İsmail Detseli – Gonya Gırsalında Dünürcülük Yapmak

İsmail Detseli – Gonya Gırsalında Dünürcülük Yapmak

Güz gelmiş, harman hayat toplanmış işler artık bitmiş gibi. Herif hanımına seslenir. Len garı, son günlerde senin oğlanda bir değişik hallar görür gibiyim, şu gidinin ağzını bir yokla hele, kimin gızını ister, şöyle o değilden bir gıdıkla bakayım oğlugu. Olur herif, hay sağ ol, ben de saga diyeceğidim, bu oğlanı azdırmadan everelim de hem işimiz görülür hem de son düğünde aradan çıkmış olur. Elimiz ayağımız dutarken, gözümüz görürken gafamızın sağlığında dirim.

Temam len garı, lafı uzatma, bir yokla bakalım, sen anasısın hazar.

Aradan bir iki gün geçer, yemekten sonra oğlan baranaya gider, herif avrat evdeler. Herif, gız, sordun mu oğlanın ağzının yatımı nereye doğru? Sormaz olaydım herif, bu oğlandan çekeceğimiz var, allehem gözü kimin gızında bilin mi? Ne bileyim len, paşa gızı isteyecek değil a köyden birinin gızıdır elbet. Öyle de şimdi saga diyince istediği gızı,alnında şafak atacak, hazır mısınnn? Söyle len, söyle işi dağalandırıp durma! Ne balı ne dalı gıy, zehirleyip durma, de bakalım da aklın başına gessin şöle bir. Allah’a Allah beni de maraklandırdın len, avrat diyivir bakayım, kimde gözü bu oğlanın? Kimde olacak, vurgunu yiğin gelesicenin dimesem, Çakırların Osman’ın gızını isdeyyor. Dime len garı, vay eşşşoğlusu vay! Ülen o adamın ağzına gaşşık mı olur? Bu iş golay golay olmaz emme, hele başka eyi gözel, soy kök gızlardan bir iki önüne sürt bakalım, acap vaz geçer mi o gızdan? Valla bilmem herif, onu dedi, bir daha kelam itmedi, yanımdan goydu da getti ecele. Yarın bir daha yoklayım ağzını amma yok canım senin inattan bir inadı var, nuh dedi mi piygamber dimez gavur oğlan! Hoh dedikçe zarar varır vallana! Len gine benimle oğraşma, ne yapalım olmazsa bir şansımızı deneriz, gidi gaddar filan amma çakırların Osman, belki bir suyuna gideni buluruz, nasipse herkesin ağzına gem vurulur vesselam.

Ertesi gün oğlan anası ile işe gider. Ağşam olur, yemek yenir, oğlan evden erkence sıvışır. Garı goca galmıştır evde, herif avrada bakar, belikli durumu soracak. Avrat, heçç bakma öyle yüzüme, dediğim gibi ille de o olacak, başkasını almam, deyyor oğlun. Allah Allah, neye bu gadar ısrarcı? Acab gidi bir sözleri filan mı var kı aralarında. Gaç gıy, ne sözü olacak! O gız erkek yanına mı varır? Da işde oğlunun hoşuna varmış bizden isdemek. Pekeyi len garı, şöle ağzına laf yakışan bir gadın bul gomşulardan, bizim kızı da al (babanın kız kardeşi) Osman’ın garısı Leylifer’in ağzını bir yoklayın bir ağşam, bu hayırlı iş için geleceğimizi de hatırlatın tabi canım. Olur, yarın bir yoklarız gerçi onunda dünürü çokmuş amma. Osun canım, bir gızı bin gişi ister de bir kişiye nasip olur.

Ertesi gün gündüzden kızın evine gadınlar gider, ağız yoklaması yaparlar, eğer o gün veya ertesi gün gız evinden, gelmeyin, diye bir cevap gelmez ise esas dünürcü erkekler, bir iki gadın da birlik olup ağşam giderler.

Herif bir çıt çıkmadı bunnardan bize gayri istemeye gitmek vacip oldu, kimi önümüze düşürelim, bu Osman denenin cinini en eyi kim dere; bir düşün, araştır bakayım hele. Len garı, üç, dört gündür düşünürüm, aklıma gelen ağzı laf yapan, sözü diğnenen, sevilen, bizi de seven birini bulamadım. Neyni bulamadın gıy, oğlanın dayısını alalım, bir de Gafarların Ismayıl’ı alalım, onun hem sözü diğnenir, hem de o adam ne söyleyeceğini bilir. Bizim hacce gıza da onu getirdi dünürlerin ya. Doğru bi laf ettin len garı, işte buna demişler gırk yılda bir avrat lafına bak, iç gayfeni keyfine bak, deyi, benim heç aklıma gelmediydi Ismayıl. Yarın bir süngar sıkayım, bakalım bizim gafar oğlu İsmayıl’a, o da bizim oğlanı sever, hani canım bizim hatırımıza gelmese bile oğlanın hatırı için gine gider dünürcü olur Ismayıl.

Ertesi gün Ismayıl’a durum izah edilir, oğlan babası Garaların Mustafa tarafından.  Ismayıl itiraz etmez, olur gardaşlık, gidelim inşallah, hayırlı ise nasip ise olur, der. Ağşam dünürcüler hazırdır. Garaların evinde Ismayıl der ki hadin erkenden bastıralım, belki bir yerlere filan giderler, bu işler sıcağı sıcağına olursa eyi olur, der. Ellerinde bir idare feneri, doğru Çakırların Osman’ın evine. Tak tak tak, kapının ağırşağı vurulur.. Kim ooo? Benim gızım, ben GafarlarınIsmayıl; emmin, baban evde mi? Aç gapıyı bakayım. Kız kaybolur, işi biraz sezmiştir, evin herifi gapıya çıkar ve açar, buyurun buyurun, Ismayıl ağa, sen bizim evin yolunu bilin mi yahu? Allah Allah, o ne şekil laf Osman! Bilmez miyim? Elbette bilirim! Eve girerler. Selamalikim, nörüsünüz? Alikim selam, Ismayıl ağa, nörelim, dünyanın telaşıynan oğraşıp gideriz işde.

Hep öyle gardaşım, Allah oğraşma günü versin, hastalık dert vermesin de bunnnar hayatın cilveleri. Öyle gardaşlık öyle. Ee hepiniz hoş geldiniz! Dünür başı Ismayıl, hoş bulduk gardaşlık, işi fazla uzatmadan ben söze giriyim. Allahın emri Peygamberimizin gavli üzerine biz Mustafa gardaşımızın oğlundan sizin gızınıza dünür geldik. Yıllarfır ayni köyde otururuz, birbirimizi biliriz, huyumuz suyumuz belli. Yalınız tabi, bunnnar aniden verilecek gararlar değil amma biz size iki gün zaman virelim, iki gün düşünün, taşının gonuşun, biz yine geleceğiz. lakin şunu bil gardaşım Osman, benim adım Gafarların Ismayıl, ben girdiğim gapıdan boş dönmem. Gelip gitmekten deyılmam, bunu böyle bil, valla bahara gadar bu evden çıkmam ha! Ona göre düşün taşın, der, gülüşürler. Haydin galkalım der, dünür başı. Kız babası dur gardaşlık, ataş almaya mı geldin, birer gayfe içelim de gedin yahu, seni bağlamayız, gorkma hatta gerekirse govalarız da, der. Ismayıl, işte onu yapamazsınız, ne govması len, der bu söze de gülerler. Gayfeler içilir, kalkılır. Yolda oğlan babası dünür başı Ismayıl’a sorar, gardaşlık, ne dersin, yola gelecek mi bu kaburgası galın gidi? Tabi gelecek len, hatta geldi bile gönlü olmasa gayfe mi içirirler adama! Valla, babıçlarımızı bile devresine çevirirlerdi eşiğe doğru. Öyle olmadığına göre bu iş olumlu, yalınız biraz gider geliriz, golayca he dimez bu gidi.

Hay sağ ol yahu, oğlan şu gızı isderim diyeli gursağımda bir düğüm oluştuydu valla, bu senin tatlı sözügüle birez yumuşadı. Hay Allah senden ırazı olsun, Ismayıl gardaşlık! Ne zaman gidelim bir daha? İşi uzatmayalım, araya münafıklar girmesin, hemen iki gün sonra tekrar gidelim. Ben bu işe baş goydum, seni pek o gadar sevmem, bilin amma Mehmet oğlanı çok severim, başı yumuşak, saygılı dört dörtlük bir köy yiğidi Maşallah! Eyi de ben de öyleyim yahu Ismayıl gardaşlık, benim ne zararımı gördün canım? Hadi hadi ben senin evvelini de bilirim, der gülüşüp ayrılırlar.

İki gün sonra tekrar dünür olunur. O gün gayet yumuşak karşılayan kız babasının bu gün suratı biraz garadır ve soğuktur gelenlere garşı. Ve arkadaş biz akrabalarımla garım ve çocuklarımla gonuşduk, dökdük düşündük bu işin olmayacağına garar virdik. Ismayıl, eyi de neden olmaz gardaşım? Bi kere gızımız daha güççük, bütçemiz düğün yapmaya elverişli değil. Bir de bu işi mehel münasip görmedik onun için olmaz, siz nasibinizi başka yerde arayın. Osman, bu gösterdiğin mazeretlerin heç bir dayanağı yok gardaşım, bana de ki, sülaleyi beğenmedim, oğlan berduş, anası kötü, babası şöle böle, de yoksa gız güççük filan golan bunnarı gabul itmem, buradan da gitmem, baba evinde böyüyeceğine goca evinde böyüsün, yatsın ay lan sende! Yoo yokarıda Allah var, kötü diyemem ne oğlana ne de aileye, yalnız bunların işi ağır, benim gızım bu gadar işin hakkından gelemez, naziktir, bizi zorlamayın, olmaz, dedik, başka kapıya bakın. Bak Osman, eyi düşün, bu gün de gediyom, yarın gine buradayım, ya eyi bir mahana (bahane) hazırla ya da eyi bir he sözü hazırla, soğna seninle yarın bir görüşelim baş başa, burada diyemediğin varsa bana söyle, ben de nedenini anlayayım, der yine kalkıp giderler. Oğlan evine gelip otururlar. Gara Mustafa sorar, ne oldu bir günde len Ismayıl, neye sertleşti bu gidi, acap olmayacak mı yoğusam bu iş? Ismayıl, olacak olacak gardaşım, gız evi naz evi hemen he mi deyivereceklerdi sana. Herkes ettiğini bulur sen de az getirtmedin Perhanı goca sülünün oğluna isterken, nasılmış gız istemesi zoruna mı getti garam? Canım sende geçmişi garıştırıp durma hinci canım sıkıldı; avrat, birer gayfe yap da içelim bu derdin üstüne, der içerler, dağılırlar.

Ertesi gün Ismayıl Efendi yalnız kız evine Osman’ın yanına getmiş ve durumu sormuş, iş olumlu, sadece naz edildiğini anlamış, ertesi gün gelip gara Mustafa’ya bir gün daha bekleyelim hatta iki gün bekleyelim de onlar telaşlansın, der.  İki gün beklenir ve nihayet son olarak bir daha varılır kız evine, bu dünür işi köyde de yayılmıştır, kızın da bu işe razı olduğu köy çeşmesinin başında kadınların dilindedir. Dünür başı Ismayıl söz alır ve Osman haydi gari bizi edidip durma canım, benim şu söyleyeceğim söz son sözümdür, eyi gulak ver, eyi anlam ver deyip. Bak, sel gider kum kalır Allahın dediği olur deyince Osman, ne yapalım ağalar, siz baskın çıktınız, verdim getti, Allah güldürsün, gülerse yüzü var, ağlarsa gözü var der, işi bitirirler.

Dünürcülükte gonuşulanlar böyleydi, değerli okurlar, şimdi daha modern sözler söyleniyor sanırım. Okuyun gülün, sağlıcakla…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>