Mustafa Çiftçi – Alman Mühendisliği ve Nermin

Mustafa Çiftçi – Alman Mühendisliği ve Nermin

Alman mühendisliği ve Nermin. Mühendis İrfan’ın hayatına ay gibi doğan beş yıldır.

Beş yıl!

Dile kolay.

İrfan kim?

Nermin kim?

Almanya nere?

Almanya dediğin yer fabrikalar memleketidir. Almanya, bizim gidip de geri gelemeyen, gelenlerin de dert kapıp geldiği bir uzak yerdir.

Nermin kimdir derseniz. Nermin’i anlatacak daha çok zaman var.

Önce İrfan.

İrfan olmadan bizim lafımız boşa çıkar. İrfan mühendis olmadan evvel yatılı okullarda geceler boyu hayal kurmuş, arkadaşlar bulmuş, öğretmenleri çekiştirmiş, koşmuş, gülmüş, oynamış bir köylü çocuğudur. Köylü çocuğu olmasaydı anası babası “Aman ha okudun okudun yoksa…” ile başlayan cümleler kurar mıydı?

Köylü çocuğu olmasa liseyi bitirip okul pansiyonundan çıkarılınca yavru kuş gibi ortada kalır da var gücüyle kırık dökük bir bekar evi kurar sonra da var gücüyle ders çalışır, bazen içine çöreklenen umutsuzluk karşısında elini yumruk yapar, yumruğunu ısırarak ağlar ve kendine söver miydi? “Okumazsan, okuyup da mühendis olmazsan İrfan senin ta ecdadını …” der miydi?

Dedi işte böylece dedi. Okudu. Yazdı. Çalıştı. Yırtındı. Yıprandı amma sonunda “Mühendis Bey” oldu. Makine Mühendisi İrfan Bey.

Şu yalan dünyada Makine mühendisiysen yolun eninde sonunda nereye düşer?

Almanya’ya düşer değil mi?

İşte Mühendis İrfan da devlet programıyla on beş gün Almanya’ya düşünce ne bilsin ki orada makinelerin içinde bir nur yatar?

Ne bilsin o nur bunu alır da yollara dağlara rüzgâra katar?

İşte o nurun adı, Nermin.

Nermin ne demek? Sözlüklerin dediğine bakarsan Nermin yumuşak, nazik, mülayim demektir. Koskoca sözlükler yalan mı söylüyor. Nermin’e bakan göz anlar ki bu kızcağız yalan dünyaya Allah tarafından “Güzel ne demekmiş insanlar anlasınlar.” diye gönderilmiştir.

Nermin.

Nermin

Nermin.

Bu ismi mühendis İrfan tespih etti kendine, ezberledi. Almanya’da kaldığı on beş günün her dakikasını yıl etti de çırpındı, “Acep bir daha o cemali görür müyüm?”

Sonunda Nermin’le konuşmak imkanını buldu. Nermin orada üniversitede asistanmış. Üniversiteyi temsilen o seminerdeymiş. Ailesini bile konuştular. Otuz sene evvel gelmişler. Yerleşmişler. Ev bile almışlar. “Artık Almanyalı olduk.” diye gülerken dişleri, bakışı, oturuşu, kalkışı hele kokusu İrfan’ın başını döndürmektedir. Dönmek de böyle mi olur? İrfan mühendisliği. Türkiye’yi, kariyeri, anayı, babayı, atayı satacak. Yele verecek. Yalan edecek kadar dönüyor başı.

Seminer dediğin on beş gün, ya sonra?

Sonra Türkiye’ye döndü İrfan. Dönmeden evvel Nermin’e dedi ki: “Nermin Hanım Almanya beni çok etkiledi. (Yalan ne Almanya’sı ben senin derdine yandım güzel diyemedi.) Almanya üzerine bir mastır düşünüyorum. (Yalan bir tek seni düşünüyorum iç güveysi bile olurum anasını satayım) diyemedi. Mastırla, Almanya’yla ilgili ne biliyorsa söyleyip ayrıldı Nermin’in yanından.

Türkiye’ye dönünce başladı çırpınmaya. Nasıl olur, nasıl ederim de Nermin’e kavuşurum?

