Dosyaİbrahim Demirci Dosyası

Gökhan Özcan – İbrahim Demirci Hakkında…

Gökhan Özcan – İbrahim Demirci Hakkında…

Belki her şeyden önce söylenmesi gereken şey; İbrahim Demirci ismiyle birlikte aklımıza birden fazla anafikir cümlesi geliyor olmasıdır. Anadolu’nun çeşitli köşelerinde izler bırakan, taze dimağlarda muhtemel ki hatırası canlı biçimde yaşayan bir öğretmendir o. İnsana emek vermiş, gönüller tezyin etmiş ve alabilenlerin dağarcığına bu memleketin, bu toprağın, bu dilin inceliklerinden güzellikler damıtmıştır.

Edebiyat okulunun çalışkan talebelerindendir. Pakdil ustanın, dil konusundaki hassasiyeti ve titizliği bilinir, böyle bir kalenin burcuna İbrahim Demirci sancağı çekilmiştir. Belli ki doğuştan bellidir güzergâhı, yıldızı kelimelerle parlayan dil burcuna mensuptur. Velûd bir kalem erbabı olarak bilir herkes onu; denemeler, şiirler yazmış, ses getiren, derinlik taşıyan, zenginlik katan çevirilere imza atmıştır. İlgileri bundan çok daha fazladır. Bir yerde rastlayıp iki kalem muhabbet etseniz, etkilenirsiniz dünyasının genişliğinden. Hayret edersiniz; nasıl edip de bu kadar sessiz sakin takılıp gittiğine esaslı, ince, samimi meraklarının peşinden.

Dergilere gönül vermişlerdendir, sadece büyük şehirlerde yayınlananlarda değil, taşra kokusu, rengi, samimiyeti taşıyan dergilerde de rastlarız ona, yazdıklarına… Bu yönü istikrarlıdır özellikle, önemli gördüğünden, özel bir değer atfettiğinden olacak hiç boşlamamıştır dergileri.

Azmetmiş, dava bellemiş, dil öğrenmiş, öğrendiği dillerin hakkını da vermiştir. Sadece şiir çevirilerinde değil, gezi ve hatırat çevirilerinde de ilave bir tad ve güzellik vardır. Nizar Kabbani ve Adonis denince biraz da İbrahim Demirci hatırlanır.

Kelimelere karşı hiç bitmeyen, hiç eksilmeyen bir sevgisi, daha önemlisi bir vefası vardır. “Gönüllü bir dil işçisi” tarifi en çok onun üstüne yakışır ama yetmez. İşin aslı dilin hem zenaatkârı, hem sanatkârı olduğudur. Hem kanadı kırık kelimeleri itinayla avuçlarına alıp yuvalarına bırakır, hem bir saat ustası inceliğiyle onarır onları, hem renk renk boyar, kelimelerle müzeyyen kılar alemin kendine ait sayfalarını.

Güzel insandır velhasılı… Arada bir kitapçı dükkanında, bir dergi bürosunda rastlarım. Bir şeyler öğrenirim, anlamadığım bir şeyleri anlarım, kendime bir şeyler katarım. Bazen anlattıkları, bazen duruşu, bazen hayatını inceliklere adamışlığı, bazen ayrıntılardan bulup çıkardıkları, bazen bir kenara not ettikleri, bazen hepsinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan o fotoğraf, yani ‘bir güzel adamın portresi’ nakşolunur hafızama.

Küçük şeylerle mutlu olan, güzelliğin sabırla ince ince işlenerek inşa ya da imal edilebileceğini bilen, kanaatkâr, mütevazı ve fakat içinde alemler gizleyen asude zamanların asude insanları… Azaldılar, pek azaldılar. İbrahim Demirci, bu zamana değil, o zamana ait… On dakika önce bile çekilmiş olsa, bir parça sarartmak gerekir portresini… Kökleri onu doğrudan geçmişe, köksüzlüğün icadından önceki devirlere bağlıyor.

Allah uzun ömürler versin, yazsın, çizsin, o dilden alsın bu dile katsın, dil hassasiyetimizi diri tutsun. Ama bundan da önemlisi dolaşsın dünyamızda, bir yerlerde ona rastlayalım, iki satır muhabbet edelim, ikram ettiği adamlıktan bir şeyler nasiplenelim.

Etiketler
Devamı

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Adblock Detected

Please consider supporting us by disabling your ad blocker