Bülent Keçeli – Cezbede Bir Narsist – Analist Şiirin Hızı

Bülent Keçeli – Cezbede Bir Narsist – Analist Şiirin Hızı

Vural Kaya şiirinde siyaset, gizli ya da açıktan önermelerle oluşuyor. Şair bunu kendi mizacından dolayı olağan bir şekilde gerçekleştiriyor… Olağanüstü tarafı şiirin bunu kaldırıp kaldırmayacağı… Önermelerin ardı arkası kesilmiyor. Vural Kaya’nın son kitabı Cezbede Bir Narsist’teki her gönderme aslında bir önerme olarak da okunabilir. Şöyle ki: ‘Uzatmalı Türk’ şiirinde ‘bu pazartesi yeni şeylerle gelecekler / modern ufuklar dikecekler karşımıza’ dizelerinin altında gizlenen önerme, ülkesinin ‘modern’ adı altında talana uğradığı fikridir. Vural Kaya’da vazgeçilmeyen ironi, hemen hemen her şiirinde karşılaştığımız durum, biraz da altta yer alan önermelerin ortaya çıkması içindir. Vural Kaya aslında okurdan, “okurluk” dışında katkılar da beklemektedir. Okur ironiyle fikri alırken, (Vural Kaya analizi) dışarıya şiirle bir karşı düşünce gerçekleştirmelidir. Bunu da en iyi şu dizede hissediyoruz: ‘gelecekte halkım oluyordu bu çocuklar bu’

Önermelerin altında yatan bir neden de, aslında ürettiği siyasi düşüncenin olgunluğunun da beklenmesi gerektiğidir. Buna rağmen şair mizacı gereği yerinde duramayıp, kendince tamamladığı siyasi analizlerin sonunu hatırlatır. ‘türk olup giderler belki, olur mu olur’ bunun sonucu oluşan bir dizedir.

Vural Kaya’daki dil zenginliğini de gösteriyor bu önermelerin hızı… İroni beraberinde alttan alta kaynayan şiirle bir “oluş” gerçekleştirme isteği. Şair çoğu zaman yazmadan karar vermez. Vural Kaya, düşüncesini oluşturduktan sonra yazıyor. Bu bir anlamıyla meşakkatli iş, gerekli mi? Birçok şair için gerekmeyebilir. Cezbede Bir Narsist, şiirinin ilk dizesi bu anlamda çok manidardır: ‘çirkin çirkef aştı kastı laf etti hatır çiğnedi’ diyerek, okurun zoruna gitse de, sözünü esirgemeyeceğini açıkça deklare etmektedir. Şair şiirini söylerken ‘hamken söylenmiş bir söz düşünün mesela’ dizesiyle insani hamlıktan mı, yoksa sözün hamlığından mı bahsediyor? Bence ikisi için de bir önerme… Şöyle ki: İnsani hamlık içinde söz ham olmasa da, insanın o anki bilincini yansıtmıyordur. Moderne karşı girişilen bu önerme, yine sonucuna bağlıyor kendini. Şair okuru harekete davet ediyor. Kendi farkında olduğu modern hayat yağması karşısında, bir şair olarak görevini yapıyor fakat okurdan da bir görev bekliyor.

Bu görev okur için elbette zor bir görev. Şair kendi tavrını, geliştirdiği bu dil üzerinde yürütüyor. Bu dilin oluşması mizaca göre geliştiğinden, önermenin bir nedeni olması gerektiğinden, şair bir dil üretiyor.

Vural Kaya’da dile gelecek olursak, ironili anlatımın gereği olan belki de geleneği olan anlatıcılık hüviyeti fazlasıyla mevcut. Bir şairin anlatıcılık hüviyetinin ötesine ise önermelerle geçiliyor. Dize anlayışına serbest vezin nedeniyle uymuyor, mizacında yer alan hareketi şiire yedirmeye çalışıyor. Yine de Vural Kaya’da analizler şiir içi imgeler aracılığıyla fazlasıyla sergileniyor. İmgeler modern enstrümanların içinden seçilerek hatta bazen kişiselleştirilerek gücünü gösteriyor. İmgeler dilin önüne geçmiyor, bu da olumlu bir şiir olgusunu önümüze çıkarıyor. Gücü bir de modern öğretilerdeki marjinal unsurları seçerek gerçekleştirmeye çalışıyor. ‘Anarşist’, ‘narsist’ kavramlarını bu şekilde görmek gerekiyor.

Vural Kaya’da halka dair önermeler bitmek bilmiyor. Yukarıda belirttiğim gibi, açık ya da gizli, şiirin kendi olgusu içinde ya da şairin mizacı gereği oluşan anlatıcılığında halk eksik değil. Kendi hayatını şiire katarak şiirini güçlendiriyor.

Kitabın ikinci bölümü olan ’çıngar’da yer alan aynı adlı şiiri de, şehir hayatının modern tarafını alıp olgunlaştırılmaya çalışılan eleştirilerden gücünü alıyor. “Çıngar” şiirinde bu yönden çok güçlü bir modernlik eleştirisi yer alıyor almasına, fakat girişilen biçim çalışması şiiri daha da güçlü kılıyor. Şair bu şiirinde, önermelerinin hızını artık söylemin etkisine bırakmak istemektedir. Söylem de kendi yarattığı söylemdir. Şiirsel konuşmak isteğindedir şair, fakat şiirsel konuşurken işin içine modern, siyaset ve akabinde önermeler girmektedir. Bunlar kanımca Vural Kaya şiirinde istenen mesajın verilmesini bir nebze de olsa engellemektedir. Bu engellemeyi ortadan kaldırmak için ‘çıngar’ gibi, ‘korkum ne efendi babadan‘ gibi şiirlerde beliren dil çalışmalarının yoğunlaşması gerekmektedir. Aynı şiirde açıkça görülen analiz, ‘cevazat: uygundur saldırmak tüketime’ dizesiyle ve ardından gelen dizeyle ‘insaniçhayvanına’ moderne yapılan eleştirinin sonucu açıkça belirtilerek şairin şiir dışı bir yere kaydığını söyleyebiliriz. Yine de bu şiirdeki biçimsellik, dil farklılığı şiiri indirgenmekten kurtarıyor.

Vural Kaya, son dönem Türk şiirinin anlatım kaidesini hareketli bir dil yaratarak geliştirmiş ve bu tanıma, “hız”ı da sokmuş bir şairdir diyebiliriz, kanımca belli bir zamandan sonra, şiir kendini girişilen bu denemeden olgun bir yere aktaracaktır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>