Nermin anlamıştı ki İrfan Bey denilen ve kara kara bakan bu oğlanın içinde yanan bir ateş var. “Neyse” dedi “Hele yansın bakalım.” Yansın ama Nermin’in içinde de bir şeyler kıpır kıpır, pır pır…

İşte öyle bir şeyler var. İrfan’dan gelen maillere cevap yazarken tenha bahçelerde anasından gizli buluşuyorlarmış gibi tedirgin oluyordu.

Nermin orada yavaş yavaş tutuşurken beri tarafta, burada Türkiye’de yanan İrfan anasına, babasına, abisine durumu açtı. “Ben iyi kötü Almanca bilirim. Nermin buraya gelemezse de ben giderim. Ben Nermin sevdasından geçmem, geçemem abi.” dedi. “Eh geçme bakalım sevdandan.” dedi ailesi. Düşündüler ki Almanya’ya gitme desek de gidecek. Bizi dinlemeyecek. Hiç değilse aklı bizde kalmasın gitsin bakalım. Bahtı yolu açık olsun.

İrfan Almanya’ya döndüğünde ne işi vardı ne de ne yapacağını biliyordu. Varsa yoksa Nermin.

Önce Nermin’le el birliği edip bir iş buldular.

Sonra Nermin’in ana babasıyla tanıştı İrfan.

Nermin’in ana babası İrfan’ın ana babasıyla nerdeyse aynıydı. Onlar gibi konuşuyor, onlar gibi gülüşüyorlardı. Sadece bunlar mersedese biniyordu.

“Eh öyle olsun bakalım. Hele biraz tanıyın bakalım birbirinizi.” dediler. Onlar böyle söyleyince İrfan şaşırdı bizim Türkler de Avrupalılar gibi.

“Hele birbirinizi tanıyın.” diyorlar bak sen şu işe…

Nermin’le İrfan aradan geçen birkaç ay içinde birbirlerini daha fazla tanımaya gerek olmadığını anladılar. ”Evlenek de kurtulak.” dediler.

Evlendiler bir düğün Almanya’da oldu, Almancılar kurtlarını döktüler…

Bir düğün burda oldu. Nasıl oynanırmış herkes gördü.

İrfan da Nermin de kuş gibiydiler. Öyle rahat, öyle hafif, öyle pır pır…

Aradan geçen senelerde bir kızları oldu. Adı “Ayşegül”

Ayşe, İrfan’ın anasının adı.

Gülizar, Nermin’in anasının adı.

Hem işleri hem kızları hem düzenleri süt gibiydi. Beyaz.Ilık.Yağ gibi akıp giden bir Almanya…

Zaman geldi geçti beş sene tamam oldu. O sabah Ayşegül “kinderkartene” yani kreşe bırakıldı.Nermin ile İrfan da işlerine gittiler.

Ne bilsin İrfan o sabah Nermin’e son bakışıdır.

Ne bilsin Ayşegül artık bir ömür ana kokusundan mahrum kalacak.

Ne bilsin anası, babası, o sabahtan sonra yumuşak, mülayim Nermin’leri toprak olacak.

Almanya demek ne demektir?

Almanya demek, mühendislik demektir. O mühendislerden Nermin o sabah üniversitenin uygulama atölyesinde elektriğe tutulmuştur.

Dudakları kavrulmuştur.

Cümle bedenini yılan gibi elektrik sarmış.

“Koşun!” demişler. “Aman yetişin!” demişler. “Nermin kül oluyor!” demişler ya boşuna. Nermin’in gül yüzü kül olmuş. Nermin’in bakışı duruşu gülüşü yalan olmuş.

“İş kazası” deyin. “Acı vatan Almanya” deyin ne derseniz deyin. Ne İrfan’ın acısını ne Ayşegül’ün anasızlığını anlatamaz. Bilemezsiniz.

Bir tek İrfan bilir hepsini bilir de o da anlatmaz. O sabah susar. Bu nasıl susmak hey Allah’ım. Ayşegül büyümüş Nermin’in aynısı olmuş. İrfan’ın saçı, başı, sakalı, dişi ihtiyarlamış ama hala susar. Bir tek Ayşegül’ü gördüğünde yüzüne bir ay doğar. Yıllar önce Almanya’da on beş günlük bir seminerde doğduğu gibi…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>