Dede DosyasıDosya

İbrahim Demirci – Dede Demek Ne Demek

İbrahim Demirci – Dede Demek Ne Demek

Ba ba ba’dan baba’ya ulaşan bebe, de de de’den dede’ye varmış olmalı.

Dede de aslında bir baba, hem annenin babası hem babanın. Amca ile dayıyı, hala ile teyzeyi ayıran Türkçe, dedeleri ve nineleri ayırmamış ama ninelerin “anneanne” ve “babaanne” olarak belirlenmeleri yine de bir ayrıcalık sayılabilir. “Babababa”mız, “annebaba”mız yok; dedelerimizi karıştırmamak için, “annemin babası”, “babamın babası” dememiz gerekiyor. Buna da şükür! Fransızlar gibi “dede” yerine “büyük+baba”, “nine” yerine “büyük+anne” demek zorunda kalabilirdik. Hoş, “dede”nin ve “nine”nin varlığına rağmen “büyükanne” ve “büyükbaba” diyenlerimiz de oldu. Olabilirdi. Oldu. Olsun!

(Geçen gün belediye otobüsünde telefonla konuşan bir kadının son söz olarak “Kendinize iyi bakın, Allah’a emanet olun!” dediğini işittim. Yana yakıla, söve saya “kib” düşmanlığı edenler de benim işittiğimi işitseler yakınmalarını ve sövgülerini geri alırlar mıydı?)

Hüseyin Kâzım Kadri Bey’in Türk Lügati’ne bakılırsa “dede”, büyük büyük baba imiş, yani babanın babasının babası! Öte yandan Azeri Türkçesinde dede, baba anlamında da kullanılıyormuş. Türkiye’de de yüz yıl önce nine sözcüğü, anne anlamında da kullanılıyordu. Arapçada ced dede, cedde nine anlamına geliyor. Ecdad kelimesi, sanki bireylerin değil de toplumun dedelerini karşılıyor. “Ceddin, deden, neslin, baban…”

Biz Arapçadan ceddi ve ecdadı almışız ama onlar da bizden “dede”yi almışlar ve kullanıyorlar. İranlılar da “dede”yi benimsemişler. “Dadyâ” Urdu dilinde “dedeyle ilgili, dede akrabası” anlamına geliyormuş ve Hint kökenliymiş. Ne hoş!

Türkçede bir de “ata” var; hem babanın hem dedenin yerini tutuyor. Dede Korkut’a Korkut Ata da deniyor. Dedem Korkut, sözüne kulak verilmesi, dualarına amin denilmesi gereken saygın bir atadır.

Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te “dede”nin üçüncü anlamı şöyle verilmiş: “Yaşı çok ilerlemiş ihtiyar erkek: Kendi muhtâc-ı himmet bir dede / Nerde kaldı gayriye himmet ede (…)” Keşke “kendi” yerine “kendisi” yazılmış olsaydı. Ölçü tamam olurdu: Fâilâtün fâilâtün fâilün. Sahibi bilinmeyen bu güzel beytin ikinci mısraı Hüseyin Kâzım Kadri Bey’in lügatinde “Kande kaldı gayriye imdâd ede” şeklinde verilmiş.

Mevlevilikte dede olmak için yaşın çok ilerlemesi gerekmiyor; çilesini dolduran derviş, dede oluyor. Şeyh Galip Yenikapı Mevlevihanesi’nde dede olduğunda otuz yaşındadır. Pek sevdiği dostu, “yâr-i vefâ-dârı” Esrar Dede, Galata Mevlevihanesi’nde göçtüğünde elli yaşını bulmamıştır. Mevlevi dedeleri “dedegân” diye de anılmıştır. Alevîlikte herhangi bir ocaktan gelen, seyyidlik vasfına sahip kişiler, dede sayılmışlar, saygı görmüşlerdir. Bektaşi mürşitleri de “dede” namıyla anılırmış. XIX. Yüzyıl başından sonra “baba” öne geçmiş amma Kırşehir’deki pir postuna oturan büyük baba efendi “dedebaba” unvanıyla anılır olmuş.

Dedelerimizin torunlarıyız. Dede torununu çocuğundan daha çok severmiş. Çünkü çocuk sermaye ise torun kâr imiş; kâr sermayeden daha tatlıymış. Bunu anlayabiliyorum ama tam olarak benimsediğimi söyleyemem. Bir insanın baba/anne, oğul/kız, dede/nine ve torun olması, “kişi” olmasını gölgeler mi acaba? Bu soruya kolayca evet cevabının verilebileceğini düşünüyorum ve bu durum bana üzüntü veriyor.

Torun sözcüğünün dilimize Ermeniceden geldiğini öğrenince hiç şaşmadım da, bunu öğrenmekte gecikmiş olmama azıcık hayıflandım.

“Dedesi koruk yemiş, torununun dişi kamaşmış.” Bu atasözüne olumsuz yaklaşmak, yanlışların, hataların er geç ortaya çıkacağına yormak, sık rastlanan bir durum ve bu durum bana çok tuhaf geliyor. Koruk yemek de üzüm yemek kadar zevkli ve heyecan verici olamaz mı? Bu atasözü geleceğe iyimser bakmamızı ve yüreklerimizin umutla dolmasını sağlayabilir. Dedelerimizin yediği koruklar, dişlerimizi kamaştırmakla kalmıyor, tükürük bezlerimizi bile harekete geçiriyor.

Etiketler
Devamı

İbrahim Demirci

Yazara ait tüm içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı