Müzik

Alişan Demirci – Mısır’ın Sesi

Alişan Demirci – Mısır’ın Sesi

Daha önce Ümmü Gülsüm’ü yazmak zor görünüyor demiştim. Bağlam Yayıncılık’ın Müzik Bilimleri Dizisi’nden çıkmış olan Mısır’ın Sesi -Ümmü Gülsüm, Arap Şarkısı ve Yirminci Yüzyılda Mısır Toplumukitabından hareketle yazmak istedim. Kitabın yazarı Virginia Danielson ve kitap Amerika’da 1997 yılında yayınlanmış.

Ümmü Gülsüm’ün kesin doğum tarihi bilinmemekle beraber, Dakhaliye vilayeti nüfus kayıtlarının Tammay el Zahâyra köyü sayfasındaki bilgilere dayanılarak 4 Mayıs 1904 tarihi veriliyor kitapta. Taşrada fakir bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen sanatçının babası, köyün imamı olan Şeyh İbrahim es-Seyyid el Baltacı (ölümü 1932), annesi ev hanımı olan Fatma el-Melîjî (ölümü 1947).

Ümmü Gülsüm 5 yaşından itibaren üç sene boyunca Kur’an ve tecvid dersleri aldı. Babası imamlıktan aldığı düşük ücretle geçinemediği için, kendi köylerinde ya da civar köylerde dini şarkılar söyleyerek para kazanmaya çalışıyordu. Ümmü Gülsüm’den on yaş büyük ablası ve bir yaş büyük abisi de babalarına eşlik ediyorlardı. Bir gün abisi rahatsızlanınca, Ümmü Gülsüm babası ile birlikte gitti. Genelde “umde”nin (köyün reisi) evinde toplanılıyordu. Ümmü Gülsüm’üm 5-8 yaş arasında umdenin evinde yaptığı başlangıç, komşu köyde yapılacak bir kutlamaya davet edilmesi ile devam eder. Bu kutlamada ev sahibi, babasının imamlıktan aldığı maaşın yarısı kadar bir ücret öder Ümmü Gülsüm’e. Dinleyiciler arasında bulunan bazı insanlar; babasından, Ümmü Gülsüm’ü kendi kutlamalarına da getirmesini isterler. Bu sayede ünü gittikçe yayılan sanatçı, bir tüccar tarafından halk konseri yapmaya davet edilmiş, zengin ve nüfuzlu insanların evlerine çağırmalarıyla ünü daha da artmıştır. Bu ev konserlerinde Ümmü Gülsüm, fakir ve köylü kıyafetleri ile bir erkek gibi giyinen ve zenginler tarafından hor görülen küçük bir kız iken; şarkı söylemeye başladığında herkesi susturan ve bütün dikkatleri kendinde toplamayı başaran müthiş bir sese sahipti.

Sanatçı ilk  başlarda  şeyha,  dinî  şarkıcı,  taşra lı, bedevî gibi farklı sıfatlarla nitelendirilmişti. Fakat Kahire’ye giderek yeteneklerini geliştirmiş, şöhret ve serveti getirecek repertuarı ve profesyonel kimliği ararken bir yanda da icra stilini, görünüşünü, tavırlarını değiştirmiştir. Zaman zaman devrin popüler müziğine kaydığı için eleştirilen Ümmü Gülsüm halkın isteklerini geri çevirmemek belki de daha meşhur olabilmek için dini müzikten uzaklaşıp eğlencelik aşk şarkıları söylemeye başladı. 1923 yılında Odeon firması ile anlaşan sanatçının 1924-1926 yılları arasında 14 adet kaydı piyasaya sürüldü.

Ümmü Gülsüm öğrenmeye hevesli ve çabuk öğrenen bir öğrenciydi. 1920’lerin başında bir davette onu gözlemleyen Muhammed Abdulvahhab, “Her zamanki gibi Ümmü Gülsüm birinci bölümü sadece bir kez dinleyerek ezberlemişti” demiştir. Bu yıllarda babası ona birçok hoca ile çalışması için yardımcı olmuş, ud dersi almasını sağlamıştır. Esas hocası Şeyh Ebû’l-ilâ Muhammed, meşâyihlerin müzik mirası konusunda uzmanlaşmış, klasik Arapça şarkılar konusunda sanatçıyı yetiştirmiştir. Meşâyih tarzının ana unsurlarından olan söz ve melodinin aynı potada eritilmesi Ümmü Gülsüm’ün stilinin özünü oluşturacaktır. Bu yıldan sonra Ümmü Gülsüm’ün müziğinde ve kişisel tarzında yaptığı seçimler tutarlı bir kalıba girmişti.

Ümmü Gülsüm aile bireylerinden oluşan şarkıcılarını (yani meşayih orkestrasını) prestijli/saygın bir “taht” ekibi ile değiştirir. Yeni taht’ın yarattığı etki çarpıcı idi ve müzisyenler tek tek ele alındıklarında Ümmü Gülsüm’den daha ünlü, klasik müzikte ustalaşmış kişilerdi. Müzisyenlikteki ustalıklarının yanında bu adamlar önemli bir tarz değişiminin sinyalini veriyorlardır. Çünkü orkestra sanatsal ilerlemeyi, modernliği ve biraz da olsa dinden kopuşu temsil ediyordu. Artık Kahire sahnelerinde taht ile çıkarak bir şeyha ya da münşide olmaktan çıkıp yerini taht’ı olan ve artık başörtüsü kullanmayan ve bu yüzden eleştirilen bir şarkıcı alıyordu. Rûz el Yûsuf gazetesinde yer alan bir haber şöyle: “Dini şarkılar söyleyerek konser veren.., kollarını sıyırıp elleriyle yemek yiyen Ümmü Gülsüm, bugün aşk ve tutku üzerine taktuka ve edvâr söylüyor, size ‘Comment ça va?’ diye sorup ‘Bien, merci’ diye cevaplıyor.”

