Etiket: Arif Burun

Arif Burun – Ya Da Bir Yıldırımlar Alırım Sana Sen Bayılırsın

Arif Burun – Ya Da Bir Yıldırımlar Alırım Sana Sen Bayılırsın

ya da bir yıldırımlar alırım sana sen bayılırsın
sana bir ırmaklar soyarım şu ağacın altında
uzun bir bekleyiş koyar oturur beklerim seni
susarım o yazları eğerim limonları ve tuzları
bir gece daha bir gece daha açıldıkça kalbim
öz bir kristalle, coşkulu bir dansla yürürüm sana

bir akşam olur en çok da bu şaşırtır nedense seni
o akşamın olmuşluğu boşunadır oysa değil mi?
mesela o kuşları saydığın zaman biri eksik
biri fazladır bir şeylerin, biri de tamamdır
geçerim geceleri, geceler acıyla ağlatır bir adamı
sadece hüzünle bırakılmış bir adam gibi uzun

şunların cinsi ne biri çiçek olmalı ya öbürü
bir pazartesi kılığında soru sorar bazen yanıltırlar beni
tüm kıyılara girer bakarım şu balığın adı ne
şu kuşlar da sana benziyor işte şu şarkı da
tüm bunları sayarım yollarım sana doğru
en sevdiğim nedir bir kere gülmüştün ya işte o

o çizgiler senden geçmiş olmalı bana o ağız genişliği
o tırnak izleri o genişleyen yara boşluk boşluk
o sülünler günü o simsiyah gökyüzü
bunlar ne demek her defasında o kaçan balığı
o güllerin kıpkırmızı tadını ağzının içinde

ya da bir daha doğurmam seni kalbimi küçük tutarım

Arif Burun – Suluboya Tablo

Arif Burun – Suluboya Tablo

şu çoğalan çiçeğe bak, şu çoğalan suya
şu giden adama bak, şu bozulan arabaya
şu bir sonraki vapurla dönecek olanlara
birkaç şekilde bak, şu parlayan güne

yanıldığımızı söyle her yerde şöyle böyle
bir güvercin al bir uçurtma al eline
söyle hangisi daha iyi uçuyor bir uçaktan
hangi elimiz daha temiz yıkamaktan
hangi kadın daha memnun yaşamaktan
bunları unut kalbimi temiz tut elinle

bilirsin sen bir kar yağarken de
geceler iyiyse iyidir, kötüyse kötü
mesela bir adam yorgunsa yorgundur
açsa aç, gençse genç
bundan kime ne

öte yandan şimdi bir yerde
tüm musluklar açıktır, yorgan açıktır
gökyüzü açıktır, kapılar açıktır
balıkçıların bugün için kısmeti açıktır
petrol yüklü çok çok büyük gemiler
yine kuzeye gidiyordur
bunları konuşmaktan yorgun düşmüş iki adam
güzel kızların sıkça geçtiği bi köşede
oturmuş dinleniyordur ve
her sabah caddeleri, pazarları, sokak başları
merdivenleri, çok katlı evleri, iş yerleri

biraz daha biraz daha eskiyen şehirlerin
ayakkabıcıları ve berberleri
bal gibi de bu saatlerde açıktır
haydi kalkalım öyleyse
gönlümüze göre eğlendik nasılsa
az yorulduk gölgeli günlere göre
az konuştuk az sapıttık biz de
güzel kızlara laf attık, para biriktirenlere güldük
yine iman ettik allah’a üç kere
geçtik duraklara baktık, eskiyen çarşılara
susadığın yerde durduk su içtik
bir iki çocuğun adını tahmin ettik
sigara yaktık üst üste
gün boyu dolaştık çarşılarda
bir ayakkabı sen beğendin bir ceket ben
ne iyi
geçtik işte bugün de bu güneşli evleri

çok gölgeli bir geçmişi var dedin bu çınarların
orada, akşama kadar seninle.