Deneme

Nergihan Yeşilyurt – İnsan Düğmesi 2

Nergihan Yeşilyurt – İnsan Düğmesi 2

“Yaşamak, ayakta kalmak; bu küçük bir zaferdir. Capcanlı kalmak; vedalaşmalar ve cinayetlere rağmen neşeli olabilmek… Sonunda acıya alıştık. Ve neşe, elemden daha fazla cesaret gerektiriyor.”*

Miladi takvim, bize yeni olan hiçbir şeyden söz edemezken ve monitörlere bağlı nefes almaya çalışırken –yani şu satırları döktüğüm monitörlere bağlanan yaşantımızdan bahsediyorum- her şeyin korkunç olan ikinci yüzlerini çizmeye alışkın kelâmın sırtından inesim geldi. Taşıyamayacak kadar olunca, edebiyatın bütün yalanları aynı anda saçıp ki o zaman hakikatin kendiliğinden parlayacağını umut etmesi saflığına sığınmak ve de…

Yani aslında ilkini birkaç ay önce yazdığım kültür-sanat ‘bir şeysi’ne yeniden bir giriş yapma niyetindeyim, yanlış anlaşılmasın. Takılı kalan ‘insan düğmesi’nin tuşuna tekrar basarken, otomatik hayatlarımızı aslında evrak imhâ makineleri gibi gördüğümü fark ediyorum. Boşluğa salınmış yığınlarca söz. Ve Galeano’nun bahsettiği cesareti biri buruşturup çöp kutusuna fırlatıyor.

*“Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri” Eduardo Galeano.

Yarışabiliriz Hangimiz En…

Aralık’ın en yağmurlu, en soğuk gününde olduğum hususunda yemin ederken, belediyenin –hangi taş düştüyse- bahçemize diktiği siklamenlerin sinsi bakışlarına muhatap oluyorum. Hâlâ bir çiçek zorlamıyor kapımızı,fakirliğin canı çıkmaz üstelik kalbî olanın canı toprağa da bağlanabilir. Neyse, bir ödül haberi yapayım da hiç değilse maddî fakirliklerimiz hafiflesin sayın okur:

Kurşun Kalem Edebiyat Dergisi bu yılda “Edebiyatımıza yeni ve özgün yapıtlar kazandırmak” üst başlığı ile öykü ödülü vermeye hazırlanıyor. Katılım koşulları şöyle:

  1. Yazarların, kitap bütünlüğüne ulaşmış, yayıma hazır dosyalarıyla katılabilecekleri ödülde yaş sınırı yoktur.
  2. Dosyadaki öykülerin dergilerde yayımlanmış olması ödüle katılmaya engel değildir.
  3. Yarışmaya katılacak dosya, şu biçimsel özellikleri taşımalıdır: Bilgisayarda Word belgesi olarak, Times New Roman yazı fontu,12 (on iki) punto, 1,5 satır aralığı ile yazılacak,sayfa numarası verilecektir. Yapıt, 6 nüsha olarak çoğaltılarak dosyalanacak. Ayrıca her nüshaya yapıtın CD kopyası eklenerek üzerinde rumuz yazılı kapalı bir zarfa konacak. 6 nüsha haline getirilen yapıtta ve zarfın üzerinde yazarın kimliğine ilişkin rumuz dışında hiçbir yazı veya işaret bulunmayacaktır.
  4. Başka bir zarfa kısa yaşam öykülerini, kimlik bilgilerini, posta ve e-posta adreslerini, telefon numaralarını içeren bilgileri ekleyerek, zarfın üzerine rumuzunu yazarak, 25 Temmuz 2014’e kadar Kurşunkalem Edebiyat Dergisi, 1832 Sokak No:28/8 Karşıyaka-İzmir adresine iadeli taahhütlü posta veya kargo ile göndermeleri gerekmektedir. Elden teslim kabul edilmeyecek ve bu tarihten sonra gelecek yapıtlar değerlendirmeye alınmayacaktır.
  5. Yarışma sonuçları Ekim 2014’te www.neziheryayinlari.com’dan duyurulacaktır. Ödüle katılan yapıtlar arasından birinci seçilecek dosya iki ay içinde Neziher yayınlarınca kitaplaştırılarak, Aralık ayında düzenlenecek törenle ödül, sahibine verilecektir. Ödül tutarı 1.000 TL’dir. Bu tutar, öykü kitabının ilk baskısının telifidir.
  6. Yarışmaya gönderilen yapıtlar, iade edilmeyecek ve internet yoluyla yapılacak gönderiler kabul edilmeyecektir.İletişim: 0532 46 36 719/ www.neziheryayinlari.com

Deliler Üzerine…

“Sevgili Deliler,Yepyeni bir akım başlatarak klasik “huni”anlayışını değiştiriyoruz. Hunililer olarak tüm delileri birleşmeye çağırıyoruz.Birbiri ile yarışmaktan öteye gidemeyen aklın hükmüne son vericez.

Geçmişini yıkan, beton yığınları arasına sıkışıp kalmış olan aklın hükmüne son vericez.

Akıllı olanın her şeyi batırdığı, savaşarak, silah tüccarları ve para babalarını zengin eden aklın hükmüne son vericez.

Her kesimden insanın şiddete maruz kaldığı,kimin gücü kime yeterse mantığı ile hareket eden aklın hükmüne son vericez. Üç kuruş kazanmak uğruna tüm ömrünü heba eden, hayatını yaşayamadan bu dünyadan göçüp giden aklın hükmüne son vericez.