Bu başarılar dönemin ünlü sanatçıları tarafından kıskançlıkla karşılık bulur. Mesela Münire el Mehdiye medya sektöründeki tanıdıkları sayesinde kirli haberler yaptırır. Babasının köye dönmek istemesine ve kızının kariyerini bitirmek istemesine kadar varan bu olayları Emin elMehdi’nin çabaları durdurur. Ümmü Gülsüm evine kapanır, ziyaretçi kabul etmez ve basına karşı ihtiyatlı olmaya başlar. Bu dönemde ülkedeki ekonomik daralma, tiyatro, konser gibi eğlencelerin kötü etkilenmesine neden olur. Birçok sanatçı Ümmü Gülsüm’e özenerek, onu taklit ederek, onun gibi giyinerek piyasada yer almaya çalışsa da başarılı olamazlar. Ümmü Gülsüm ise kendine bağlattığı maaşlar ve albüm satışlarından aldığı ücretlerle geçimini rahatça sağlamıştır. Gelen tekliflere çok yüksek ücretler istiyor, bazen gelen yüksek ücretleri bile reddediyordu.

1930’larda, her ayın ilk perşembe günü radyoda da yayınlanan sezonluk konserler vermeye başlar. Bu konserler neredeyse 1973 yılına dek hemen her sezonda devam etmiştir.

350 sayfalık kitapta bu şekilde o kadar çok ayrıntı var ki; Ümmü Gülsüm, hangi tarihte, kiminle, ne anlaşması yaptı, ne kadar ücret aldı, memnun kaldı mı, basında yankısı ne oldu gibi birçok soruya cevap bulabiliyorsunuz. Kitabın yazarı 5 sene Mısır’da çalışarak, dönemin hemen hemen bütün dergi, gazete ve resmi kayıtlarına bakarak hazırlamış kitabını. Müthiş ayrıntılı bir kitap. Bu ayrıntılardan birkaç örnekle bitirelim:

Ümmü Gülsüm’ün çocukluğundaki “gürültücü” hayran kitlesi, ağırbaşlı ve repertuarı bilen, sadık bir dinleyici kitlesine  dönüşmüştü. Bir müzisyenin anlattığına göre: “Yaşlı bir umde İskenderiye’de yaşıyor ve Ümmü Gülsüm’ün her konserine gidiyordu. Biri kendisi, diğeri de paltosu ve şapkası için olmak üzere iki yer satın alıyordu. Bir gün konsere gelmeyince konser arasında Ümmü Gülsüm acil servis arabasını umde’nin evine yolladı. Umde’nin babasının vefat ettiği ve kendisinin yasta olduğu ortaya çıktı. Her şeye rağmen acil servis arabası ile konsere geldi.”

Genelde aşağıdaki şekilde bir program uyguluyordu Ümmü Gülsüm:

22.30 23.40 Birinci Şarkı (Vasla) 50 dakika ara

00.30 – 02.40 İkinci Şarkı 50 dakika ara

03.30 04.15 Üçüncü Şarkı.

1967 yılında Paris’te vereceği konserde benzer bir programda ısrar etmiş ve Fransız devlet adamlarını ve Arap olmayan seyirciyi hayrete düşürmüştür. Söylenenlere göre 7 saat süren ve sabaha karşı biten konser için yetkililerden özel izin alınmış, Mısır rekoru kırılmış ve “Olympia Tiyatro salonu Wagner için bile bu vakte kadar açık kalmamıştı” denilmesine neden olmuştur. Başkan Dögol’ün de telgrafla kutladığı 1967 yılı Kasım ayındaki bu konser, sanatçının Arap dünyası dışındaki ilk ve tek konseridir. Buradaki bütün gelirlerini Mısır’a bağışlayan sanatçı, Arap dünyasında verdiği bir dizi konserden elde ettiği geliri de Mısır’a bağışlamıştır.

Ümmü Gülsüm “iyi bir şarkıcıydı çünkü Kur’an okuyabiliyordu”. “Asla aynı mısrayı iki kez aynı şekilde okumazdı”. Araplar, o şarkı söylemeye başladığı anda “zamanın durduğuna” inanıyorlardı.

Bir söyleşide kendi kimliği ni ifade ederken: “Onlar (fellahin) basit insanlar… ama altın kalpliler. İlk dinleyicilerim onlardı. Elde ettiğim her türlü başarıyı onlara borçluyum. Bu ülkenin gerçek efendileri onlardır, çünkü bu topraklardaki iyiliğin, cömertliğin ve sevginin kaynağıdırlar. Taşra, şehrin kaynağı ve çıkış noktasıdır. Eğer şehirde yaşıyorsanız sürgünde yaşıyorsunuz demektir; köyde ise akraba ve dostlarınızla yaşarsınız.” demiştir.

Ümmü Gülsüm Allah’tan gelen müthiş bir sesin yankısıdır. Bu yankı herkeste farklı bir anlam bulabilir. Kitaptan yapmaya çalıştığım kısa alıntılarla küçük bir giriş yapmış oldum. Bu sesin hayat hikâyesini bu kitaptan okumanızı öneririm. (Virginia Danielson, Mısır’ın Sesi -Ümmü Gülsüm, Arap Şarkısı ve Yirminci Yüzyılda Mısır ToplumuBağlam Yay, Mart 2008, çev.Nilgün Doğrusöz, Cem Ünver)

Etiketler
Devamı

Alişan Demirci

Yazara ait tüm içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı