Etiket: Yunus Emre Altuntaş

Yunus Emre Altuntaş – İdam

Yunus Emre Altuntaş – İdam

1.Perde

Kalk! ardından getirdiğin bulantılarınla
iyi yanaşmış gibi küspe kokulu
övülmüş parlatılmış alnın hizasına
dudaklarını yapıştır
bir irin özlemi veya Yusuf’un talihine özendirerek
gıcırtılı yatağında göbeğini iğrenç düşlerden kurtar
daracık bir pencereden süzülen duman dumana his
başını da uzat o dar alemden, ıslat
ki saf doğasına kir karışsın tabiat ananın.

2.Perde

Ellerini kavuşturuyorsun; neden o!
yine Meryem’e mi yakaracaksın
çırpınarak geçirdiğin o talihsiz gecede
yorgan altındaki günahlarını mı hatırladın
nereye? o titreyen terli bacaklarınla
geğirtilerinden kurtulsan belki zehir
sana şansını sunacak
farkında mısın?

3.Perde

Gözleri ışıdı ve çıktı
dışarıda uykuya dalmış sersem aydınlık
sarhoş etmiş zamanı sanki
kenarlarda gölge hayıflanmalar
sürüklenen ayaklara yanık kum taneleri yapışıyor
her iç geçirişinde ciğerlerine
havanın yangın gazları doluşuyor
kuyu başlarında bekleşen fukaralar…
itekleyerek geçiyor aralarından
alev topu gözleriyle saldırıyor gözlerine
dudaklarını açamıyor belli
bitap ve süzgün adımlarla
kollarını sallayarak yürüyor
kapaklansa yere belki bahtına kavuşturacaklar onu
bir alışverişe çıkmış gibi bakıyor tezgahlara
bakıyor, bakıyor ve her ne ise aradığı
yok buralarda
sanki birden duracak ve “ben Sokratım” diye bağıracak
taşıyamadığı midesi ile şekilsiz yüz hatlarıbuna imkan veriyor inanın
şaşkınlığına toz toprak karışınca
ahfadının ev önünü süpürmesi geliyor aklına
bir rüyadaymış gibi… gülmek mi zor, ağlamak mı?
karar veremiyor belli
lanetini yaymak için şehre…
kinini tüm insanlar okusun istiyor
peşinden gelen yırtlaz kalabalığa baktıkça keyifleniyor
dileniyor gülüşlerini onların takibinden
darmadağınık saçları düşüncelerinin kavgasını yansıtıyor.

4.Perde

İlerde meydan;
hafifçe büyük ve bir o kadar kalabalık
ortasında tahtalardan inşa edilmiş bir anıt
ki hizmet vermiş pek çok kara bahtlıya
ellerini yağlı yüzeyinde gezdiriyor sevinçle
kalın, nasırlı parmaklarına kıymıklar girince duruyor
çılgınca akan kanını kavruk kumlara içiriyor
çıktığı basamakların ardından düzlüğe erişince
dönüp bakıyor kendini seyreden acuzelere
kalın urgan boynunda şimdi, aldığı nefes durağanlaşıyor.

Son Perde

-Durun ey öç sanrısına kapılan sizler!
toprak altında abes sözlerin sahipleri
eriştiğiniz cümlelerde kin koklayan sivri kulaklılar
topaklaşmış dillerinden pislik akan şehir sakinleri;
yaşamak acısı yazılmışsa burada
bir tek günüm şen olmasın istedim
kaypak gülüşlerinizle, çektikçe içinize
çağırdım ben de şeytanımı yanıma
şu an zehrimle boğulmaya ahdetmişken
son sözüm lanetimi size miras bırakmak olacak
alın ve tozlu ve iğrenç kokulu hanelerinizde
geniş alınlarınızda yazılı olana yaslanarak
sonuna kadar yaşayın

Yunus Emre Altuntaş – Yol Verin Abiler Geçelim

Yunus Emre Altuntaş – Yol Verin Abiler Geçelim

bu karamsarlık da nesi
varsa bedbinlik bilin ki abiler
benim de gecikti otobüsüm işte bundandır
yağmura rağmen bu durakta beklemem

proleter değil imanım lakin
benim de yok cebimde sevgiliye alacak
bir demet çiçek parası
aksi demleyip kaşları çaya katık etmek de nesi
bir zevkimiz kundurasız dolaşmaktı
bir de taşı endamınca yuvarlamayı siz icat ettiniz abiler

hızır ile ilyas’ı çağırın mahalle meydanı yangın yeri
çığrık düzlüğe çıkmış almış dört tekerli ne vardıysa altına
bu baharı bekleyiş bekleyiş değil
has yününü eğiren çıkrığın tütsü kokan elleri mi olur
yan taşlar boyu yan yakıl hordasına tak tüm cinneti
ceplerimizdeki çakılar elmayı soymak için be abiler

şimdi bu sefer nereye bir anlayalım
en önde donu düşük saçı aklı gibi karışık bir denklem
x ve y’den daha bilinmez, bir t cetveli gibi kırık
çizsen kalemine yazık baksan gözüne
“hurraaa” diyor gelibolu çıkarmasında ecnebi misali
yer taksim yer ok meydanı yer tarlabaşı
sakalından kan akıyor iskemlede bir dedenin
yakından bak kimisinin gözleri yangın yeri
ses çıkmıyor bu diyardan ellerini almış hoyrat lades
bir taş geliyor sivaslı nemcinin dükkana
bir taş laz osman’ın çay ocağına
bir taş hazrolu alasar çavuşa
bir taş konyalının lokantaya
kahrolsun yazıyor yer gök
kahrolsun faşizm, kahrolsun amerika!

olmuyor bakın böyle hiç olmuyor
vakit ikindi ezanlar okunuyor yeditepeden
içimizde bin yıllık sükunet, atlarımız kenarda eğerli
olmuyor bakın ele güne ne bu irezillik
bi yol verin
yol verin geçelim abiler