Etiket: A. Çağrı Bayındırlı

A. Çağrı Bayındırlı – Ağır Anlamda Yüzün

A. Çağrı Bayındırlı – Ağır Anlamda Yüzün

Saatler yaşadık vakitler gördük fırtınaların bölündüğü
Tam orta yerimizden kırıldık ve ıslandık orta yerimizden
Hiçbir karanlıktan cevaz göremedik ıslığımıza
Yoktu vaktimiz, suskunluğa göre ayarladık kendimizi

Gözlerimiz utandı biz yürüdükçe
Ölüm kadar korku ve bir parça hikmet
taşıyıp yoruldular sabahlı vakitlerde
Dursaydık belki ölmezdik biz Afrika’da
Ama geçtik gittik kimselerce bakılan yerlerden
suçlandık ve sonuçlandık sonra işte öyle

martıların topraktan çaldığı hiçbir şey yoktu ama hiçbir şey hepsini gözlerimizle gördük ve duyduk kulaklarımızla iyi bakın gözlerimiz bunlar içlerinde zümrüt yeşili yusufçuk yeşili bir de koyu yeşil dikkatlice bakmıyor musunuz yağmur değil burası bakın sonra yanarsınız aşk mı dediniz siz öyle bir şey yok ne var biliyor musunuz kartlar var kadınlar var jüriler var bir de her şey ve tanrı ama bakmayın siz böyle dediğimize bize inanmayan çoktur yusufçuklar uçar mı uçar zümrüt dağılır mı dağılır hem de bin parça olur içinden çıkar ve zıplar peygamberin devesi
Ağır anlamda yüzün senin
Böylece yazıldı sesimin miğferine
Hem ırmak çatlıyan bir düşman-
dı sen ağlardın ne zaman ki
Düşünsene şurdan,
şu rüzgârın uğultusundan
bir sabırsızlık getiriyoruz
Yıkayıp kurutuyoruz onu,
kurutup asıyoruz yazgımıza
Var mı bizim kadar sorumlu
ve ellerinden çitler geçen
-Biz bahçeler sulardık eskiden
sıyrılıp yağmurlu günlerden

bakışlarına söyle bu hançeri bırakıp takırdayan annelerin masum ormanlarına yürüsünler hem
oralarda başka hiçbir şey yoktur yalnızlıktan bıkmış kadınların sorgusuz ölümlerinden kaçan kaygısız ellerin dualarından ve merhamet büyür büyüdükçe harlanır alevler bir tek keman sesleri ve ne varsa
renk adına alabildiğine yürürler düşmanlarının üstüne cephede üstün karıncalar sahici şarkılarını uzattıkça sakin ve yeniden yollandıkça birtakım topraklara böyle sürer gider göklerin yüzümüze yüzümüze yansıdığı ve kaybolduğu çocukların rüzgârda

Kirlenmiş bir deniz tarafından
karşılandık biz ilkin Haliç’te
Ağır anlamda senin yüzün
böylece sesimin miğferine

A. Çağrı Bayındırlı – Senin Saydam Bir Gülüşün ve Atlardan Bahsedişin Üzerine, Yeniden

A. Çağrı Bayındırlı – Senin Saydam Bir Gülüşün ve Atlardan Bahsedişin Üzerine, Yeniden

İşte yoksun ki yok olduğunla başlıyor her şey
Öpüldüğün yerden sussam konuştuğum yarım kalıyor
Uzanıyorum sırtlamak için uzamamak denen korkuyu
Orada ellerin var ki onlarla titriyor bir şey
Delirmemek için yaşıyorum kimseyle ve kendimle

Ben bilmezdim hiç atları nerden geldilerse görmedim
Bak kirliyim bak kimliğim bir şeyliğim ortada
Biraz sussam çağıracağım kim olduğunu
Ama senin saydam bir gülüşün
kesintisiz ve korkunç bir yalnızlık içinde
durmasa karşımda
bunca hırpalamam gerekmezdi yokluğumdan kalma insanları
O yüzden bağışla kendini yoksa ölüm gelecek
Yoksa dünya başka mavi yoksa sen bir başka şey

Bağışla çocukluğumu bağışla gençliğimi şimdi yeni bir toprağa
çünkü çok önce gördüm ben serpileceğim yerleri
Senin bilmiyorum nereye varacak bu atlardan bahsedişin
Hem kıyaslamıyorum bile başka hiçbir öfkeyle kendimi
Çünkü biliyorum bazı sabahlar bu şehri tekrar bölecek
Bir çocuğun ismi değişecek birtakım zincirlerden ileri
Evvel yürür dururduk. Şimdi başka sularda
Senin saydam şeylerin.
Madem öyle kuş sesleri

A. Çağrı Bayındırlı – Yağmur Balat’ı

A. Çağrı Bayındırlı – Yağmur Balat’ı

Şimdi kalbimle uğraşacak mevsim yok elimde
Tanrım için biriktirdiğim dualar asılı duruyor

Söylenecek her şeyi söylemişti Tanrı
Bize denk düşen ağlamaktı biraz hepsi üstüne
Kalbimle uğraşacak mevsim kalmadı elimde
İçime doğacak şarkıları duysam yeter
Bakışlar bir sabahtı onca yanıma doğruldu
Yeminler uçuştu her yerde kar tanesi ve kırım
Yağmursuz kalayım dokunmadım kimsenin sessizliğine
Yalnızca kendi sesime –azalıyordu- dokundum.

Öyle bir uzak var sesimde isyana rağmen sarı
O uzağı geçersem ağlamam sanki bir daha
bir daha bir daha sonra bir daha yükselir
Ata binmiş çocuklar yükselir denizden, denizatına
varlığımı ıslatan kimse, gelir tam peşinde durur
Halbuki deniz olsam kıyımda olmazdı kimse
Çünkü kalbimle uğraşacak mevsim yoktu elimde
Yoksa öptüğüm her çocuk sesim için toplanıp
bir bir ölürlerdi denizden çıkmadan önce

Beni kırıştıran bir tutkum var bunu ancak yanarsam
-denizin tamamen dışında- bırakırım bir yere
Bir de gençlik var elimde ki görmediği ses kalmamış
Gitmediği gök saymadığı insan ölmediği kadın
varsa bile bırakmaz gelecektir onun zamanı
Beni alıştıran bir yerim olmadı hiç üzülmeye
Hep rüzgârlıydı gülüşüm yüzümü bildim bileli

Sana sığınıyorum kendimden, bunca gitmek çok bana
Ve bilmiyorum, kalbimle uğraşacak mevsim var mı elimde