir Yahya, böyledir Yahyalar. Selam böylesi doğanlara, geç vakit doğsalar da. Hayatlarının hangi deminde / döneminde doğarlarsa doğsunlar, selam geldikleri güne ve selam gidişlerine / ölümün onlara gelişine ve yeniden diriliş gününde görülüşlerine…

Gündemi belirleyen imanın da belirleyicisidir. Zikrimiz, tezekkürümüzdür yani. Düşündüklerin, konuştukların, hatırladıkların, hatıraların, anışların seni değerli kılan şeylerdir. İnsanın kalibresini konuştuklarından, bize hatırlattıklarından anlıyoruz. Zikir şereftir öyleyse.

Meryem’dir şimdi hatırlanması gereken. Bir baba ve oğul gündemimiz oldu önce. Şimdi bir ana ve oğul. Anasının Allah yoluna feda edilmiş sevgisi, adanmış kızıdır o. İşte şimdi de kulluğunu gerçekleştirmek için ayrıldı toplumdan şöyle uzağa. Onlarla arasına bir hicap/örtü koydu. Öyleyken geldi Allah’ın elçisi tam bir adam şeklinde. Korktu Meryem, sığındı Rahman’a. Rahmetin de imtihan modelinin de belirleyicisi Allah’a. Vaktini saatini biz ayarlamıyoruz. Gece, gündüz, toplum içre ya da yalnız. Tüm durumlarımızda; hasta ya da sağ, zengin veya yoksul neyi ne zaman ne şekilde göndereceğini O biliyor. Ama ben bana verilen, gelen karşısında O’nun öğrettiğinden başkasını yapamam. İnsanım korkarım, ağlarım, üzülürüm ve Allah’a sığınırım; O’na sığınmam öğretildi O’nun tarafından çünkü.
Birisi yıllarca aradı / Zekeriya. Gurbet, hasret ve acıyla inledi. Birine de / Meryem hiç beklemediği, istemediği anda, istemesi mümkün olmayan bir şekilde verildi. Ve şimdi Meryem de susmalıydı. Susulacak, çünkü verilen nimet konuşacak. Susulacak, çünkü sükût hayrı söylemenin habercisidir.

Bir de şu biline: verilen nimet külfet getirir. Meryem taşıdı onu. Tahammül. İffet sembolü kendisine el değmediği halde böylece yüklenmişti insanlara işaret ve Allah’tan bir rahmet olanı. İsa’yı. Şimdi daha uzak şimdi daha kuytular bekler Meryem’i. Acılar kendisi gibi yalnız bir hurma kütüğüne götürdü onu. Evet eşya da bize benzer, bendeki her şey yansır onlara sanki. Gurbetimizi, kederimizi, hüznümüzü, kimsesizliğimizi taşırız ağaca, toprağa. İşte orada unutulmuş olmayı diledi, hiç hatırlanmamayı. Oysa Allah onu bize hatıra yaptı, unutmamamız gerekenleri hatırlatan bir işaret fişeği… Çünkü biz bilmeyiz bizimle neler yapılacağını, bildiğimiz sadece bizim yaşadığımız. Hafızalardan silinmek isteriz tanınmak, bilinmek insanın içinde iştah çekici bir istek olsa da. Acıların en yoğun olduğu an, umudun, kurtuluşun en yakın olduğu demdir. Sağaltıcı kelimeler en beklenmedik taraftan gelir. Hüznün damladığı gözlerimize açıklık veren müjdeler duyarız. Susuzluğun her türlüsünü gideren su, açlığın her şeklini doyuran aş yanı başımızda çorak zannettiğimiz kurumuş diye vehmettiğimiz yerdedir.

Göz aydın, gönül mutmain artık. Karında sıkıntı ve gizlilikle taşınanı şimdi kucakta aşikâr ve şerefle yüklenerek insanlığın gündemine sessizce sokulur, yürür Meryem / belki ben. Ta’n edenler, kınayanlar, hakaret edenler olacak ne gam ,ne keder. Çünkü taşınan konuşacak/kelam. Ben de yürümeliyim öyleyse Allah’ın kelamı, sözüyle toplumun gündemine sessizce. GÖZ AYDINLIĞI NESİLLER GELECEK umuyoruz. Onlar şöyle diyecek: “Biz Allah’ın kulları! Kitapla, vahiyle geldik; Bereketimiz bundandır. Namazla / bedensel ve zekatla / toplumsal kulluğumuzu ortaya koyacağız. Anaya (ve babaya) iyi davranmamız emredildi; zorbalık ve kabalık yakışmaz bize.”

Yaşadığımız ortamın kimyası farklı olabilir yine de ruh karışımımız bu olmalı. Kulluk kıvamında, kulluğu kıvamında yaşadığımız sürece selamet gelir bize. Ölüm esenlikle, selamla kavuşur ve yeniden diriliş gününde selamlarla karşılar bizi melekler cennetin kapısında.

Hatırımızda Zekeriya ve Meryem’e verilen rahmet. Dilimizde Yahya ve İsa’ya selam. Vesselam…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>