Nizamettin Yıldız – Düşünce, Edebiyat ve Siyaset Dergisi; Diriliş

Nizamettin Yıldız – Düşünce, Edebiyat ve Siyaset Dergisi; Diriliş

Geçmişten günümüze dergilerin toplum hayatımızda önemli bir yeri vardır. Özellikle Büyük Doğu ve Diriliş dergileri, bir dergiden de öte büyük bir misyon ve ideal üstlenmişlerdir.

Sezai Karakoç’un öncülüğünde çıkan “Diriliş” dergisi ile ilgili değerlendirmelerimize geçme­den önce Sezai Karakoç ile ilgili kısa bir bilgilen­dirme yapmak istiyoruz.

Sezai Karakoç, 1933 yılında Diyarbakır’ın Erga­ni ilçesinde doğmuştur. İlkokulu Ergani’de, orta­okulu Maraş’ta, liseyi de Gaziantep’te okumuş­tur. 1955 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bil­giler Fakültesinin Maliye ve İktisat Bölümünü bi­tirmiştir. Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde Mali­ye Bakanlığı’na bağlı olarak gelirler kontrolörlü­ğü görevinde bulunmuştur. Daha sonra memu­riyetten ayrılarak fikirle uğraşmış, dergi çıkarmış ve kitaplar yazmıştır. Bugüne kadar toplam 56 kitabı yayınlanmıştır.1990 yılında kurulan Diri­liş Partisinin genel başkanlığını yapmış, bu parti 1997’de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıl­mıştır. Parti 2007 yılında Yüce Diriliş Partisi adıy­la yeniden kurulmuştur. Sezai Karakoç, faaliye­tini sürdüren bu partinin internet sitesinde her cumartesi günü ülkemiz ve İslam dünyasının so­runlarıyla ilgili konuşmalar yapmaktadır.

Diriliş, mütevazi imkânlar ve olağanüstü çalış­malar sonucu ortaya çıkan bir dergi olmasının yanında İslam davasını omuzlayan, Müslüman­ların uyanması, birliklerini kurması, İslam me­deniyetinin yeniden gerçekleşmesi için her tür­lü çileyi ve zorlukları göze alan bir hakikat akı­mıdır.

Sezai Karakoç yedinci dönem haftalık Diriliş der­gilerinde yayımladığı hatıralarında anlattığına göre gerek ortaokulda gerekse lisede yoğun bir kitap okuma süreci geçirmiştir. Bazı dergilerde şiir ve yazıları yayımlanmış, 1955 yılında Şiir Sa­natı adlı bir dergi çıkarmış, bu dergi iki sayı çıka­bilmiştir.

Diriliş dergisi, 1960-1992 yılları arasında farklı zaman aralıklarında toplam 7 dönem olarak çık­mıştır. Hece dergisinin Sezai Karakoç özel sayı­sında, Necip Tosun şunları söyler: “Güçlü bir şair olmasının yanında büyük bir fikir ve ideal ada­mı olan Sezai Karakoç tüm eserlerinde inandı­ğı kültür ve medeniyet davasını insanlara aktar­mak peşinde olmuştur. Bütün bunları da tarihi ve sosyolojik görüş olarak “Diriliş” düşüncesi et­rafında şekillendirmiştir.”

  1. DÖNEM (Nisan 1960, Mayıs 1960, 2 sayı)

Diriliş’in bu ilk sayılarında Diriliş başlığı altında “ayda bir çıkar; siyasi, fikri, edebi dergi” ifadele­ri vardır.

Bu dönemle ilgili olarak Sezai Karakoç, hatırala­rında şunları söyler: “1960 Ocak, Şubat ve Mart ayları benim Diriliş’i aylık bir dergi olarak çıkar­mayı düşünme, karar verme ve hazırlıklarını yapma aylarımdır.(… ) Yeni bir nesil gelmişti. Or­tam otuz yıl öncesine göre çok değişmişti. Dü­şünüşte bir tazelenmeye ve yenilenmeye ihti­yaç vardı. Yeni bir dil ve üslup gerekliydi. Bir sü­redir daldığım metafizik düşünceler de kendini ifade için beni zorluyordu. Bu fevkalade şartlar içinde doğdu Diriliş.(…) Basubadelmevt’in kar­şılığı olarak “Diriliş”i bulmuştum, ölümden sonra dirilme anlamına. Tabii ki, sadace metafizik an­lamda değil, tarihi-sosyolojik anlamda da kulla­nıyordum.”

