Hişam Mutavi – Döngü

Hişam Mutavi – Döngü
Çeviri: Turgut Koç

Artık geçerliliği kalmamış bu dersin başladığını haber veren ders zili çaldı. Sene başından beri hiç değiştirmediği pantolonuyla içeri girdi. Öğretmen, uzunca bir süredir giymesine rağmen delik çoraplarını değiştirmeyi hiç düşünmüyor. Zaman ilerledikçe de çorapların delikleri genişliyor ve ben, kara deliklerinden gözünü dikmiş bizi gözetleyen onun bu çoraplarına neden sürekli baktığımı bilmiyorum.

Bu derste tek yaptığım, bende hobi haline ge­len düş kurmaktı. Hoca beklenmedik sorular so­rarak beni şaşırtmıyor. İlk dakikadan son daki­kaya kadar aralıksız ders anlatıyor. Orada oldu­ğumu hissettirmek için düşlerimin arasından tahtaya bakıyorum. Bir yandan da yüzüne ba­karken anlattıklarını onaylıyor gibi başımı sallı­yorum. Bu kez sürpriz büyüktü. Tahtaya baktı­ğımda büyük bir Irak haritası çizdiğini gördüm. Coğrafya dersinde olduğumu hissettim. Daha önce hiç görmediğim ve elinde tuttuğu değ­nekle harita üzerindeki yerleri açıklıyor. Burası Kufe, burası Basra, ikisi arasındaki dil savaşların­dan Arap dil bilgisi zaferle çıktı. Cerir burada ya­şadı, işte şurada Ferazdak yaşadı, ikisi arasında geçen dil çekişmesinden Arap şiiri zaferle çıktı. İşte burası Bağdat…

Sözünü tamamlayamadan yere çakıldı. Peşim­de arkadaşlar, ona doğru koştuk. Bu arada Okul müdürü yetişti. Herkes kendisine gelmesi için ona yardımcı olmaya çalışıyordu. Ayaklarının ya­kınına oturmuş, ellerimle çoraplarının deliklerini örtüyordum. Kendine geldiğinde, ayağa kalkıp pantolonuyla kapatıncaya kadar ellerimi bu de­liklerden hiç çekmedim.

Avazı çıktığı kadar bağırdı; “Edepsizler, vallahi kim derin nefes alırsa sağa sola bakarsa öldürü­rüm. Ne milli eğitim bakanı ne de başkası bana sökmez. Kim başını kaşırsa başını keserim. Ba­kan da kanun da işlemez.”

Tamda bu anda havada yükseldi, bütün hüner­lerini sergiledi, sonra boynuma kondu, ısırıp ka­nımı emmeye başladı. Ne elimi kaldırabildim, ne de kaşınabildim. Elimi kolumu bağlayan İngi­lizce öğretmeninin tehditleriydi.

Biyoloji dersinde Hoca “su döngüsü” şeklini kır­mızı işaret kalemiyle açıklıyor. Nehirdeki su, gü­neşin ışınları ile buharlaşıp bulutları meydana getirir. Rüzgâr da bu bulutları sürükleyerek yağ­mur yağdırır, diyerek bayan hoca konuyu ta­mamladı.

Hoca, “Gençler, dünyada her şeyin bir döngüsü vardır.” dediğinde hemen aklım başka bir dön­güye takılmıştı: Binlerce insanı kefenleyip gö­müyorlar, Onlardan da dönen yok. Peki bu dön­gü nasıl tamamlanıyor? Bu cesetlere karşılık yer­den çıkan nedir?

İngilizce öğretmeninin yaptığı gibi, sesi titreyen ve soruyu yanıtlayamayan coğrafya hocası da tehditler savurdu. Ancak başarılı olamadı. Bom­balı saldırıda kolu kopan Iraklı çocuğun resmi­ne bakınca çok etkilendiğini ve üzüldüğünü bu yüzden de dersi anlatamayacağını bize söyledi.

Sivrisinek ikinci kez beni ısırdı, dikkatimi topla­dım, elimi oynatmamla uçtu gitti. Hoca bizden kitaplarımızı açmamızı istedi. Sıranın üzerinde kavuşturduğu kollarının üstüne başını koydu. Ben de bu düşüncelerden uzaklaşmak için kita­bı gözden geçirmeye karar verdim. Dersin baş­lığı olan “Arap dünyası petrol yatakları ile dolu­dur.” cümlesi zihnimdeki döngüyü tamamladı.

Hişam Mutavi: 1974 yılında Mısır-Menufiye’de doğdu. Üniversitede öğrenimini Arap ve Alman Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Yayınlanmış hikaye kitapları vardır. Halen Uşak Üniversitesi ’nde çalışıyor. Evli iki çocuk babasıdır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>