Nazmi Cihan Beken – Hiçbir Yazılı Eserin Ulaşamadığı Işıltı

Nazmi Cihan Beken – Hiçbir Yazılı Eserin Ulaşamadığı Işıltı

Saz çalacak küçük çöp, içim, insandaki maddi manevi tatmak kuvveti
Kemik siniri payının kaynağı, dışım, adak dikilitaşları
Işık Mancınık, bir dua, cehennemin meşhur karanlığı
Büyük ışıkları garip mesafelere atmaya mahsus bir nevi gece sapanı
Feri gitmiş izlencenin
Haset olunmuş, biçilmiş sitayişi
Mükafat, ıslak sikkeler, münasebetsiz konuşmalar
Karışmanın minik sahibi, devamlı zorbalığa iç direnci
Hür Belçika, geldi şekil
Yersiz bulan nane katılmalarını, gitti

Okunurdu eskiden eserlerim bu odada
Düştüm -şiirin yararına- anlamların gözünden
Çalışmıştım talihin kararsızlığını düşünerek acıları unutmaya
Bentler halinde yazılmış tek anglosakson şiiri gibi
Buldum hazin hazin ağlayan bir boynuzlu hayvanın ellerini

Diri diri görülmemiş ölüm dirhemleri
Getirildi mi iğne çevirmek çeşitli yorumlara
Aptal dirsek kemiği
Kolu döndürme hareketi bir dil barı mı
Kan alma eklemleri, uzunluk, toprak
Birinin kendince uydurduğu ihmal biçiminde buluttan kurtulmak

La antijenleri ilan etmekti
Bu sırada aynanın görevi
İşte bir zamanlar tahta sahip olmayı isteyen bu halının
Kabarcıklı iguanadan çekilmesi

İmzaladım yeryüzündeki mutsuzluğu, tutkuları
Anlattım yalnızlığın güzelliğini
Kaos dilinin kıyısında kalan birkaç geceyle
Uykunun bize veriliş nedenini değiştirdim

Yıldızlı vatoz, zerrin nanesi içer misin
Bu arada çağırmıştı doğuştan bağışıklık
İşaretleme oranını
Yolladı yerli ve yabancı kas şekerlerinden kurulu
Doymamış yağın üzerine
Gelir gelmez bunları

Deriye vur, deri şişsin, yukarıdan aşağı
Çökkün düşkün bir köpek dolaşsın deride
Ganimetten pay verme cisimleri birbirlerini çeksinler
Beslesinler şartları

Getirdim ben getirilmesi gereken devleri
Ulaştım hiçbir yazılı eserin ulaşamadığı bir ışıltıya
Başarım, kayıpların yedi kategorisi
Başarım, gürültü yokluğu

Ruh, düşman üzerine emekliyor, azı dişleri parlak aşikar duaların
Seviyorum serbest tavrın senetlerini vaktiyle nefer ismiyle yad edişlerimi
Övüyorum gölgelik bir göğsü yere değdirmiş gecelerimi
Pek zeki, pek karanlık, pek uzun
Hayvan ağzına vurduğun ağaç kışları tel tel olur

Dinliyordum gemiden gelen sesleri
Buluyordum parçaları sökmeden
Herhangi bir kısımdaki
Aksaklığı veya sonbaharı
Dayadım kulağımı göğsüme

Güzel el ayasıyla nazik el ayası
Zarif el ayasına vurmuşlar
Kendimi doğrulanmama kuşkusuna yollamışım

Anlayamıyordum sesleri
Kim çıkarmıştı ortaya akciğerin sesini
Anlayamıyordum büyük damarları
Kontrol altında bulunmamın
En eski yollarından birini

Bir dehlizdeymişim bu lağım savaşında
Ölmüş şair kulağıyla sonbaharda
Verir misin açık seçik bir fikir bana

Şiirin -ay ışığı olmayan gecelerde-
Tespit edilmesi
Ancak gürültü yokluğu sayesinde
Mümkün oluyordu

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>