Akılla kirletilmiş bu güzel dünyayı yeniden güzelleştirebilmek için sizlere sesleniyorum. Tüm deliler birleşin!” (Erdal Bakkal’ın Delilik Manifestosu)

Nasıl diyordu İsmet Özel, “biraz aklın varsa delir”… Bugünlerde deliler denilince aklıma sevgili arkadaşım öykücü/çevirmen Elif  Nihan Akbaş’ın bloğunda yeniden hatırlattığı, daha dizinin üzerinden aylar geçmemesine rağmen,nostaljik hisler uyandıran Leyla ve Mecnun’daki Erdal Bakkal’ın manifestosu geliyor. Hunilere azbir zaman kala, dünyaya dönüp yeniden aklın pıtraklarına takılı kalıyor yaşamak hevesim/iz. Öyle çok korkuyoruz ki bundan, hem nasıl döner bizsiz dünya. Öyle ya…

Bütün bu ıvır zıvır laftan sonra Bursa’nın simgelerinden biri haline gelen “Deli Ayten” tiyatro oyunu haline getirilen hayat hikâyesinden bahsetmek isterim. (Asıl amaca giriş bu kadar uzun olmamalıydı, evet sayın okur.) Hatta bu oyunun müzikleri bir albüm haline getirilerek satışa sunuldu.

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla Bursa Kültür Sanat Derneği (BKSD) tarafından tiyatro sahnesine Ayten Şenaşık’ın hayatının anlatıldığı “Bir Deli Aşk Hikâyesi: Deli Ayten” adlı tiyatro oyun müzikleri albümü hazırlanan albümün tanıtımı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin de katılımıyla yapılmıştı. Tanıtım toplantısında Başkan Altepe Ayten’in yaşadığı aşk sonrası akıl kabiliyetini kaybettiğini belirtip şöyle devam etmişti:“Ayten, Hasan’ı seviyor, ama ailesi vermiyor. Daha sonra üzülüyor, hasta oluyor. Sonra bu evlilik gerçekleşiyor. Evleniyorlar, ama Ayten’in durumu düzelmediği için Hasan kendini alkole vuruyor.Zaten bu da eserde güzel şekilde anlatılıyor.Hasan uzun yaşamıyor, vefat ediyor. Hasan’ıncümbüşü, davuluyla Ayten kendini sokaklara vuruyor.”

Bir belgesel ile sinema filmi projeleri de olduğunu da belirten Recep Altepe; Bursa kültürüne, dahası Türkiye sözlü kültüründen bir aşk hikayesini görsel sanatlarla ifade etmenin haklı gururunu yaşadıklarını ifade etmiştir:“Bugün güzel bir gün, kültürel tarihine güzel bir eser kazandırıyoruz. Bursa’da yaşayan herkesin iyi tanıdığı önemli kişi. Bursa’ya iz bırakmış olan şahsiyet. Bursa’nın delisi. Bir tiyatro oyunu ve oyununun müziklerinden oluşan CD’yi çıkardık.Ayten ve Cümbüş Hasan’ın Leyla ile Mecnun gibibir aşk hikâyesi var. Bizler de sanat eseri olarak Bursa kültürüne kazandırmış olduk.”

Cibali Karakolu Öksüz Kaldı…

Neredeyse Türkiye tarihi kadar ömür, toprağa girdi geçtiğimiz ay… Yani siz bu satırları okurken üzerinden bir sürü zaman geçmiş olacak Nejat Uygur’un vefatının üzerinden…Nejat Uygur denince aklıma; onu yalnızca televizyonda görmüş talihsiz bir nesil olarak“Cibali Karakolu”ndaki sevimli komiser geliyor.Bir başka tiyatro oyuncusu yazar Muammer Karaca’nın eseri olan bu güldürüden başka hafızalara kazınan pek çok eseri var elbet.Bunlar bir yana, güldüğümüz günler için biraz dua, bir anımsama –çünkü unutulunca ölür aslında her şey icabında- düşeyim dedim buraya…

Nuh (as) Son Anda Bileğimi Kavrıyor:“Çok Dünya Yutmuşsun! Ama Oldu İşte.Kurtuldun!”

Kişisel bir haber yapayım dedim ama biraz mahcup hissediyor insan reklama girince. Eh,biz subliminal mesajlara kapalı sokakların çocuklarıyız. Kara lastiklerin, dağların, yayla çiçeklerinin moda olduğu son günlerin çocukları…

Editörlüğünü yaptığım “Hiç Sesler”in yazarı Nurdal Durmuş da öyle. Bu son modaya alışkın,rüzgârda saçları dalgalansın isteyen çobanın,büyük şehirlerle, büyük büyük insanlarla olan sergüzeştinden damıtılma “Hiç Sesler”. İnsanın yaşamak macerası parçalardan müteşekkilken ve her bir parçası, bir başkasının alakalı alakasız herhangi bir parçasına değiyorken bir bütün anlatıdan bahsetmek mümkün müdür? Dolasıyla bu kitapla yazarın bütün serüveni,bütün görme ve öğrenme aşamalarına şahitlik ettim. Yani aslında yazmak gizleyerek aşikâr etmek, aşikâr ederek gizlemek için değil midir…Ne diyorum ben, okumak isterseniz kimi gizli kimi aşikâr her insan bir Kâinat kitabı misali önünüzde. Bu kitabı okumak isterseniz, AZ Edebiyat’tan çıkıyor…

“Gün gelir, yürekte hüzün de söner artık
Ne mutluluğun, ne acıların olduğu bir yerde
Düşler de, anımsayışlar da silinir gitgide
Kalır sadece, her şeyi bağışlatan bir uzaklık…”

İvan Bunin (Çeviren: Ataol Behramoğlu)

Bu Ara Okumak İstediklerim:

  1. Aile Çay Bahçesi, Yekta Kopan.
  2. Kün, Sezgin Kaymaz.
  3. Nisyan, Murat Gülsoy.
Etiketler
Devamı

Nergihan Yeşilyurt

Yazara ait tüm içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı