Emine Terzi – “Hızla” Geçen Zaman

Emine Terzi – “Hızla” Geçen Zaman

Uykunun bütün güzelliği, batta­niyenin sıcaklığı, sabahın mis­kinliği… Hepsi bu saatte olabi­lecek güzellikler…

Gözüme vuran gün ışığı, daki­kalardır çalan alarm…

Saati kaç defa ertelediğimden emin olamadı­ğım için huzursuz bir boş vermişlikle telefonu aldım elime ve zaman birden belirginleşti ben­de. Off, dedim geç kaldım yine. Bütün uyuşuk­luğum geçti o anda. Sınavı düşündüm ve muh­taç olduğum sakinliği… Neden hiç o hali ya­şayamadığımı düşündüm. Bir taraftan hazırla­nıp bir taraftan söyleniyordum. Bari sınava gi­derken erken kalksaydım! Koşturmacamla öf­kem birleşti, kızdıkça hızlandım hızlandıkça kız­dım kendime. Söylendim, söylendim… Şefkat­li ev arkadaşım kahvaltı yap, diye ısrar edeme­mişti bile. Sessizce başarılar diledi kapıyı kapat­madan. Onun varlığı ile mutlu olup gülümseye­rek indim birer ikişer merdivenlerden. Bahçenin çıkışında beni bekleyen dik yokuşu koşarak çık­tım. Bir taraftan da çantamın açık kalan gözleri­ni kapatıyordum. Artık karşıma alıp azarladığım, öğüt verdiğim kendimin yanındaydım. Yetişe­ceksin, sakin diye telkin ederken önümdeki yaş­lı teyze çekti dikkatimi. Ve cüzdanı… İçimi ısıt­mıştı, babaannem geldi aklıma. Hızla geçtim ya­nından. Sınav, okul, babaannem, yollar, yorgun­luk, sabır, saat… Ardımdan gelen sesle irkildim. Dönüp “Bana mı dediniz?” diye sordum. “Evet” dedi. Ve devam etti, “Ben de senin gibiydim es­kiden.” Anlamamıştım. Baktım sadece. “Genç­liğinizin kıymetini bilin.” dedi. Buz gibi olmuş­tu içim. Hücrelerime kadar hissettiğim mahcu­biyetle sarsıldım. Hep hayatı gözlemliyorum sa­nıyordum, meğer beni de gören bir çift göz var­mış. Genç, sağlıklı ve düşüncesiz olmanın verdi­ği eziklik ile lafı değiştirmek istercesine ileride­ki pazarı işaret ederek sorularımı sıraladım art arda. “Pazara mı gidiyorsun? Evin yakın mı? Yal­nız mısın? Nasıl taşıyacaksın?..” “Yakın” dedi. Bak burada kalıyorum. Önünde dikildiğimiz binayı, huzurevini göstererek.. Daha saat çok erkendi, şimdiden bu kadar yanlış cümle kurmanın öfke­siyle off, dedim içimden. Kim bilir o an neler dü­şündürdüm ki açıklama yapmaya başladı. Yut­kundu hafifçe. Torunum gelip yardım edecek çok bir şey almayacağım zaten dedi. Önce kulak verdim canımı yakan sözüne. Ona yardım eden bir torunu varmış, zaten alacakları ağır değilmiş, yaşlanmış ama zaman onun hızını alıp sevdikle­rini katmış, her yaş farklı güzellikteymiş diye tes­kin ettim kendimi. Üzerime düşen gölgeye se­bep olan bu binayı yok saydığımı fark ettiğim an, baktım ki artık duyamaz olmuşum. Aldığı ilk nefesi fırsat bilip onu, götürdüğüm gençliğin­de bir başına bıraktım. Döndüm arkamı ve hız­la yürümeye başladım. Duymadan, dinlemeden, kendimden uzaklaşmak istercesine hızla…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>