İbrahim Demirci – Necip Fazıl Kısakürek’ten Bir Şiir

İbrahim Demirci – Necip Fazıl Kısakürek’ten Bir Şiir

KÖROĞLU

Sırmalı cepkeni attı koluna,
Tek elle dizgini gerdi Köroğlu.
Tozlarla atılıp dağın yoluna,
Yeşil muradına erdi Köroğlu.

Dağlar, omuz omza yaslanan dağlar,
Sular kararınca paslanan dağlar,
Azatlık ufkunda rastlanan dağlar;
Bu dağlara gönül verdi Köroğlu.

Dağların ardında kalınca çile,
Köroğlu yeniden gelmişti dile;
Ak saçlı anadan geçilse bile ,
Dağlardan geçilmez derdi Köroğlu…
(1923)

Nazım birimi: Dörtlük. Kafiye düzeni: abab/cccb/dddb. Kafiyeler tam veya zengin. “Köroğlu” ve “dağlar” redif olarak kullanılmış.

Ölçü: 11’li hece ölçüsü. Duraklar: 6+5. İstenirse “Bu dağlara / gönül verdi / Köroğlu” dizesi 4+4+3 biçiminde okunabilir.

Halk şiirinin koşmalarını andırıyor. Tek farkı, son dörtlükte şairin adının geçmemesi.

Cepken: Cekete benzer, uzun kolları yırtmaçlı bir çeşit üstlük.

Dizgin: Binek hayvanlarının ağzına geçirilen gemin iki ucuna bağlanan ve hayvanı idare etmeye yarayan kayış, zimam.

Köroğlu, sırmalı cepkeni neden sırtına geçirmiyor da koluna atıyor? Hava mı sıcak, işi mi çok acele? Bilmiyoruz. Bildiğimiz, onun usta bir binici olduğu, dizgini tek elle gerdiği.

Ardında tozlar bırakarak atıldığı yol, “dağ yolu” değil, “dağın yolu”. Belli bir dağ bu, bilinen bir dağ ve orada Köroğlu, “yeşil muradına er”miş. “Yeşil murat” ne demek? Köroğlu, o “yeşil murad”ı “irade” eden bir “mürit” mi? Ağaçla, ormanla sınırlı mı yeşil, Hızır’ı da hatırlamamız gerekiyor mu?

Bu sorulara cevap bulmak için Köroğlu’nun hayatını ve mücadelesini öğrenmeli miyiz?

“Omuz omza yaslanan dağlar” kararlılık, direniş ve dayanışmayı mı simgeliyor?

“Sular kararınca paslanan dağlar”, sular ağarınca ışıldayacak, değil mi? Dağda akşam, dağda gece, dağda sabah?

“Azatlık ufku” ne demek? Özgürlük ve kurtuluş,nelerden ve nasıl ve ne kadar uzaklaşmayı gerektiriyor ki, “ufuk” gibi uzak olduğu düşünülmüş? Azatlığa ermenin ve hele onu korumanın kolay olmadığı anlaşılıyor. Köroğlu’nun bu kolay olmayan işi başardığı da anlaşılıyor. Dağın çağrısı, dağın anlamı, dağın gereği, bizi doğuran o mübarek kadınlara, annelerimize duyduğumuz sevgiyi ve bağlılığı aşacak ve aştıracak kadar büyük mü?

Bu şiirden sonra Dağlarda Şarkı Söyle’yi de mi okumalı? Sezai Karakoç’un dağ yazılarını, dağlı yazılarını da mı sindirmeli? “Anneciğim, biz artık dağımıza…” diye ünleyen Cahit Zarifoğlu’na da mı kulak vermeli?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>