Etiket: Çiğdem Çiçeği

Yasin Yılmaz – Çiğdem Çiçeği

Yasin Yılmaz – Çiğdem Çiçeği

Kederle oturdum, eksikler çoğalmasın sözlerimden
Japoncada kolu bükülü oturan harf
Ve eflatunun entarisi, parlak mutlu çenesi
Var mıdır daha sahipsiz çocuk gözlerinden
Hangi göğe baksan her yanı hüzünlü yüzün
Yerlerden aşırdın özü sen olan pınarı
Her yanı hüzünlü yüzün ve sarı

Çok seveceğin o romana başlamadan önce
Çöl çıplaklığı ten renginde genişleyen
Bu şairin kadın başı, sözleri gibi dik ve ıstıraplı
Var mıdır senin gibi acı içinde aydınlık büyüyen
Ellerin uçurum ağzında durmuş, dünyadan bihaber
Sen onlara sadıksın sevgini bölersin ikisi arasında
Üşümeye kollarımdan başladım, ağrıyan hep sağ yanım

Yarasalar aşkına, katedral resimleri ve boş duvar
Başladığımda daha az günahkârdım, susamadım
Bir ölüm, bu içimde, gazetede bilmem kaç gün sonra yazacak
Sen güneşin doğuşu gibi farklısın, ufuk üzerinde cambazsın
Doğduğun her an, battığın her an, aydınlıktan fazla karanlıktan azsın
Resimsiz bir kitap gibi hayalsin
Bu saatlere çok dert yandım, bu şarkıdan başkası yok senden bahseden
Dinledin, anladım ve usandım

Dünya bir harita içinde yaşıyor
Parmağım ki kıtalar aşıyor
Ümit burnu, sarı ülke ve aradığımı bulamadığım sözlük
Geçmişler ne kadar zalim Crocus, hep kalbime yaşadım oysa ben
Çocuk gibiyim, masallar şiirlerim büyümemi beklerken
Crocus yedi kıtanın yedi rengi kolunda çantan
Neden bu kadar az, rüyanı paylaşan, seni anlayan
Crocus uyuyamıyor ve kollarını açıp hayata meydan okuyor

Kar geceyi saklıyordu, kaç ay önceydi
Bu hayaller asfalt yollar kadar kullanılmış
İşte o andı gözlerim yaklaştı ve birbirine baktı
İşte o andı geceyi sonuna kadar yaşadım
Kendini sevmen çok zaman aldı, ne kadar yenilik gülmen
Kulağın ezanda, şehir uzanmış baktığın güneyde
Şimdi kuşlar konacak balkona, uyandırmadan seni aç bakmayı öğrenecekler
Uyandırmadan seni, çevrende sabahı hazır bekletecekler
Kulağın ezanda, güney bir kez daha bu yüzü tanıyacak
Güney bir kez daha tertemiz kanayacak

Evin göğe açılmış kucak, evin her yöne eşit uzak
Doğduğun evin tahta kapısını kim tanıyacak
Ve mavi önlüğün cebinde hep solmuş çiçek
At sırtında sahte bir komutan gibi kurulmuş uzakları bekleyecek
Saçların durgun deniz, kıpırtısız ve dümdüz senden habersiz
Saçların çehresiz
Şimdi ne kadar yakın bir adım attım
Sen olmadan anlattım