Kitaplık

Gökçe Özder – Biz ve İkisi

Gökçe Özder – Biz ve İkisi

Yaşayan şairlerin şiir kitaplarının da ‘seçkin’ kitapçılarda görülebildiği ütopik bir dünyada yaşadığımızı farz edelim. Kitapçıya gidiyoruz ve hemen şiir kitaplarının yer aldığı raflara yöneliyoruz. O da ne?! Şiirkitaplarıarasınasıkışmışbirçocukkitabı olmalı bu. Kitabın ismi bu tezimizi kanıtlar nitelikte. İkisi: Portakal Turta Bir de Kirpi, Ablam Uzak Ülkede. Aklımızda portakallı turta ve kirpiin uzak diyarlardaki maceraları gelmeye başlamışken gözümüz kitabın yazarına çarpıyor ve büyüyoruz.

Kitabı elimize alıp evirip çeviriyruz. Gayet büyük laflar eden bir şiir kitabı olduğuna kanaat getirdikten sonra aklımıza ‘çocuklar şairdir.’ düşüncesi geliyor. Kafamızda bu cümleyi evirip çevirirken vardığımız bir diğer nokta ise ‘Şairler de aslında çocuktur.’ fikri oluyor. Tezimizi kanıtlamak için öncelikle kitabı alıp sessiz bir yerde okumalıyız.

Kitapçıdan çıkarken sessiz bir yer arayışımız sürüyor. Aradığımız yerin AVM olmadığına eminiz, betonla kaplı çocuk parkı da, kır kahvesi ya da kafe de olamaz, gloria jeans’in rahat koltukları hiç değil, televizyon yalnızlığı evimiz bile, mezarlık evet mezarlık, en sessizi bu!

Uygun bir mezarlık bulduktan sonra kitabımızı okumaya başlayabiliriz. Kitabı okurken aklımıza düşenler şöyle:

1- İsmail Kılıçarslan’ın ‘şiir kitabı kapağı romantizmi’nden uzak olarak seçilmiş bu kitap kapağı tesadüf olamaz. Nitekim bu iki kitap birleşitirip ‘İkisi’ üst başlığıyla yayımlanmadan evvelki kitap kapakları da bununla aynı sıfata sahipmiş.

2.- İsmail Kılıçarslan şiirinde çocuksuluk aramak yersiz bir çaba gibi geliyordu önceleri. Ama en azından şundan eminiz: Bu şiirlerin yazarı çocuk değil. Fakat çocuk duyarlılığına sahip biri. Özellikle Portakallı Turta Bir de Kirpi’de karşımızda duran çocukluğunuunutmamışortayaşlışair, Ablam Uzak Ülkede!de yerini modernhayateleştirisiya panşair’e bırakıyor. İlk bakışta birbiriyle alakasız görünen bu iki konum ortak bir noktada buluşuyor: Şiir!

3- Kılıçarslan şiirindeki modernlik eleştirisini ‘büyüklük eleştirisi’ olarak da okuyabiliriz sanıyorum. Kendisinin deyimiyle ilk kitabının ardından büyüyen ve ‘dışardaki hayatla teması artan’ şair modern hayatın kıskacına kapılıyor. Sonuç yine şiir!

4- Bir süredir köşe yazıları ve sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanmasıyla göze çarpan Kılıçarslan öte yandan giderek toplumsallaşan şiirleriyle dikkat çekiyor. Köşe yazarı sıfatıyla karşımıza çıkan İsmail Kılıçarslan ne kadar ‘dobra’ ve ‘sert’ görünürse görünsün şiirlerinde bu durum yerini yine sert ama şekil alabilen bir şiire bırakıyor. İsmet Özel şiirinin yarattığı dokunanın elini acıtan his İsmail Kılıçarslan şiirinde mevcut değil. Bu yönüyle Kılıçarslan şiir için ‘antidepresan kullanan şiir’ sıfatını kullanabiliriz.

5- İ.S. 2013 yılında yaşayan 37 yaşındaki İsmail Kılıçarslan modern yaşamı ve büyüklüğü eleştirirken öte yandan modern ve büyük kendisini de eleştirmiş olmuyor mu?

6- “evet, yalnızım, sıkıca tutuyordum bir narı elimde / dünyanın bize yaptıkları aldı onu da.” diyor İsmail Kılıçarslan ‘Susuz’da. Dünya ne yapar? Dünya büyür, yaşlanır, İsmail Kılıçarslan’ı büyütür, nar ağaçlarını kesip yerine ev diker sonra da pazartesi pazarından GDO’lu nar aldırır. İsmail Kılıçarslan’ın sığınacak bir narı bile kalmamışken tek kucağı şiire sığınıyor. Şiire düşman şeylerden olabildiğine ‘uzak bir ülke’ye.

şimdilik
the end

Etiketler
Devamı

Gökçe Özder

Yazara ait tüm içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı