Söyleşi

Muhammed İkbal Şenol İle…

Biz Bir Milletiz… Muhammed İkbal Şenol
Hazırlayan: Mahalle Mektebi

Gençliğimden bugüne kadar hep Mescid-i Aksa’yı uzaktan seyretmek zorunda kaldım. Bütün diğer arkadaşlarım gibi. Ben Kudüs’e bugüne kadar üç defa gidebildim. Bunu düşünebiliyor musunuz? Kudüs’e, Mescidi Aksa’ya bu kadar yakın olup gidememek…

Bu çok acı…

Filistin ve Türkiye olarak ortak tarihi geçmişimiz var. Ben bununla başlamak istiyorum. Bu konuda neler söylemek istersiniz.

 Bizim tarihimiz çok uzun ve buna bağlı olarak da birçok olayları ihtiva etmektedir. Bizim tarihimizi doğru şekilde öğrenmemiz gerekir. Tarihimizdeki önemli olayları gelecek nesillerimize doğru şekilde aktarmamız gerekir. İkinci bir nokta ise tarihimiz bizim için çok önemli. Biz İslam milleti olarak ortak geçmişimizi bilmek durumundayız. Çünkü biz bir milletiz. Son seksen, doksan yıldır yaşanan bölünmüşlüğümüzün, aramıza giren ayrılıkların nedenini ancak tarihe doğru gözle ve doğru taraftan baktığımız zaman görebiliriz.

Filistin’in şu an içinde bulunduğu durum hakkında kısa bir bilgi verebilir misin?

 Filistin’de biliyorsunuz işgal devam ediyor. Gazze’de halk çok zor durumda. Gazze’nin dışında diğer şehirlerde İsrail’in işgalci askerleri ve silahlandırılmış yerleşimci toplulukları her an ateş açabiliyorlar. İsrail’in kendisi de her yıl yeni bir savaş başlatıyor ve bunu medyadan dünya da takip ediyor. Her ne kadar görmezden gelseler de… Bunun yanında binlerce esir halen İsrail zindanlarında sebepsiz yere tutuluyor. Şunu da söylemek istiyorum. Gençliğimden bugüne kadar hep Mescid-i Aksa’yı uzaktan seyretmek zorunda kaldım. Bütün diğer arkadaşlarım gibi. Ben Kudüs’e bugüne kadar üç defa gidebildim. Bunu düşünebiliyor musunuz? Kudüs’e, Mescidi Aksa’ya bu kadar yakın olup gidememek… Bu çok acı…

Kudüs’e diğer Filistin şehirlerinden giriş yasak mı?

 Evet, ben en son üç yıl önce gidebildim. İzin almanız gerekiyor fakat izinde verilmiyor. Sadece 50 yaşın üstündekiler için izin veriliyor. Gençlerin girmesine müsaade edilmiyor.

Peki, sizin şehrinizde hayat nasıl devam ediyor? Yaşanılan zorluklar nelerdir?

Filistin’de en büyük problem biraz önce de belirttiğim gibi işgal. Benim yaşadığım şehirde de diğer Filistin şehirleri gibi hayat çok zor. İş yok, halkın geçimini temin edebileceği bir istihdam ortamı yok. El Halil, Nablus ve Kudüs gibi bazı şehirlerde İsrailli yerleşimciler var ve bunlar tarım arazilerini tahrip ediyorlar. Filistin halkı için bunlar en büyük tehlikelerin başında geliyor. Çünkü bunlar İsrail tarafından silahlandırılmış durumdalar.

Mavi Marmara olayına değinmek istiyorum. Bu konuda kişisel düşünceleriniz, hissettikleriniz nelerdir?

 Mavi Marmara gemisinin Türkiye’den hareket ettiğini öğrendiğimizde biz sürekli dua ediyorduk ve İHH’nin bu girişiminden dolayı çok heyecanlanmıştık. Tüm Filistin halkı heyecanlanmıştı. Çünkü biz, ‘’Türk kardeşlerimiz bize yardıma geliyor’’ diye duyduğumuz zaman adeta Filistin’in damarlarına yeniden kan gelmişti. Fakat İsrail’in bu gemiyi engellediğini haberlerde duyduğum zaman çok üzülmüştüm. Ben o zaman Filistin’teydim ve diğer bütün Filistinliler gibi elimden hiç bir şey gelmiyordu. Orada şehit olan Türk kardeşlerimiz için daima dua ediyorum ve onlar için Allah’tan rahmet diliyorum. Orada şehit olanlar bizim de şehitlerimizdir. Ailelerine sabırlar diliyorum. Bizim inancımız odur ki, bu dava yolunda ölenlerin hepsi Allah katında şehittir. Biz aynı yolda şehitler vererek aslında dünyaya bizim kardeş olduğumuzu da haykırmış oluyoruz.

Mavi Marmara projesinin amacına ulaştığını düşünüyor musunuz?

Mavi Marmara, yardımları Gazze’ye ulaştıramadı belki ama bundan daha büyük bir şeyi insanlığa ve tüm dünyaya ulaştırdı. Bu da şudur ki, kendi zevklerine ve dertlerine dalmış insanlara Gazze’de yaşananları duyurdu ve buraya dikkat çekti. Türkiye’nin, kardeşi Filistin’in yanında olduğunu gösterdi. Tüm Müslümanlara buradaki yaşananları duyurdu ve İsrail’e karşı büyük bir kampanyanın öncülüğünü yaptı. Tüm dünyaya Gazze direnişini duyurdu ve bu en az oraya ulaşacak olan yardımlar kadar önemlidir bence. Bu anlamda evet, Mavi Marmara gemisi aslında yola çıktığı ilk an hedefine ulaşmıştı.

Türkiye’ye Filistin’den baktığınız zaman nasıl görünüyor? Filistin halkının ülkemiz hakkındaki düşünceleri genel olarak nelerdir?

 Biz Filistinliler olarak Osmanlı Devletini ve Türkiye’yi çok seviyoruz. Ama Osmanlı Devleti’nin son dönemleri olan İttihat ve Terakki dönemini bundan ayırmak gerekir. Çünkü Cemal Paşa çok kötülükler yapmıştır Filistin’e. O dönemde zulümler yaşanmıştır. Sultan Abdülhamit’i ise bütün Filistinliler çok seviyor. Abdülhamit zamanında hilafet vardı ve Filistin’de yaşam çok güzeldi. Filistinliler olarak Türkiye’ye karşı bugün de bu sevgimiz devam ediyor. Türkiye bize çok yardım ediyor. Türkiye bugün de bizim için kardeş bir ülkedir ve her müslüman bizim için kardeştir. Çünkü biz, hepimiz biriz.

Türkiye’den daha önce tanıdığınız yazar, siyasetçi kimse var mıydı?

 Tabii ki, Necmettin Erbakan’ı tanıyordum ve çok seviyordum. Allah ona rahmet etsin. Abdullah Gül’ü, Recep Tayyip Erdoğan’ı, İHH Başkanı Bülent Yıldırım’ı tanıyorum. Bunun yanında Adnan Menderes ve Said Nursi’yi de isim olarak tanıyordum.

Peki, Filistin’in geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?

 Ben inanıyorum ki Filistin’de işgal çok yakın bir zamanda son bulacak. Bunu sağlayacak olan bizim ve tüm Müslümanların inancıdır. Filistin’in Türkiye gibi büyük ve refah bir ülke olacağına inanıyorum. Ekonomisi büyük, halkı barış içinde ve işgalden arındırılmış özgür bir Kudüs hayal ediyorum ve inanıyorum ki biz sabırla çalıştığımız müddetçe Allah bize bunu nasip edecektir.

Biliyorsunuz Ortadoğu bölgesinde yaşanan bir Arap Baharı var. Bu olaylara bölgeden bir genç olarak sizin bakışınız nedir? Neler düşünüyorsunuz?

Öncelikle Arap Baharı ile Ortadoğu insanı korku duvarlarını yıkmıştır artık. Bunun yanında Arap Baharını anlamak için bu ayaklanmalara giden süreci, bu devrimlerin gerisinde yatan sebepleri iyi anlamak gerekir. Devrimin her yaşandığı ülkenin şüphesiz kendine özgü nedenleri de olmakla birlikte bu sebeplerin başında halkların artık özgürlüklerini istemeleri gelmektedir. Arap Baharını gerçekleştiren insanların tek bir düşüncesi var. Ülkelerinin zaten var olan ama kullanamadıkları ekonomik güçlerini kullanabilmek ve gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşmaktı. Arap Baharının yaşandığı ülkelerde ki diktatörler ülkelerinde tek söz sahibi oldukları halde, tüm yetkiler ellerinde olduğu halde ülkenin gelirlerini kendi ülkelerine yatırım için ve halk için kullanmadılar. Onlar ülkelerinin gelişmesini istemiyorlardı. Halk ta artık bundan bunalmış ve bunun için ayaklanmıştı. Baharın yaşandığı ülkeler içinde seçim yapılan ülkeler de vardı. Seçim yapılıyor ama oy kullanırken başınızda bir asker bulunuyor ve size zorla diktatör lehine oy kullandırıyordu. Halk ülkelerinde asla gerçekleşmeyen demokrasi ortamı için ayaklanmıştı. Bu diktatörler kendi ülkelerinde kendi halklarını ayrıştırmaya, gruplara bölmeye başlamışlardı. Bunlar baharı hazırlayan en önemli sebeplerin başında gelmektedir.

Olaylara genel olarak baktığımız zaman Arap Baharı nasıl gerçekleşti?

 Arap Baharı iki yöntemle gerçekleşti. Biri Mısır, Tunus, Libya, Yemen gibi halkın sokağa çıkarak, meydanlara inerek yönetimi değiştirmesidir. Diğeri ise halkın sokaklara çıkmadan facebook, twitter gibi sosyal paylaşım ağları yoluyla, fikrî bir Arap Baharı yaşanmasıdır. Halkın sokağa çıkmadığı ülkelerde de bu bahar yaşandı. Bu şekilde halk yönetimleri seçime zorlamıştır. Arap Baharı bölgenin adeta kaderini değiştiren büyük bir olaydır. Çünkü bu ülkelerin bazılarında da diktatörler yönetimi kendi istekleri ile değiştirdiler. Halkı sakinleştirmek için seçime gittiler. Bu yöneticileri bunu yapmaya iten de Arap Baharının rüzgarıdır. Ama gün gelecek bu halkta ayaklanacaktır.

Bu sürecin sonuçları sizce nasıl olur?

Arap baharının sonuçlarını şu an görebilmek mümkün değil. Çünkü bunun iki sebebi var. Birincisi, Arap Baharının gerçekleştiği ülkelerde olaylar sakinleşmedi ve istikrar ortamı sağlanamadı. İkinci sebep, gelişmiş ülkelerin bu olaylardan hemen sonra gelişmelerin yaşandığı ülkelere müdahale etme çabaları ve ülkelerin içişlerini karıştırmaya yönelik çalışmalarıdır. Bu ülkeler müdahale güçlerini Arap Baharının yaşandığı ülkelerdeki ekonomik zafiyetten buluyorlar. Arap baharını gerçekleştiren insanların düşüncesi biraz önce dediğim gibi ülkelerinin ekonomik güçlerini kendileri için kullanıp güçlenmekti. Fakat her zaman olduğu gibi gelişmiş ülkeler kendinden başka hiçbir ülkenin gelişmesini istemiyorlar. Bakınız; Arap Baharı çok büyük tarihî bir olaydır. Arap halkının tarihe düştüğü bu not gelecek nesiller tarafından da gururla okunacaktır. .

Mesela hangi ülkeler bunlar?

Mesela Fas, Ürdün ve Cezayir’de halk sokağa çıkmadı ama yönetimler seçime gitti. Bunun da önemli nedenleri var. Çünkü Cezayir yakın zamanda bir savaş yaşadı. Yeniden böyle bir savaş ortamının ülkeye zarar vereceğini düşünerek böyle bir yola başvurmuş olabilirler.

Bölgede bu olaylardan etkilenmeyen ülkeler var mı?

Bölgede çok az bir ülke Arap Baharından etkilenmedi. Aslında bazı ülkelerde ilk başta ayaklanma çabaları oldu ama tabi yine bölgede bu olaylardan etkilenmeyen ülkeler var.

Sizce bunun sebepleri neler?

Arap Baharının yaşanmadığı ülkelerde yaşayan insanlar ekonomik olarak belli bir düzeye sahipler ve bu ülkelerin genel olarak nüfusu da azdır. Muhalif olabilecek gruplar yok mesela. Mesela Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve Bahreyn’de bu ayaklanmalar yaşanmadı. Çünkü dediğim gibi buradaki halkın ekonomik seviyeleri yüksektir. Bununla beraber Arap Baharı fikri bu ülkelerde de fikir olarak yaşamaktadır. Bu ülkelerde ki halkların bir kısmı Arap Baharının başlangıcı sürecinde ayaklanmaya kalkıştılar. Fakat buradaki yöneticiler hemen bu kişileri tutukladılar. Suudi Arabistan’ın durumu ise biraz daha farklı. Bu ülkede çok büyük sorunlar var. Fakir halk çoğunluktadır. Ortadoğu bölgesinin en kötü diktatörlüğü bu ülkededir. Arap Baharı olayları çıktıktan sonra da bu ülkede halka yüklü miktar­da para dağıtıldı. Ama ben inanıyorum ki bu da Suudi Arabistan’da Arap Baharı yaşanmasını engelleyemeyecektir.

Arap Baharı bölge insanlarına neler kazandırdı?

Arap Baharının bölge insanına kazandırdığı en önemli şey, özgürlük ateşini yakma cesaretidir. Haklı olduğu davada sonuna kadar mücadele etmeyi bu halk öğrendi artık. Bakınız Arap Baharının amacı sadece hükümetlerin değişmesi değildir. Mesela Mısır’da yönetim değişti ama birçok sorunlar hala devam ediyor. Eğitim ve kanunlar açısından kat edilmesi gereken çok yol var. Yani diktatörlerin yıkılmasından sonra bölge ülkelerinin, devrim gerçekleştiren ülkelerin yapacağı çok iş var.

Bu güzel sohbet için ben çok teşekkür ediyorum. Son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?

Vakit ayırdığınız için ben de çok teşekkür ediyorum. Ben Filistin için, Türkiye için daha güzel günler diliyorum. Afganistan, Irak, Suriye, Bangladeş ve Burma gibi zor durumda olan Müslüman ülkeler ve bütün Müslüman kardeşlerimizin refaha ulaşmasını ve barış dolu günlere ulaşmasını ümit ediyorum. Türkiye halkına da bize karşı sıcak davranışlarından ve muhabbetle kucaklamalarından dolayı çok teşekkür ediyorum.

Etiketler
Devamı

Mahalle Mektebi

Bu bölümde çok yazarlı yazılara, röportajlara ulaşabilirsiniz.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Adblock Detected

Please consider supporting us by disabling your ad blocker