Etiket: Dursun Göksu

Dursun Göksu – Bir Sabah Babam

Dursun Göksu – Bir Sabah Babam

Bi gün babam bana demişti ki…

Yüzümü yıkamadan sokağa çıksam
Babam demişti ki…
Düşünüyorum da babam bir şey diyemezdi
Demezdi yani
Sadece saçlarını tarar, gömleğini giyer, ayakkabılarını boyatırdı
Bense her zaman koşmayı düşünürdüm yürüyenleri görünce
Hep hor bir bakışın ucunda biterdim
Kimse o zaman beni durduramazdı da
Babam güleç babam işten dönerdi
Mahallede herkesin gönlü hoş babama
Herkes selametle diyor babama

Yüzümü yıkamadan sokağa çıksam ben ama
Gömleğim inşallah kokmaz diye korkarken
Hep kendi kokumu duysam
Beni görenleri sokakta hep bir anlaşma korkusu tutuyor nedense
Korkmayın anlaşmamıza gerek yok selamlaşmak için
Korkmayın kokmayacağım size
Size yüzümü göstermek istiyorum bakın yüzüm
Evet yani yüzüm uykudan alınmadır
Babam da camdan hiç bakmaz nedense
Nedense uyumaz, yalnızken dalgın olur sadece
Sizin uyku sevmediğinizi de bilirim ya
Ama bu fırın ekmekleri uykulu değilse nedir böyle sıcak
Dalda kiraz da o zaman bir kuşun uykusunu gösterir
Ama babam hiç sevmez uyumayı
Bi gün babam bana demişti ki…

Babam da hiç konuşmaz benimle nedense
Bir kere rüyasını söylememiştir bana mesela
Mesela babamın hangi takım tuttuğunu bile bilmem ben
Babamın ama elleri iyi iş tutar
Sabahları hep erken uyanır
Sabah deyince uyanmasak
Keşke uyuduğuma yanmadan uyansam bir sabah
O zaman babam bana diyeceğini derken de çekinmezdi
Sahi babam bi gün bana demişti ki:
– Bana bir şiir yazsana
Sanırım benim bunu kaldırmam imkânsız.

Dursun Göksu- Som Bir Kabartı Olarak Yaşamak

Dursun Göksu- Som Bir Kabartı Olarak Yaşamak

Sağ salim bir oyuktan çıktım da
Demedim işte buram sızlıyor
Demedim binlerce insan birden çullanınca
Yaralarım debelenince her sabah demedim
Bana günaydın diyenlerin dilinde hiçbir zaman
Demedim çanak antenlerin dünyasına yaslanıp
Neymiş bu kıvrımsız seyahat arzusu
Kimden medetle çarşılarda bu çıngar
Hır gür, kaçamak bir dünya nasıl da çapraşık
Maskeler bile maskelerin üzerinde
Demedim ben böyle iyiyim
Bu dil tam bana göredir.

Göğsüme yer ettikçe kablolardan bir dünya
O dünya beni sarıp sarmalayan
Bir köy fikri! Ne kadar iğrenç
Ne kadar yosma ne kadar
Bir avuç bile kalmamışken benden
Benden bir tek bile kalmamışken
Köy olmak bu dünyada bu dünyada yabaniler gibi
Kekre uyanmak her sabah
Perdelerin güneş sızdırmayan tarafında
Bungun bir görüntüye mi kalalım?
Saat başlarında her seferinde bir kızı mı bekleyelim?
Yoksa seyyale midir benim yüreğim?
Bir tankın ardında ölüp kalmış mıdır?
Bir halkın son şehidi
Son sokağı bir şehrin
Çocukların susuz denizlerinde bir gemi
El sallayan son tayfa o gemide
O gemide son güverte
Son bakış son heyecan
Som bir kabartı olarak yaşamak.

Dursun Göksu – Ayarı Kaçmış Rutin

Dursun Göksu – Ayarı Kaçmış Rutin

Sokaklardan geliyorum
kilitçilerden
Bir paraya çalışmadım gene de ölesiye yoruldum
Bir sepeti aldım sırtıma yüklendim
Biraz ekmek kokusu tereyağı falan için
Biraz neşesizlik biraz mahalle yokuşu
Balkonlardan sarkan çamaşırların yazgısı
Terzilerin bile bilmediği bir elbise ölçüsü hep aklımda
O yazgının kıyısından.

