Öykü

Gökçe Özder – Yedi Çikolatalar

Gökçe Özder – Yedi Çikolatalar

Tam evden çıkacak tepesinde bir ses:

-Nereye gidiyorsun?

Göğe bakmaya, kuşları seyretmeye, karınca yuvalarını keşfetmeye, cami avlusunda oturup namaz vakitlerinde camiye neden sadece yaşlıların geldiğini düşünmeye, yedi dakika sonra üst sokaktan geçecek, teknesinde türk bayrağından balona her şey asılı olan simitçi amcayı seyretmeye, sokakta ip atlayan çocukların oyunlarına karışmaya, maç yapanların arasına katılmaya, daha küçük olanların yanaklarından makas alıp hiçbir şey yapmamış gibi suratlarına bakmadan yola devam etmeye, kedilerle oynaşmaya, şehirdeki sokak adlarını toplayıp bunlar hakkında düşünmeye, durakta oturan insanları seyredip yaşamları hakkında hayaller kurmaya, zıplamaya, hoplamaya…

-Markete bir şeyler almaya.

Yalan, cüzdanımı bile almadım yanıma.

-Ne alacaksın?

Çocuklara çikolata alayım.

-Bir şeyler işte, özel şeyler anlasana.

-İyi. İki de ekmek al o zaman.

Kuşlara atmak için mi?

-Tamam alırım.

-Ne zaman gelirsin?

Çıkmaz ayın…

-Anne markete gidiyorum alt tarafı, Gelirim işte bir zaman.Aceleyle cüzdanından aldığı parayı cebine sokuşturdu. Evden çıktı. Koşar adım sokağı adımlamaya başladı. Aman annesi görmesindi. Sonra kızardı, koca kız oldun niye çocuk gibi yürüyorsun, ayıp derdi. Sokağın köşesini döner dönmez seke seke yürümeye başladı. Bir de ıslık çalmayı bilseydi. türkü?

Neşeli adımlarla üst sokağa doğru hızlı hızlı yürüdü. Simitçi tam şu an oradan geçmeliydi. Fakat sesi duyulmuyordu. Markete gidip dönene kadar gelirdi nasılsa, yakalardı. Markete varınca önce annesinin istediği iki ekmeği aldı. Sonra ise en ucuzundan yedi tane çikolata. Bir an önce sokağa çıkmak için can atıyordu. O aceleyle markette koşar adım ilerlerken, tam da peynir reyonunun önünde, arka üstü yere düştü. Karşıdan ona yardım etmek için gelen market görevlisinin bıyık altından güldüğünü fark etti. Gıcık.O da hafifçe sırıttı. Savunma mekanizması. Görevliye fırsat vermeden süratle yerinden kalktı. Neyse ki görünürde kasada sıra yoktu. Hemen o tarafa seğirtti. Kasadaki görevliye hafifçe gülümsedi. O ise otomatik bir makine gibi işini yapmayı sürdürdü. Yedi çikolata iki de ekmek. Çikolatalardan bir tanesini okutup yediyle çarp Ne sıkıcı işleri var insanların.

Sokağa çıktığında ilk işi çevresinde çocuk aramak oldu. Fakat her gün en az yedi çocukla bakıştığı, gülüşüğü, makaslaştığı, selamlaştığı, tanıştığı, oynaştığı, kucaklaştığı sokakta tek bir çocuk bile yoktu! Ama elbet olacaktı. Orada yoklarsa kesin cami avlusundalardı. Simitçinin sesini hâlâ duymuyor oluşu bile onu umutsuzlandıramadı. Marketin paralelindeki, simitçinin her gün yedi dakika öncesinde geçtiği sokağa bakındı. Yok ama gelecek. Herkes onun gibi değil miydi? En az umutlanmaları gerektiği zamanlar en çok umarlardı.

Cami avlusu kuşlar bile yok top var kuşlar yok çocuk yok su var ekmek var karınca karınca yok ekmek var karınca yok ekmek var ve karınca yok ekmek karınca kar kar yok kuş yok çocuk yok insan yok sadece yolun öte tarafına geçmek için avluyu kullanan insanlar kullananlar insanlar kullanır insanlar kul lanır insanlar kul ezan yok vakit ne bank var beklemek umut kuşlar yok kedi kedi bile yok üsküdarda kedi yok ip top var çocuk yok çocuk dua var dua umut dua varsa umut var o var bir tek o var yeter umut var çocuk gelecek  çikolatalar yedi kedi kediyi kedi yedi çikolatalar.

Avludaki bankın üstünde kaç dakika oturduğunu anımsamıyordu. Ama yıllar yılı bekleyebilirdi sanki, hiç dinmeyen, azalmayan bir umutla, aklından şüphe adına tek bir kelime bile geçmemecesine, Vladimir ve Estragon gibi değil de, gerçek bir inanan gibi.

Ah hayır, gözlüklerini evde unutmuş olamaz. Bu sahneyi tam olarak görmek isterdi oysa. Cami avlusuna giren bir çocuk, hemen topun olduğu yere seğirtiyor. Bizimki de peşinden:

-Merhaba tanışalım mı? Adın ne?

-Mertali.

-Memnun oldum Mertali ben de hanım kız!

hanımkız, aylakolmayankız, tuhafolmayanbirkız, cicikız, iyiailekızı, helalsütemmmiş, kız

-Mertali  çocuklar nerde, arkadaşların?

-Yedi.

-Neyi yedi?

-…

-Peki ya kediler nerde?

-Yedi.

-Neyi?

-…

-Karıncalar da mı yedi?

Evet.

-Tamam Mertali al bak sana birsürü çikolata veriyorum, yersin.

-Verme abla ben sevmem çikolata. Ama başka bütün çocuklar seviyor, kediler ve karıncalar da. Onlara verirsin.

verme sevmem çikolata başka çocuklar bütün çocuklar sever ben sevmem var mı başka yedi bütün çocuklar sever yedi ben sevmem yemedim o yemedi diğerleri yedi çikolataları yedi çikolatalar yedi kedileri karıncaları karınları karları çocukları yedi kediler mızıka mızıka sesi kim lovee lovee me do beatles love me do ah hayır telefon anne annem

-Nerde kaldın kız, çabuk eve gel!

-Gelemem.

-Ne demek gelemem?

-Anne çikolatalar çocukları yemiş!

Etiketler
Devamı

Gökçe Özder

Yazara ait tüm içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı