Etiket: Seni Ne İhtiyarlattı

Abdullah Harmancı – Seni Ne İhtiyarlattı?

Abdullah Harmancı – Seni Ne İhtiyarlattı?

-Seni ne ihtiyarlattı?

-Valla evlendiğimizde kayınpeder bize küçük bir arsa vermişti. Ora­ya bir ev yapıp başımızı sokmamız dört senemizi aldı. Derken hanım ko­operatife girelim diye tutturdu. Gir­dik. Onu bitirdiğimizde çocuklar bü­yümüştü. Evlendirdik. Hanım büyük oğlan için küçük bir arsa almamızda ısrar etti. Aldık.

-Ama ben ne sordum, siz ne anlatı­yorsunuz?

-Onu diyordum. Hanım küçük oğla­nı da kooperatife soktu. İki oğlanın da ev işleri bitince Hacca gidecektik. Kavlimiz öyleydi.

-Gittiniz mi?

-O sene ben iki evi de satıp Meram’dan bir arsa almak konusunda ısrar ettim. Oğlanlar emlakçılık yapalım baba, sen bu işten anlıyorsun, diye tuttur­dular. Eee çocuklara iş lazım. Hayır demek olmaz…

*

-Seni ne ihtiyarlattı?

-Ben halde iyi karpuz atardım. Aslın­da kavun da atardım. Atarken atar­ken. Bir de baktım ki… Kocamışım…

*

-Seni ne ihtiyarlattı?

-Ben Sekiz Köşe’nin orda berberdim. Amma işim pek iyi değildi. Gelen gi­den olmayınca köşedeki kahveye gi­derdim. Arkadaşlarla batak oynardık.

-Batak oynarken mi ihtiyarladınız?

-Bataktan canım sıkılınca dükkâna dönerdim. Dükkânda çırak uyuyor olurdu. Onu döverdim.

-Çırağı döverken mi ihtiyarladınız?

-Ben avı da çok severdim. Avlanmayı da. Pazarları ava giderdim.

-Avlanırken mi oldu?

-Çetnevirlerde “kabak” oynamaya ba­yılırdım.

-Kabak oynarken mi?

-Ben aslında ihtiyarlamazdım, bir evin bir oğluydum, berber olacak adam mıydım?

*

-Seni ne ihtiyarlattı?

-Ben büyük bir şair olmak istemiş­tim.

-Oldun mu?

-Öldüğümde hakkımda çıkan yazılar, büyük bir koliyi doldurmuştu.

-Olmadın mı??

-Sonrasından haberim yok. Sonrasın­da işte buradayım. Büyük bir ihtimal­le ölümümden sonra da bir hayli yazı yazılmıştır. Ama onları dosyalayama­dım.

-Öldüğünde meşhur olmamış mıy­dın?

-Öldüğümde şöhret kavramı kaybol­muştu. Ya da herkes tanınır olmuştu. Orasını çıkartamıyorum.

*

-Seni ne ihtiyarlattı?

-Ben hiç ihtiyarlamadım. Ben yirmi üç yaşındayken balkonda çitlek çitli­yordum. Taburem kaydı ve düştüm.

-Nereye düştün?

-Balkona düştüm ve sonra balkondan düştüm ve sonra işte…

*

-Seni ne ihtiyarlattı?

-İlk mektebe giderken babam Arap­ça bir kitap okuyordu ve ben baba­ma bir gün ne okuduğunu sordum ve babam Arapça bir kitap okuduğu­nu söyledi. Ve ben babama kitapta ne yazdığını sordum. Ve babam bilmedi­ğini söyledi. Ve ben baba olunca bir gün oğlum bana ne okuduğumu sor­du. Arapça bir kitap okuduğumu söy­ledim. Kitapta ne yazdığını sordu. Ve ben oğluma bilmediğimi söyledim ve o zaman, oğlum bana bakıp gül­dü. Anlamadığın bir kitabı mı oku­yorsun baba? dedi. Utandım. Arap­ça öğrendim. Kitabın ne dediğini an­lamaya başlamıştım. Kitabın satırları beni sardı. Sardı. Sardı. Ve benim el­lerim ayaklarım dillerim yandı ve ben yandım ve ben o zaman ihtiyarladığı­mı gördüm. Kitabı anladıkça ihtiyar­ladım. İhtiyarladıkça kitabı anladım. Beni bu kitap ihtiyarlattı. Öylesine ihtiyarladım ki, sabahları içimden bir delikanlı sokaklara fırlıyor, dereleri tepeleri dolaşıyor, derken içime ge­lip kıvrılıp bir köşede uyuyordu, son­ra ben yeniden ihtiyarlıyordum.

*

-Seni ne ihtiyarlattı?

-“Beni Hud Suresi ihtiyarlattı?”

-Hud mu? Hud da nedir?

-“Elif lam ra… Öyle bir kitaptır ki bu…”