Vurdumduymaz bir seyreltide yaşıyorduk
Orda sadece büyük dudaklarımız ve ter
Sadece seni hiç görmeden geçen bir güzün üzüntüsü
Sayıklamalar içinde bütün bir güz
Artık özlemekten yapılma bir adam sayılırım.

Kilidi fazlaca kurcalanmış bu kapının
Ne fayda debelenmesi boşlukta
Artık bilinmeye muhtacım sürekli
Yok gizli saklı sevişmeler
Yok bir odanın tarihi

Bana artık rızk peşinde koşmak var
Alnım gömleğim hep ter içinde bilemezsin
Sabah akşam yürüdükçe maaşımın yarısı kira
Yarısı sen

O alışmış her akşam eve gelmeye
Elleri torbalı yüzlerce adam
Sen orada saçlarını tararken
Duvarın içinde aynaların gürültüsü
Sarılmaların
Bütün unutulmuş aşk mektupları artık
hepsi de şehvetten.

Dursun Göksu – Bana Bir Şehir Biçtiler En Fazla Sen Anla

Dursun Göksu – Bana Bir Şehir Biçtiler En Fazla Sen Anla

Ne zamandır ışıkta oturamıyorum geceleri
Numan biliyor muzaffer biliyor orhan bilmiyor
Bilmesin; idris abiye şiir okuyorum yetiyor
Kar yağmayacak diye öyle korkuyorum ama
Bir de bu yaz seni alamazsam diye
Katırlar yüklenmiş kaçak sigaralarla geçiyor
Güneşli günler göreceğiz cümlesinin tam ortasından geçiyor
Böyle dolambaçlı mevzularda bir yere varamamaktan
Soyunup en başa dönmek istiyorum bilsen
Bilsen konuşmak söylemek çok ağır geliyor
Koşup seni alacağımı düşünüyorum
Bazen oluyor yer yer el yapımı sucuk aramaktan
Bezmekten yorgunluktan uykudan bir mezat kurulmuş diye hayıflanıyorum
Bir milyonculardan üç liralık mum alıyorum
Marketlere gazete var mı diye soruyorum
Caddeler boşalmış gibi ama boşalmamış bana öyle geliyor
Paltomla çok ciddi görünüyorum
Nasılsa pencereden bir kez görünsen yetecek gibi avunuyorum
Öteyi beriyi kucakladım haydi bir de şimdi tayinle aldırman lazım beni yanına
Bazı şeylerin olmama ihtimali olma ihtimalinden yüksek bile olsa
Bazı şeylerin olmayacağına öyle inanmaktan
Bir parça pay bırakmaktan ama gene de öyle olsun diye
İşte orda seni bekliyorum
Dinç bir kaplan av arıyor kendine gibi tedirgin
Yürümekten, bulamamaktan, mecburen yaşamaktan geliyorum
Sisler dağılıyor, yağmur indi inecek
Bir yığın insan içinden, ellerim paltomun cebinde çıkıyorum
Marketler kapanmış, gazeteler tükenmiş, elektrikler üç gündür yok
Bir şeyler daha yok veya tükenmiş, kapalı… söylemek yoruyor
En çok da geceleri yürürken oluyor. Uzun uzun
Bu şehir beni alamıyor anlıyorsun ya
Hiç durmadan kaybolmak istiyorum.

Dursun Göksu – Söylenecek Ne Kaldı

Dursun Göksu – Söylenecek Ne Kaldı

Hiçbir şey dostluğun kederinden büyük değildir
Camiye giderken söyleşen dostların, çay içerken
Hep bir şeyler olmazken veya diğerinin işleri bazen iyi olduğunda
Kızların sabahları konuştuğu kelimeler üzerine dostluk
Günaydınların ikircikli dünyası üzerine
Ağladığını saklamanın bakirelik olduğu üzerine
Künhüne her gün biraz daha ererek coşkun
Bir silkinmeyle coşkun her gün biraz daha hayatın
Bitmez ama devrilir biter bir gün ama hep orada dostluk.

Ödemelerin verdiği ferahlıktan o tarafa doğru biraz bakıyorum
Eskiden oyalandığımız çay evinin adının elif olması biraz manidar
Sevdiğimiz kızların ismine elif koymak hastalığı
Matruşkalara denk elifler, elif bebekler, sergiler, reklamlar sonra
Sonra piyasa başlıyor, mikrofonun arkasındakiler hep ciddi şeylerden bahsediyor
El sıkışmaları gayet kısa ve daha kısa bir gülme reverans diye anılıyor bu çağda
Herkes herkese dost nedense
Veya biz öyle sanıyoruz
Korkumuzdan mıdır nedir övgüyle bahsediyoruz bütün bunlardan
Ama televizyon kapandığında gırla küfür, yalan dolan, palavra
Elif ismini küfürden ne kadar uzak biliyorsak o kadar ağzımız bozuk
Her an ağzımız bozuk olmaya uygun halde
Caddeleri arşınlıyoruz.
Biliyoruz ki hiçbir şey yetişemez iki dostun kederine
Güneş giderken, halkın eve dönme saatlerinde
Biz nerdeysek orası şehrin nabzı oluyor
Herkeste bizden bir parça neşe bir tutam hayat, bizde herkesten biraz hüzün
Geçinip gidiyoruz, dostların bilmediği bir beş vakit namaz da değil üstelik
Namazın içinde büyük bir çarşı; af kaynağı oluyor dostlara
Dostlar ne güzel namaz kılıyor, ne güzel Fatiha
Onların bilmediği bir beş vakit namaz da değil
Ne büyük ne büyük oluyor zaman o zaman o tunç yer
Yetişmiyor çünkü bir ırmaktır söyleşmeler
Çünkü hiçbir vakit giremez oraya o ketum bilgi
Bir oğlan bir kızların, üç artı birlerin, koltuk takımlarının
Pimapenlerin, perdelerin… abartacak ne var bunda
Abartmaya gelmez müzik biter ve dostlar dağılır
Düğündeki takı merasiminde biter dostluk, dostluk bir çeyrek altınla
Hafta sonlarına, gezmelere, kayın validelere, yeni arabaya
Geçerken uğruyordum
Evin borcunu ödüyorum hala, yo beş yıla kalmaz
Dostluk kredi çekmekle sona erer, modern birkaç yalanla
Hepsi elifler, caddeler, küfürler, piyasalar bütün öğleden sonraları
Bitsin varsın da söylenecek ne kaldı
Bir acı çay ne olur kahve değil, üstelik eski çay evini de yıkmışlar.

Dursun Göksu – Akşam Olmasa Ölecektim Oldu Gene Öldüm

Dursun Göksu – Akşam Olmasa Ölecektim Oldu Gene Öldüm

Akşam eve giden yolda yürüyüşümü izledim ardımdan.
Bir daha yürüyebilsem diyecektim az daha.
Bir daha, her adımımı bilmeden atarken
Alışmadan her adımıma bir daha bakabilsem diyecektim.

Kaçın kurrasıdır bu akşam
Öldürmez süründürür
Farkına varmadan geçip gidiyordu işte
Diye bir akşam
Kedilerin kedilerle göz göze olmaktan korktuğu bir akşam.

Oluyordu hiç de göze batmıyordu aslında
Kimse tarafından yadırganmıyordu turnikeleri geçişim.
Tuhaf kaçmıyordu, evet böyle iyisin diyordu hatta içimden
Hava durumuna göre şemsiye aldığım vakitler.

Bir hayata alışmak çok ayıp olmasa gerektir
Ama çok ayıp.
Her gün yeniden her sabah her güneş her batış
Yeniden güncellenen kof acılar
Çünkü bıkkın günlerin sonunda bir kent ölüsü yatar.

Ritimsiz uygunsuz bir akşam
Herkesin korumasında koynunda herkesin
Eve gidenlerin titizlikle oynadığı bir akşam,
Düşündüm bütün bunları ve düşünmek ne demek
Bu akşamı yırtıp attım.