Fatma Akkubak – Sömürülmüş Çocuklar Ülkesi

Fatma Akkubak – Sömürülmüş Çocuklar Ülkesi

Çocukların devlet ve toplum tarafından bu kadar sömürülmediği bir yer düşlüyorum, diyor.

Neden böyle söylüyorsun diyorum.

Bir şiir, diyor. On yaşındaydım. Ezberlemiştim. Aradan on yıl geçti on yaşındaki çocuklar hala aynı şiiri ezberliyor. Nerden bilmem. Aklıma geldi geçen. Öyle durup dururken. Gözümün önünde on yaşında bir çocuk. Külotlu çoraplı, etekli, saçları oğlan tıraşı on yaşında bir kız çocuğu. O şiiri okuyor. Durmadan. Bağırarak. Durmadan. Bayrağım, diyor avazı çıktığı kadar. Bayrağım. Sana yan gözle bakanın mezarını kazacağım. Haykırıyor. Elinde kazma kürek mezar kazıyor. Kan ter içinde. Telaşlı. Yorgun. On yaşında. Bayrağım, diyor. Boğazından bir çığlık kopuyor. Bayrağım. Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım. Gözlerinde kin ve nefret. Bir kuşun peşine düşmüş. Bir sapandan fırlatılmış bir taştan kaçmış bir kuşun peşine düşmüş bir çocuk. Öfkeli. Kızgın.On yaşında. Gözümün önünde sürekli bu görüntü. Gitmiyor. Aklımdan çıkmıyor. Bölük pörçük geliyor sözler kulağıma. Ama çocuk hiç susmadan, hiç durmadan, bağırarak,nefesi tükenerek, ağzı kuruyarak, avuç içleri terleyerek aynı şiiri. On yaşında. Susmuyor.

Durmuyor. Gitmiyor. Abartıyorsun deme bana. Abartıyorsun der gibi bakma bana. Git onlara de. Abartan onlar. On yaşındaki çocukluğuma savaş çığırtkanlığı yaptıranlar onlar. On yıl sonra birden, herhangi bir gün, öyle durup dururken,hiçbir sebep yokken, denizin dibinden yüzeye yükselir gibi aklıma düşen görüntüler, sesler, sözler karşısında dehşete düşüp on yaşındaki çocukluğuma ve bütün on yaşındaki çocuklara üzülürken ben hiç abartmış olmuyorum hiçbir şeyi. Bak hala aynı şiiri okuyor. Bilmem kaçıncı kez başa sararak. Çocuğum hiç yorulmaz mısın sen. Sus artık. Allahaşkına sus. Hızını alamıyor

sahneye fırlıyor. Bir okulluk bir kalabalığın önüne. Mikrofon elinde. Mekanik bir cızırtı önce. Sesi daha yüksek çıkıyor. Boşlukta yankılanıyor. Taa nerelere varıyor geri dönüyor.

Bayrağım diyor yine bayrağım. Şiddet içerikli planlarından söz ediyor. On yaşında. Bağırıyor. Bağırıyor. Bağırıyor. Karşısında koca bir kalabalık. Kalabalık büyüyor git gide. Kalbi güp güp. Heyecandan ölecek nerdeyse. Mikrofon cızırdıyor. Kulaklarımı tıkıyorum. Daha çok bağırıyor. Öğrenciler hayranlıkla. Öğretmenler kıvançla. Veliler gururla. Seyrediyorlar onu. Gözleri doluyor hepsinin. Kolay değil. Sahnede on yaşında bir faşist. Onlar eğittiler. Onlar öğrettiler. Beslediler büyüttüler. Bu yaşa getirdiler.

Tamam diyorum, sakin ol, tamam. Abartıyorsun demiyorum. Daha da sinirlenir biliyorum. Bıraksam konuşurdu daha. Susuyor. Gözleri boşlukta bir noktaya dalmış bakıyor. Muhtemelen kafasının içinde hala o çocuk hala o şiiri okuyor. Hala on yaşında.

Küçük şeyleri büyük trajedilere dönüştürme yeteneğin var senin diyorum, yazar falan olsana sen. İçine daldığı boşluktan sıyrılıyor bir an. Gülümsüyor. Kısa bir an.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>