Ali Akar – Nebiler ve Şairler

Ali Akar – Nebiler ve Şairler

Tarih nebilerin ellerinde şekillenmiştir. Vahyin inmediği hiçbir arz parçası yoktur. Ve yeryüzünün sakini olan bütün halklar uyarıldılar. Her peygamber doğruyu halkına apaçık, anlaşılır bir şekilde duyurmak için neredeyse kendilerini paralamıştır. Cehennem bilgisine kesin iman etmenin kaygısıyla ortaya çıkan bir çabadır bu… Böyle umarsız yaşayan toplumların sonunu görebilmenin acısıyla kendilerine sert davrananları bağışladılar.

Yaradılmış olan evren, gelmekte olanın net haberleriyle doludur gören gözlere. Ne var ki vahyin muhatabı olan insanlar çoğu kez bundan yüz çevirirler, kendilerini uyaranları da yoklarmışçasına karşılarlar. Fakat onların bu aymazlığı, hoyratlığı ve alaycılıkları bütün izzet ve şerefin, güç ve kuvvetin tek sahibi, hâkimler hâkimi Allahın mülkünden bir şey eksiltmez. Kayda değer olmayanların kayıt dışı oluşu bir üzüntü oluşturmaz. Aziz ve Hakim olana kulluk ancak O’na ibadet edene bir şereftir.

Toplumlardan kimisinin öyküsünü Kur’an bize anlatır, kimisinden sadece kısa bir anma yapar, diğer pek çok toplum ise Kitab-ı Mübine konu olmamıştır. İşte yeryüzü tarihinin en görkemli olaylarından birini Şuara Suresi bize gündem yapar. O da Rabbimizin Musa(A.S.)’ya Tur’daki seslenişidir. Ona “zalim bir kavme, Firavn halkına git!” demişti. Onları takvaya, sakınmaya davet etmeliydi. Fakat Musa(A.S.) da bir insan, isyan etmez ama yeryüzünün bu en zorba, en azgın toplumundan ve onların zalim liderinden çekinmektedir. Yüreği daralır, yardım ister Rabbinden… Elbette isteği ona verilecektir. Allah yolunda bir hayattan kaçınmak yok ancak yine de O’ndan yardım istemek gerek…

Takati zor bir mücadeledir Musa(A.S.)’nın çabası… Hem Firavun ve kavmine, hem de yıllarca onun düzeninde ezilmiş, sindirilmiş Müslüman İsrailoğullarına yönelik bir uğraş. Gerçekleri güzelce anlatmak gerek, böylece iman eden bilerek inansın, yalanlayan da bile bile yalanlasın… Musa’nın tertemiz anlatımını sihir olarak nitelediler ve ona karşı kendi sihirbazlarını çıkardılar. Fakat dönemlerinin bilim adamı olan sihirbazların oyunu vahyle bozuldu. Asa onların yaptıklarını yuttu. Bunun üzerine sihirbazlar secdeye kapandılar,  “Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik.’’ dediler.

Sihirbazların imanıyla yenilgisi netleşen Firavun yine de onları acıklı bir şekilde öldürdü. Fakat onlar böylesi bir ölüme sevinçle gittiler… İman insana nasıl da şeref katmaktadır! Sonraki günler Müslümanlar için çekilmez oldu. Bunun üzerine Rabbimiz hicret emrini verdi. Geceleyin yürüdü Allahın kulları… Terk etmek gerek batıl sistemin tüm unsurlarını önce yürekte, Bu ancak iman ile olur. Sonra günahkâr ve yanlış hayatlarından sıyrılmak gerek, bu da amelle olur. En sonunda Allah imkân verirse ayrılmak gerek mekânlarından bu da hicretle olur…

Silindi böylece Firavn’un ismi tüm gönüllerden ve mekânlardan. Çünkü İsrailoğullarını yakalamak için bütün güç ve ordusuyla saraylarından tüm yaşam alanlarından çıktı. Bırakılmaz mekânları terk ettiler. Gözlerini bürüyen hırs, ağızlarındaki büyük kelimeler onların sonu oldu. Ve İsrailoğullarına açık olan yol onlara kapandı. Aziz ve Hakim olan Allah’ın kararı gerçekleşti de O’na rağmen kararlar alanlar yok oldu.

Sırada İbrahim(A.S.) var, Şuara Suresi’nde anlatılan nebilerde… O da hem kavmine, hem babasına, hem de toplumun lideri Nemrud’a Rabbinden gelen kelamı söylemek için tüm imkânlarını kullandı. Onlara yaratan, yol gösteren, doyuran, içiren, şifa veren, öldüren ve yeniden dirilten, hatalarımızı affetmesi umulan bir Rabbi tanıttı. Bu davetin, Allah’a çağrının yanında kendi ihtiyaçlarını da Allah’a arz etti, yardımını istedi, O’na dua etti. Bağışlanma ve cennet talebi bu dualarının temel konusu oldu.

Misaller devam ediyor surede… Nuh(A.S.)’un kavmi de elçilerini yalanladı. Allah’ın hayata elçiler göndererek karışmasını kabul etmediler. Oysa elçiler Allah’a karşı olmayan temiz bir hayata ve O’nun yol göstericiliğini kabule davet ediyorlardı. Bu çağrıyı yaparken onlardan bir ücret, bir beklenti içinde değillerdi. Nuh’un kavmi sosyal sınıfları problem etti. İman edenler aşağı tabakadandı onlara göre. İnatla reddettiler, sonunda Allah Nuh ve beraberindeki müminleri bir gemiyle kurtarırken kibirli toplum sulara gömüldü.  Tüm bu olanlar iman edenlere bir ayet, cennet yolunu gösteren bir işarettir. Pek çok insan bu işaretlere güven duymasa da Allah onur ve şerefin tek kaynağı, hüküm ve hikmetin tek membaıdır.

Maddeci bir hayatı kucaklayan Ad kavmi de kendilerine gelen elçiyi yalanladı. Hud(A.S.) da onları aynı gerçeklere davet etti. Bütün nebilerin dili aynı… Vahyin rengi, tınısı seslerinde… Göklerin, yerin işaret ettiğine dikkat çektiler aynı tavır ve kararlılıkla. Ancak bu kendini beğenmiş toplumda yapı ve yapılanmalarıyla, kuvvetleri ve saldırı güçleriyle aldandılar. Öğütler onların durumunu değiştirmedi. Allah’ın bugüne karışmasını reddettikleri gibi yarın onları hesaba çekeceğini de kabule yanaşmadılar. Bu da onların sonunu hazırladı…

Onlardan sonra gelen Semud halkı da cenneti yeryüzünde kurmaya kalkıştı. Daha güvenliydi güya şehirleri. Fakat Salih (A.S.) ve Allah’ın onlara işaret olarak gönderdiği deveye yaptıklarından sonra aldıkları önlemler bir işe yaramadı, onlar da silindi tarih sahnesinden. Lut (A.S)’un kavmi ise haz ve eğlenceyi din edindiler. Utanmazca kadınları bırakıp erkeklere yöneldiler, elçinin uyarılarını kulak ardı ettiler. Benzersiz bir şekilde helak edildi bu zalim toplum…

Şuara Suresi son olarak mal ve mülk kazanma yolunda her şeyi helal gören Eyke kavmini gündem yaptı. Elçileri Şuayb(A.S.) onları bütün ölçü ve tartımlarda doğru olmaya çağırdı. İnsanların mallarını gasb etmekten, haksız kazanç ve sömürüden vazgeçmeleri için uğraştı. İbadetlere karıştığı gibi siyasal ve ekonomik dünyada da Allah’ın kurallarının geçerli olduğunu onlara defalarca söyledi. Onlar da onu sihirbazlıkla, insan peygamber oluşla suçladılar ve davetini reddettiler de gölge gününün azabıyla yok oldular.

Mevla’mız tüm bu örneklerle peygamberimize, O’nun nezdinde ümmetine moral vermektedir. Tarih yalanlanan peygamberlerle doludur. Onlar kendilerini paralamadan mücadele ve tebliğlerine devam ettiler. Bize düşen de budur. Bu Kitap Allah’tan gelmedir. Şeref veren bir sözdür, insan zihninin ürünü değildir. İnsan ve cin şeytanlarının müdahalesinden korunmuştur. Oysa insanların yazıları, felsefeleri, düşünceleri öyle değildir. Hakikatle yalan, yanlış yan yanadır. İnsani duygu, arzu ve beklentiler sözün içeriğine sızar. En görkemli yazılar için bile bu geçerlidir. Oysa bu kitap Allah’tandır. Bundandır ki boş, yersiz ifade barındırmaz. İnsanlığın tüm ihtiyaçlarına cevaplar vardır bu kitapta. Kendisine muhtaç olduğumuz bu kitap Rasul’e ne emrettiyse bize de buyruktur. İman sadece Allah’a olmalı bu bir. En yakından uzağa doğru uyarı yapılmalı bu iki. İmanlılara kol kanat gerilmeli bu da üç… Kabul ederlerse ne ala, etmezlerse işin sahibi Allah’tır, O’na bağlanmalı çünkü O işitendir ve her şeyi bilendir.

Açıktır ki yeryüzü tarihinde savaş vahyin belirlediği bir hayatı yaşayanlarla şeytani aklın ilham ve sezgileriyle, bulgu ve bilgileriyle hareket edenler arasında olmuştur, olacaktır. Vahye kulak verip onunla düşünenler olduğu gibi şeytanın sözlerine kulak kesilerek söylemlerini oluşturanlar vardır. Kur’an’ın indiği yıllarda özellikle şairler topluma yön veren seslerdi. Hayata dair her konuda insanların referansları durumundaydılar. Böylece Firavunlu yıllarda sihir merkezli bilimsel dünya görüşü, İbrahim’in karşısındaki gök cisimlerine dayalı yeryüzü kurgusu, Nuh’un kavminin toplumu tabakalara ayırışı Ad kavminin gücü, maddeyi yüceltme anlayışı, Semud’un teknolojiyi, sanatı merkezlendiren felsefeleri, Lut kavminin hazcılıkları, eğlenceyi din edinmeleri, Eykelilerin ekonomik kalkınmayı değerler sisteminde tek ölçüt görmeleri Mekke toplumundaki şairlerin konumuyla ilgili bize ipucu vermektedir.

Suremiz şairlerin her vadide/alanda şaşkın dolaştıklarını ve yapılması mümkün olmayan bir hayatı dillendirdiklerini söylüyor.Anlıyoruz ki eylemleri düzensiz söylemleri slogandan ibarettir.

Oysa iman eden,salih ameller işleyen,Allahın adını çokça anan,gündeme getirenler öylemi? Onlar yardım göreceklerdir.Ve zalimler mutlaka devrilecektir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>