Hasan Arslan – Söküğümüz Derindir Bizim

Hasan Arslan – Söküğümüz Derindir Bizim

“Darfur/Niyela’da nefes alıp veren Otaş kampının siyah derili, derin bakışlı çocuklarına.”

Babaannem maharetlidir. Yokluktan varlık çıkarma becerisini ondan öğrenmeliyim. Babaannen keder kuyusundan neşe suları çeker çıkartır, sonra ikram eder bizlere, der annem. Gerçi su kuyumuz yok ama olsun. Kendimi bildim bileli kampımızdaki eşeklerin sağa sola bıraktıkları gübrelerini toplarız birlikte, ben ona sadece eşlik ederim, beni dokundurtmaz topladıklarına. Otaş’ta yaşayan eşeğin ne gübresi olacak ki demeyin. Yine de birkaç kırıntı olur işte orada burada. Toprakla karıştırır bu gübreleri babaannem kendi usulünce, kendi bildiğince, sonra yoğurur elleriyle. Hem yoğurur hem şarkılar söyler, buğulu sesiyle. Bütün Afrika bir araya gelir onun sesinde. Sesinde çöl rüzgârının esintisi vardır, hem yoğurur hem konuşur benimle. O konuştukça ben kıvama gelirim. O beni yoğurur elleriyle. Onu seyretmem hoşuna gider doğrusu. Çok güzel çiçek saksıları yapar bu karışımdan. Sen Afrika’nın çiçeğisin der, bana. Ben sana sadece gübreyim, ben sana sadece şu gördüğün saksıyım, der. Babaannemin bana nasıl gübre olduğunu, neden saksı olduğunu anlayamam. Sen Afrika’nın umudusun, sen Afrika’nın ışığısın, der bana. Bu kadar küçük iken Afrika’ya nasıl umut olabileceğimi, tenimin rengi kara iken nasıl ışık olabileceğimi kavrayamam doğrusu. Işığımız niyetlerimizdir, der ardından, ellerini yüreğine götürerek, bunu da anladığım söylenemez. Zaten çok şeyi anlayamıyorum. Birkaç cuneyhe satar bu çiçek saksılarını babaannem, şehre gitmek için kamptan izin alanlara…

Bizim buralarda kimsenin kurbanlık koyunu veya keçisi olmaz. Kurban biziz, der babaannem. O’na biz kurbanız.

Babaannem maharetlidir. Yokluktan varlık çıkarma becerisini ondan öğrenmeliyim. Babaannen keder kuyusundan neşe suları çeker çıkartır, sonra ikram eder bizlere, der annem. Gerçi su kuyumuz yok ama olsun. Kendimi bildim bileli kampımızdaki eşeklerin sağa sola bıraktıkları gübrelerini toplarız birlikte, ben ona sadece eşlik ederim, beni dokundurtmaz topladıklarına. Otaş’ta yaşayan eşeğin ne gübresi olacak ki demeyin. Yine de birkaç kırıntı olur işte orada burada. Toprakla karıştırır bu gübreleri babaannem kendi usulünce, kendi bildiğince, sonra yoğurur elleriyle. Hem yoğurur hem şarkılar söyler, buğulu sesiyle. Bütün Afrika bir araya gelir onun sesinde. Sesinde çöl rüzgârının esintisi vardır, hem yoğurur hem konuşur benimle. O konuştukça ben kıvama gelirim. O beni yoğurur elleriyle. Onu seyretmem hoşuna gider doğrusu. Çok güzel çiçek saksıları yapar bu karışımdan. Sen Afrika’nın çiçeğisin der, bana. Ben sana sadece gübreyim, ben sana sadece şu gördüğün saksıyım, der. Babaannemin bana nasıl gübre olduğunu, neden saksı olduğunu anlayamam. Sen Afrika’nın umudusun, sen Afrika’nın ışığısın, der bana. Bu kadar küçük iken Afrika’ya nasıl umut olabileceğimi, tenimin rengi kara iken nasıl ışık olabileceğimi kavrayamam doğrusu. Işığımız niyetlerimizdir, der ardından, ellerini yüreğine götürerek, bunu da anladığım söylenemez. Zaten çok şeyi anlayamıyorum. Birkaç cuneyhe satar bu çiçek saksılarını babaannem, şehre gitmek için kamptan izin alanlara…

Bizim buralarda kimsenin kurbanlık koyunu veya keçisi olmaz. Kurban biziz, der babaannem. O’na biz kurbanız.

Tahtanın üzerindeki ayetlere öyle bir dokunuşu vardır ki zannedersiniz ki benim saçlarımı okşuyor. Zannedersiniz ki Tanrı’nın merhametli ellerine dokunuyor. Bizim halimiz Gayretullah’a dokunur der. Katında onun için çok değerliyiz, der. Biz yeryüzünün kalbi kırık halklarıyız. Başımıza gelenlerin bedelini Allah mutlaka ödetir diğer insanlara, der. Başka coğrafyalarda bizden habersiz yaşayan insanlara bundan dolayı üzüldüğünü söyler. Ben yine anlamam söylediklerinden. Sadece dinlerim onu sessizce. Kulağımı kalbine dayar dinlerim onu. Sesi kalbinden gelir babaannemin… Darfur göğünden bir yıldız kayar… Ben el ederim göğümdeki yıldızlara…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>