Ali Akar – Sana Musa’nın Haberi Geldi Mi?

Ali Akar – Sana Musa’nın Haberi Geldi Mi?

/Yolsuzum, ışıksızım… Ne sıcaklık var, ne de ısınacak bir ateş…/ Ama yola çıkılmadan kılavuz bulunmaz, darlığa sabretmeden bolluğa ulaşılmaz. Titremeyi bilmeyen sıcaklığın kadrini anlayamaz.

/Ey Taha! Sana gelen bu teklif, darlığına darlık, bununa bun, cefana cefa katmak için gelmedi. Yüklerine yenisini eklemez. Soğukluğu, karanlığı çoğaltmak, yolsuzluğunu artırmak amacında değil./

Kulluğun yükünü yüklenen diğer ağırlıkları atar omuzlarından. Bin evhamın marazla doldurduğu kalpler bir vahiy belgesiyle şifa bulur. Ve vahiy titretir yüreği de orada olmaması gerekenler dökülüverir. Çünkü gelen söz Yüce olandandır. Yüksek gökleri ve yeri var eden, varlığı ve hükümranlığını merhametiyle yürüten, gizliyi, gizlinin gizlisini ve açığı bilen, EN GÜZEL İSİMLER’in sahibindendir söz ve en güzel tanımları da isimlendirmeleri de O yapabilir ancak…

/O Allahın kulları arasında benim gibileri var biliyorum.. Çöllerinde kaybolmuş, üşümüş, yalnız kalmış. Fakat bir ateş yüreğini ısıtmış önce, gözlerinden kalbine bir ünsiyet yayılmış sonrası.. Dilinde bir umut ehliyle paylaşmış… Yürümüş, yönelmiş ateşe insanca… Beklentisi kılavuz, umudu sıcaklık… Ama bulduğu bir kelam… Sözlerin en güzelini en güzel sözü söyleyebilecek olandan duymuş… Şimdi ne sıcaklık ihtiyaç ne kılavuza muhtaç… Lakin hem yol aydın hem de yürek sımsıcak…/ Kelam, söz başkalaştırır insanı ve ardından başkalaşır sahip olduğu her şey… El  o el değildir artık,   o asa sadece dayanak değildir şimdi. Nasıl ateş başkalaştıysa, ağaç değiştiyse imkânlarımızı açar, şerh eder Allah… Kalp sözle şerha şerha olur da nice yürek kapasitelerine vakıf olur kişi. Bedenini kullanmaya alışmış olan ruhuyla tanışır kelamla… Ve ruhunun biçimlendirmesiyle bedeni de başkalaşır, o kişiye bakılınca Allah hatırlanır.

Ama söz ağırdır. Taşınacak yük sıradan değil. Kalp darda, iş zor, dil kifayetsiz. Ruhun anladığını dilin ifade etmesi gerek. Dilin de söylediğini kulakların kavrayacağı şekilde demesi lazım.

/Yardım et ya Rab! Bana lütfettiğin görevi reddetmiyorum, sunulan bu şereften vazgeçemem… Ancak bildiğim ben zayıf… Desteğine muhtacım. Kulun işi istemek, yanımdan yöremden yardımcılar ver bana… Seni anmak benim işim, gündemde hep sözün dursun. Bunun için çabalayacağım ama sadece bende kalmasın söz, birlikte söyleyelim… Böylece kuvvetli çıksın sesimiz!/

Dualar yükseltir bizi, duaları da güzel eylemler yüceltir. Her salih amel bir isteğe rampadır. Dilden yapılan duanın yolu uzun, gönülden yapılan ise kanatsız… Salih  amel le sanki bütün beden dilekçe olur ve makamın önünde durursun.

/Sen söylemeden, dillendirmeden ihtiyaçlarını bilip de veren, seni seçen, sana istemediklerini, istemeyi bile bilemediklerini veren, cevabını, karşılığını verecek şimdiki dualarının da/

Fark etmediğimiz nice tecrübeler yaşatılır bize… Barındırılır, yol öğretilir, varlıklanırız ayırt edemeden tüm bunları… Doğmak, beslenmek, ayrılmak, kavuşmak… Kaybolmuşluğun, sapkınlığın içinde yol bulmak ne güzel nimetlerdir. Bütün nimetleri fark ettiren nimet ise vahye muhatap olmak, Allah’ın kelamıyla şereflenmektir.