Diriliş dergisi, bu dönemde ancak iki sayı çıkar ve toplam 45 abonesi vardır. Sezai Karakoç ma­liye bakanlığındaki görevi nedeniyle başka il ve ilçelere gider. Derginin üçüncü sayısını hazırlar ancak 27 Mayıs ihtilali olur. Arkadaşları, dergi­nin yayın hayatına devam etmesini uygun bul­mazlar.

  1. DÖNEM (1966-1967, toplam 12 sayı)

Diriliş dergisi gerek edebiyatımız gerekse fikir ve kültür hayatımız için bir okul olmuş, çok sa­yıda aydın ve sanatçı yetiştirmiştir. Bu dönem­le ilgili olarak hatıralarında şunlar yazılıyor: “Ar­kadaşlar çevresinde bir hareket, umut ve yeni düşünceler kaynağı oldu Diriliş. Yetenekli olup da yazmaya yatkın olmayan arkadaşlarımı zor­ladım. Kimilerine yazı yazdırdım, kimilerine çe­viri yaptırttım.(…) Bir kadro doğurmak için bü­yük çaba sarfettim. Genç-yaşlı diye bir ayrım yapmadım. Gençlere de büyük güvenle yer ver­dim. Zaten geceleri geç vakitlere kadar kahvede gençlerle oturup konuştuğumdan onlar belli bir etki içinde idiler.”

Dergi, çıkışının üzerinden bir yıl geçtikten sonra maddi sebeblerle, 16.000 lira da borç bırakarak kapanmak durumunda kalır.

İnsanları aydınlatmak, toplumun geleceği için gece gündüz demeden çalışıp yazmak, dergi çı­karmak sonunda da bu kadar borçla baş başa kalmak… Acaba günümüzde böyle bir fedakar­lığı, feragati gösterecek kaç kişi vardır?..

Üstad Sezai Karakoç, Diriliş’in çıkmadığı zaman­larda da başta “Büyük Doğu” olmak üzere bazı yayın organlarında yazarak toplumu aydınlatma görevini sürdürmüştür.

Yazılan yazılarda, şiir ve hikâyelerde kullanı­lan dil konusu da hep tartışılmıştır. Halen günü­müzde de tartışılmaktadır. Sezai Karakoç bu ko­nuda şunları söyler: “Yeni nesil de okusun diye uydurma dille değil de yeni bir dille ve üslupla yazıyordum. Bu gerçekten gençlik üzerinde et­kili oluyordu. Yaşlılar istiyordu ki kendileri mek­tepte hangi terimleri görmüş ve okumuşlarsa şimdi o dille yazsınlar. Oysa okullarda, gazete­lerde dil değişmişti. Maksatlı veya maksatsız di­lin değişmesi için çok şeyler yapılmıştı. Yeni ne­sil ile eski neslin arası dil sebebiyle açılmıştı.(…) “Eski nesil “cemiyet “diyor, yeni nesil “toplum” di­yordu. Biz hangisini kullanacaktık? Eskiler, dilin bozulmaması için eskide ısrar etmemizi istiyor­lardı. Ama böyle yaparsanız yazınızı sadece yaş­lılar okuyacaktı. Yeni nesille bağınız kopacaktı. Tam bir çıkmaz içindeydik.”

“Doğru yol bir nevi orta yoldu. Yeni nesle yeni bir dillef seslenmek şarttı. Ama mümkün mer­tebe uydurma kelimelerden kaçınmak lazımdı. Vazgeçilmez terimlerimizi de korumalıydık ta­bii ki. Benim görüşüm ve tutumum buydu. Fa­kat en ufak bir değişiklik ve yeniliğe tahammü­lü olmayanlar, kenarda köşede aleyhimde pro­paganda yapıyorlardı, uydurma dilci diye. Oysa dikkatli olanlar uydurma dilci, Ataç’çı olmadığı­mızı görebiliyorlardı.”

  1. DÖNEM (1969, 70, 71, toplam 16 sayı)

Bu dönemde Avrupa’da görülen siyasi çalkan­tı ve gösterilerin etkisi ülkemizde de görülmeye başlar. Gösteriler, öğrenci hareketleri, 12 Mart muhtırasıyla sonuçlanacak olaylar baş gösterir. Üstad Sezai Karakoç ve Diriliş kimseyle polemi­ ğe girmez. Büyük nehirler gibi sessiz ve derin­den akar. Aydın yetiştirecek veya aydınlara yö­nelik yazılar, Doğu ve Batı’dan çeviriler ve tasav­vuf metinleri, bu dönemin sayılarında yer alır. Yıllar önce yazdığı şiirde dediği gibi:

“Fakat bir gün gelecek
Çağırmasını bilirsen gelecektir
Doğu’yu Batı’yı bilen gelecek.”

