Murat Ak – Bozkırlı  Merhametli Muzdarip

Murat Ak – Bozkırlı  Merhametli Muzdarip

ره بیابانست و شب  تار یک و پایم در گِلست
عشق و بیما ری و غربت مشکل اندر مشکلست

Reh beyâbân-est ü şeb târîk ü pâyem der kil-est
Işk u bîmârî vü gurbet müşkil ender müşkil-est

Farsça’dan nakledilen beyit Hâfız’aait bir gazelin matla beytidir. Hâfız-ıŞirâzî şöyle der: “Yol çöl, gecekaranlık, ayaklarım ise çamurabatmış. Aşk, hastalık ve gurbet sıkıntı üstüne sıkıntıdır.” Beyit ilk elde, sevgilininpeşinden giden bir aşığı ve aşığın içindebulunduğu acıklı durumu düşündürür. Belki şairin bütünüyle kastı da budur. Hatta ifadeler gibi şiirin bir gazel olması bunu pekiştirir.Bununla birlikte uzun yıllar dilime pelesenk ettiğim beyit yazıya başlarken ne bir sevgiliyi nede bir aşığı, aklıma büyükbabamı getirivermiştir.

Gurbet, aşk, hastalık ne de uygun düşüyormuş büyükbabamın haliyle. Beyitteki çölü, gecenin karanlığını, ayakların çamura batmasını büyükbabamın zorluklarla geçen ömrüne benzetsem hiç de mübalağa etmiş olmam.Aşk, büyükbabamın babaanneme olan ama bir türlü açığa vuramadığı derin sevgisi ve bağlılığı;hastalık ise ben kendimi bildim bileli yakasını kurtaramadığı illettir. Gurbet, Bozkır’dan şehre gelen, hayatı sıkıntılarla geçen büyükbabamın yüzündeki kırışıklıklardır.

Belki şair duysaydı gülerdi benim bu söylediklerime. Olsun, öyle de olsa şiir onu okuduktan sonra artık benim şiirim. Onunla istediğim bağı kurarım. Hatta ben, büyükbabam iyi bir şair olsaydı bu beyti kendisi söylemek isterdi, iyi bir şiir okuru olsaydı bu beyti sürekli okurdu da diyebilirim. Ama hiç görmedim büyükbabamın şiir okuduğunu. Şiiri sevip sevmediğini de bilmem.

Gurbet

Kendisi anlatmıştı bana; küçük yaşlarında, bir gündüz vakti köyde çalışırken saman taşıyan bir arabanın arkasında İmam Hatip okumak için şehre getirilmiştir büyükbabam. Ne elinde ekmek parası ne de üstünde düzgün bir giysisi vardır. Bu şekilde başladığı İmam Hatip’te bir gün Hacı Veyiszade Mustafa Efendi dersine girer. Bozkırın gururlu çocuğunun ayağında ayakkabı yerine bir terlik. Bunu gören Hacı Veyiszade, bir ayakkabı almıştır büyükbabama. Allah ondan razı olsun. Ama bir ayakkabı değildir eksik olan. Geçen her gün sıkıntı üstüne sıkıntı getirince, biraz sabreden ama gururundan daha fazla dayanamayan büyükbabamın İmam Hatip serüveni kısa sürmüştür. Dönmüştür köyüne. İlk torunuolan beni büyük ısrarlarla İmam Hatip’e göndermesindeki hikmet budur. Belki de başlayan ama istediği gibi gitmeyen eksik bir hikâyeyi devam ettirme arzusudur onun ısrarı.İlk başlarda bu konuda biraz ayak sürüyen ben,durumu sezdikten sonra oldukça memnun olmuşumdur arzusuna boyun eğmekten. İşte bu yüzden büyükbabam İmam Hatip’tir benim için.

Aşk

Büyükbabam sert mizaçlı, bununla birlikte oldukça merhametli bir adamdır. Hemen görünmeyen derin bir merhamettir onunki.Bunu ancak ona yakın olanlar bilir. Vefatından sonra gelen ve sürekli ondan yardım aldıklarını söyleyen ama bizim ne gördüğümüz ne de bildiğimiz bir sürü insan şahitlik eder onun merhametine.Bu sert mizaçlı ama merhametli adamın babaanneme bağlılığı sıradan bir bağlılık değildir. Ben onların hiç ayrı olduklarını görmedim. Büyükbabamın babaannemi bırakıp iş için şehir dışına çıktığını bile hatırlamam. Bir yere gidilecekse babaannemle birlikte gidilir,kalınacaksa birlikte kalınırdı. Mecbur olmadıkça babaannemin evde yaptığı yemekten başkasını yemediğini bile söyleyebilirim. Onun babaanneme bağlılığı farklı bir bağlılıktır.Hayatım boyunca, çok sevdiği babaannemle ellerini bir arada gördüğüm tek yer bir fotoğraf karesidir. Vefatından yakın zaman önce hastane bahçesinde mahcubiyet dolu bakışlarla çekilmiş fotoğraf. Etrafı torunlarıyla dolu babaannem vefatı ardından onca zaman geçse de hala onun boşluğunu bir nebze dolduramamıştır içinde. Aksi takdirde yanında her an çocukları ve torunları bulunan birinin sürekli yalnızlığını dile getirmesi açıklanabilir bir durum değildir.Onların birbirine olan bağlılığı eksilenin yerinin doldurulamayacağı bir şahsiyet birlikteliğidir.

Hastalık

Çocukluk günlerimin Maltepe sigarasıdır büyükbabam. Sobanın yanı başındaki minderine oturur, Maltepe dumanları arasında konuşur, haber izler… Atlara olan sevgisini çocukluğumun Pazar sabahlarında yayınlanan kovboy filmlerine olan iltifatından öğrenmişimdir.Ömrünün uzunca bir döneminde dumanından keyif aldığı sigara, son nefesine kadar acı çektirmiştir büyükbabama. Vefatından yirmi yıl önce bir hac dönüşü bıraksa da,sigaranın tahribatı bırakmamıştır yakasını.Ömrünün belki de en güzel geçmesi gereken yıllarında hastalıktan muzdarip, her gün yüzünde kırışıklıkları artan bir ihtiyardır büyükbabam. Hayatta kalabilmiş altı erkek evladın babasıdır büyükbabam. Altı uslanmaz Bozkır delikanlısı.Her biri bir dünya… Her biri onun yüzündeki bir kırışıktır belki de. Bu kırışıklara bir yedincisini bu satırların sahibi eklemiştir. Ona da babalık yapmıştır. O yüzden dede değildir sadece,büyükbabadır. Borcu ödenmez, boşluğu doldurulmaz, bilinir. Merhametine ve imanına şahitlik edilir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>