/Öyleyse korkma, durma ve kımılda… Kötülüğün üstüne yürü güzel ve güzelleştirici kelimelerle… Sağaltan bir söyleyişle sözün güzelini, kolayını ve yumuşağını söyle! Azgınlık ve kötülüğün dozu bizim kimliğimizi etkileyemez. Karşımızdakine göre değil bizi gönderene göre şekillenmeliyiz. Benim sahibim sözümün sahibi olan Allah. O’nun ol dediği gibi olmak bana yaraşır. Yüreğim korku dolsa da, insani endişeler sarsa da içimi yürümem gerek bu yolda işiten ve gören bir Allah’ın korumasıyla/

Rabbimizin yüklediği yük iki taraflı… Bir yanı anlatmak, tanıtmak, çağırmak tüm güzelliğiyle, bir yanı sahip çıkmak mazluma, zulmü engellemek, başını okşamak yetimin, doyurmak miskini, fakiri.. Bir yanıyla Allah’a kulluk, bir yanıyla O’nun kullarına merhamet…

Ve söylenmesi gereken her  ne varsa yiğitçe söylenecek. Israrla ve güvenle iman/vahiy hep gündemin merkezi olacak. Batıl sözü, fikri hep başka mecralara akıtmak derdindedir. Yüreklerde başka telaşlar, fikirlerde değişik endişeler, arzularda sapkın hevesler oluşturmak ister. Oysa vahyi taşıyan vahiy aldığı Rabbini çok iyi tanır, iman eder ve O’nu ısrarla ve güzelce anlatır… Yaratan, yol gösteren, bütün bilgileri kendinde barındıran, unutmayan, şaşırmayan, yeryüzünü insan için hazırlayan, onda yollar var eden, hayatın devamı için gökten su indiren ve o suyla çeşit çeşit bitkiler bitiren O’dur. Yanlışı görüp bertaraf edecek donanıma sahip olanlar bundan, bu belgelerden alacağını alır da hem hayatını Allah’a göre yaşar hem de varlığının yeniden O’nun huzurunda bir hesap için tekrarlanacağını bilir.

/Eğer en güzeli indirenin sözü yüreğime indiyse sorumluluğum ağır biliyorum. Şunu da biliyorum ki kabul ettiğim yük dilime açıklık, sadrıma şifa, pazuma kuvvet, bedenime görkem kazandıracak. Bir de düşmanım sıkı, mücadelem ciddi, uğraşım yorucu olacak… Evet, biliyorum dostlarım yorgun, aç, zavallı biçarelerden yanımda yöremdekiler de miskin, yetim, mağdurlardan oluşacak./

İçimizdeki selamet, esenlik ve güvenliği dışarıya aksettirmek istediğimizde kaosun, kargaşanın ve çatışmanın sahipleri,  bölünmüşlüğü ve parçalanmışlığı seçenler en seçkin etkileyiciliklerini, efsun ve sihirlerini ortaya koyacaklar. Kelam teslimiyetin ve tevhidin eseridir. Bütünlüğünü sağlamış bir yürek ancak ‘esma’nın dili olabilir. Parçalanmış, şirk dolu bir dimağın ürünü görsel etkileşimdir sadece. Göz doldurmayı, görüntü çokluğunu başarı zanneder. Kargaşayı zenginlik gibi sunma derdindedir.

/Hayatımın      her      hamlesi O’ndan… Varlığıma karar verenin kararlarına uymam gerek. At dediğinde atmam, bırak dediğinde bırakmam, vur dediğinde vurmam gerek. Çünkü gönlü razı olanın işi asan olur./ İşte o zaman secdeler başlar, kulluk meydanları doldurur. Başarıyı maddi olanda arayanların kalbi iman ışıltısıyla gerçek kazancı yakalar… dönüştüren sözün bereketini umup bulanlara ne mutlu…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>