Dosyaİbrahim Demirci Dosyası

Hasan Harmancı – İbrahim Abi Değil İbrahim Ağabey

Hasan Harmancı – İbrahim Abi Değil İbrahim Ağabey

90’lı yılların ülkedeki Müslümanlar için çok hayra alamet yıllar olmadığı düşüncesindeyim. Ne olduğu takip edilemeyen, çok kısa sürede pek çok değişimin olduğu bir sürecin iyiye işaret olarak kabul edilebileceğini zannetmiyorum. Bahsi geçen dönem önceki on yılı da içine alarak dünyaya geleneksel olan bakışımızın iyiden iyiye bozulduğu bir zaman dilimi. Her ne kadar gündem olarak dini muhtevamızdaki çizgi değişmiş olmasa bile usulen yaptığımız yanlışların ayyuka çıktığı yıllar. Bu yıllarda yaşanan ve gene hayra alamet olmayan belirtilerden birisi de geleneğin aksine; konuşan, gündem belirleyen, yol gösterenlerin kırkını aşmış, görmüş geçirmiş büyüklerimizin değil, saflıklarının yanı sıra bilgili bile olsa acemi, hayatın hakikatine varamamış –ki o yaşta varması ne kadar mümkündür?- kendisi ile birlikte çevresine zarar verecek bir heyecanı her daim yanında barındıran genç önderlerin (!) olmasıydı. Bu dönemdeki İslamî fraksiyonların, grupların, cemaatlerin, cemaatsizlerin tuttukları yolun doğruluğu veya yanlışlığı bir tarafa yoldaki tutumlarıdır kastettiğim. Gençliğin fıtratına uygun olarak bağırıp çağıran, ajitasyon ve popülizm yapmada beis görmeyen, rasyonel değil duygusal karakterler; yani “abiler” mevzu bahis olan. Yirmili yaşlarına ulaşmış, ulaşmamış hatta otuzuna varmış olsa bile, dünyanın kötü gidişatına paralel olarak İslam dünyasındaki şümullü karışıklıklara karşı alınabilecek tavrı belirleme yetisine sahip olmayan, kökeni birkaç yüzyıl öncesine kadar uzanan sorunlarımıza cevap verme ihtimali bulunmayan abilerin ortamı işgal, insanları meşgul ettiği yıllar.

Ergenlik sancılarımın yukarıda bahsi geçen sancılı yıllarla birleştiği bir dönemde tanışmıştım İbrahim Ağabeyle. Dünyayı tanımaya teşebbüs ettiğim o zaman diliminde kendisine karşı neden bu kadar sevgi, saygı ve hayranlık beslediğimi buna mukabil çok konuşan, çok edip çok eyleyen ve kendilerine hakikat taşıyıcısı (!) süsü veren abi kitlesinden neden bu denli hazzetmediğimi çok daha sonraları anlayabildim. Hem kavramsal düzeyde hem de gündelik hayatımızda kaldırılması gereken bir enkaz vardı ortada. Allah Rasûlü’nün hadislerinde bahsettiği, fitne ortamlarını andıran bu enkaza karşı yapılması gerekenleri yapan, buna göre tavır alan, emek verip sabreden biri olarak gördüm İbrahim Ağabeyi. Zamanın daha yavaş aktığı eski zaman dilimlerindeki kıymetli insanlara kıyasla modern zamanlarda varlığı daha da değerlenmiş bir isim.

Müslüman abilerin “kaş yaparken göz çıkarma” eylemine itikadî açıdan baktığımızda ortaya ebedi bir hüsran çıkabiliyor. Abilerin her Müslüman’ı kaş yapmakla mükellef tuttuğu bir zaman diliminde “kaosa mütevazı katkılarını” seyrediyoruz. Fakat hem Allah kelamı, hem de Rasûlullah’ın hadislerinde zor zamanlarda takınılması gereken bekleme/sabır öğüdü gündemimizde görünmüyor. Bir vakıf veya derneğe üye olmamanın, konuşmamanın, bir tartışmaya katılmamanın hatta yeri geldiği zaman bir şeyler yazmamanın daha hayırlı olabileceği ihtimali aklımızdan geçmiyor. Tanıştığım günden bu yana İbrahim Demirci, hem yazıp hem yazmadıklarıyla, hem yapıp hem yapmadıklarıyla çevresine örnek olan benim de örnek aldığım bir isim.

İbrahim Ağabey için nihai olarak söyleyeceklerim şunlar: Müslüman gençlerin ideolojik/poetik nasihatler eden abilere değil; adam akıllı iş yapan, derli toplu yaşayan, yaşantısıyla örnek olan ağabeylere ihtiyacı var. Yaşadığımız zaman ve mekânın açmazlarına cevap bilgi yığınlarından önce teslimiyet, sükûnet ve iyi niyette. Dünyanın bilgisinde yetkinleşmek bu üçlüyü elde etmekten çok daha kolay, halledilebilir ve ikincil bir mesele.

90’lı yıllarda zihnimde uyanan o çaylak “Ne yapmalı?” sorusuna bizzat varlığıyla verdiği cevap sebebiyle İbrahim Ağabeye teşekkür üzerimde bir borçtur. Memleketimizin bekası için mütevazı bir teklifte bulunuyorum: “Abilerle Ağabeyleri ayıralım!..”

Etiketler
Devamı

Hasan Harmancı

Yazara ait tüm içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı