Etiket: Hakan Şahin

Hakan Şahin – Paris Mezarlığına Bir Selam Daha

Hakan Şahin – Paris Mezarlığına Bir Selam Daha

dünyanın makyajsız halidir, doğa
sana bunu kanıtlayabilirim aslında
emperyalistler bir soluklansa
ah bir soluklansa
bir çocuk bakakalır pencereden sokağa.

bak bu şiiri sağ elimle yazıp, sol elimle siliyorum
beni bu durumdan içeri alırlar ara sıra
Mercedes’te bir kız adıymış
monte kristo montumu da giyersem sırtıma
Modern alcatraz’dan da kaçılır nasılsa
paris mezarlığına bir selam daha.

sınırlar illegaldir, tel örgüler mesela
bir yere çiçek dikmek istersen
mavi bayraklardan izin almalısın mutlaka
sana bunu hatırlatırım demiştim ya
herkes çabuk unutuyor nasılsa
dünya bir deplasmandır
paris mezarlığına bir selam daha.
Konteynırlar ile gökdelenler
aynı bahçeyi paylaşırken bir sürede olsa
Müslüman takım da galip gelebiliyor,
ilk 45 dakika.
Hem pek tabi jargon spikerler
patlayan piramitlerden, kaçırılan korsanlardan
epilepsi nöbetlerinden
seni bana getirip, kendimden uzaklaştıran
skolastik düşüncelerden, bahsederken.
Arka planda
insansız hava uçakları
ayak uydurmakla meşgul çağa.

Gülleri köklerinden valsa kaldırmak
modern nihilistler arasında moda
amcam pazarda bağırmakla meşgul
Gazze’den taze geldi bu yara
annemin poşetinde kan kırmızı elma
poşet nedense havada
Renanların hepsi yatakta
Paris mezarlığına bir selam daha.

aşil tendonu ikiye ayrılır;
balerinler ve sokak çocukları olmak üzere
tentürdiyot siyah beyaz bir yaradır.
Bunları anlamamak ideoloji ister
suratlar siretlerden farklıdır
siretler geniş halk yığınlığıdır
yığınlık korku yaratır
bombaların en çok sevdiği yiyeceklerdir
kanım kırmızı akmaz nicedir
bu serzenişim mezardaki Galileo’ya
“ama dönüyor işte dünya”
Paris mezarlığına bir selam daha.

Hakan Şahin – İstanbul’da Bir Semttir Gülüşün

Hakan Şahin – İstanbul’da Bir Semttir Gülüşün

sen güldüğün anda, bir Fransız filmi yeniden çekilir
Manipüle edilir tüm renkler, iki dedektif bir masalda kurşuna dizilir
İstanbul’un ortasında bir çocuk, katmerli begonyaları yanına alarak gülüşüne sığınır.
Nasıl söylemeli insan, bir bilsem; Elma denince, aklıma 9 mm’lik gülüşün gelir;
Erkenden kalkınır, kentleşme durur, kin durur, çocuklar güvenle sokağa bırakılır.

sen güldüğün zaman, patika bir yolda iki çoban olabildiğince çarpışır,
Kana karışır gülüşün, kanserli bir çocuk sağlığına kavuşur,
Albinolar yalnız olmadıklarına karar verir, Afrika güler, kapitalizm çürür.
Rayihaların, fiyakalı insanlar üzerinde etkisi sona erer, moda ölür.
Anlatılması mümkün olmayan güzellikler, Beyoğlu’nda gösterime girer, Halk yürür,
Hakim mütemadiyen cevap verir, film biter, gülüşün kayıtlardan düşürülür.
Arz-ı halim, kafamın içinde bir roman kalabalıklığına doğru sürülür,
Nietzsche, son çayı demler: gülüşün, hiçlikten gürül gürül şiir döktürür.

Hakan Şahin – Dönence

Hakan Şahin – Dönence

seni düşününce
Beynimde bir 45’lik kaset yalnızlığı infilak eder
içimde trenler tanklar ve hitlerin aklına gelebilecek
tüm 2.dünya savaşı ıvır zıvırları sırayla geçer.
kendimi kirası gecikmiş bir gecekonduda
yuva dağıtan olaylar zincirinde bulurum.
göğsümde saçma sapan bir akarsu kaynağı
Saçma sapan bir nedenden dolayı kan oluverir.

seni düşününce şiddete maruz kalmış Şilili bir şair
Dizelerindeki yükü kalbime bırakır,
Bir türkü dillenir, şiirin yaşlı gövdesinde,
herhangi bir sahnede siyah-beyaz bir film oynar
İsmin, orta çağdan kalma bir imparatorluk kadar uzakken
tiz bir ses şeklinde uğuldar kulaklarımda.

seni düşününce kalabalıklaşır her şey.
yalnızlık kıvrılıverir kaburgama
omurgamda bir gramofon stop der.
karanlıkta bir sigara daha yakılır
yalnızlık çekimli bir eyleme dönüşür
kovanda vızıldayan bir arı gibi
beynimde kalabalıklaşır.