( Taha’nın Kitabı)

Bu dönemle ilgili yine hatıralarında şunlar var: “Üçüncü kez, 1969 Ekim’inde başlayıp aylık ola­rak 16 sayı çıkardığım Diriliş, 1971 Ocak ayında artık çıktığı yokuşu tırmanılamayacak derecede dik bulmağa başlamıştı. Evet, bizde fikir ve ede­biyat dergisi çıkarma, bir dağa tırmanmaya ben­zer. Önce uçar gibi hızla yol alırsınız. Fakat gide­rek yol dikleşir, en sonunda da bir yerde durur kalırsınız.”

  1. DÖNEM (1974-1976, 18 sayı, 6 Mayıs 1976-3 Ağustos 1978’e kadar 42 sayı, toplam 60 sayı)

5. sayıdan itibaren gazete tipinde ve haftada iki gün çıkmak suretiyle yayınını sürdürür. Diri­liş başlığının altında “Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş, bir insanı dirilten bütün in­sanlığı diriltmiş gibidir.” (Kur’an-ı Kerim’den) ifa­desi yer alır.

O günler, sokak gösterilerinin yapıldığı, anar­şi ve terör olaylarının arttığı, her gün onlarca in­sanın öldürüldüğü günlerdir. Bunun için Kuran-ı Kerim’den bu alıntı manidardır. Yine Hatıralar­da okuduğuma göre ve üstatla yüz yüze görüş­melerimden edindiğime göre, bazı insanlar “bu devletin üniversitelerinde okunmaz, bu devlet­te memurluk yapılmaz.” vb. sözlerle gençleri et­kilemeye çalışıyorlar ama Sezai Bey, ziyaretine gelenlere, sağduyulu olmaları gerektiğini, öğre­nimlerini tamamlamalarının önemli olduğunu tavsiye ediyor.

Diriliş dergisinin 24 Mayıs 1976 sayısında, “Ey­lemler Karşısında Gerçek Diriliş Aksiyonu” baş­lıklı haber- yorum yazısında şu satırlar yer alıyor:

“Gerçek aksiyon, meydanlarda yapılan şamata­lar, bağırışlar, yürüyüşler, duvarlara ve yerlere yazılar yazmalar ve daha kötüsü tabanca patlat­malar, kavga döğüşler değildir. Gerçek aksiyon, inanç, ahlak, düşünce, bilim ve sanat planında ortaya konan uzun çalışmaların ve sürekli sabır­ların yemişi eserler, durumlar ve oluşumlardır. Yeni bir insan tipini doğurmaktır. Asıl aksiyon, çok bilinçli, bilgiyle yüklü, kültürle güçlenmiş, disiplinli ve uzak görüşlü davranışlardan doğar.”

Bu dönemle ilgili hatıralarında da şunlar yazılı­dır: “1974’te Diriliş’i yeniden çıkarmağa, bir ta­raftan da eserlerimi Diriliş Yayınları adı altında yayınlamağa başlamıştım. Yeni bir nesil yetiş­tirmek, bunun için fikri mevzuları yeni baştan ele almak gerekiyordu. Kendi geçmişimiz, çağ­daş eserlerimiz, Batı kültür ve edebiyatı, özgün bir sentezle dergide genç yetenekleri yoğuru­yordu.”

  1. DÖNEM (Ekim 1979- Eylül 1980, toplam 12 sayı) Bu dönem 4. dönemin devamı olarak dü­şünülmüş olacak ki 61. sayı ile başlamaktadır.

Düşünce hayatımızın önemli yapı taşlarından olan Diriliş dergisinin bu sayısında da nitelik­li yazılar yer alır. Üstat Sezai Karakoç birçok ya­zısında, Batı karşısında ancak kendi medeniye­timizle ayakta durabileceğimizi, aydın kadro ye­tişmeden de medeniyetimizin canlanmasının mümkün olmadığını belirtir.

Ekim 1979, 61. sayıda, “Yeniden Çıkış” başlığı al­tında şunlar yer alır:

Diriliş bir yılı aşkın bir aradan sonra, tekrar ya­yın alanına giriyor. Böylece bir kere daha bir ölüm kalım savaşında varlığını ispat ediyor. Bu düşüş kalkış dünyasında bir kez daha ayağa kal­kıyor. Seslendiği toplum, çağırdığı insanlık teş­rih ve şifa masasına yatırmağa çalıştığı çağ gibi, kimi zaman ölüm sularına erip tarihe karışacak gibi olduktan sonra, umutsuzlukların en kabarık anında esen ilahi bir lütuf rüzgârı, onun, yeni­den görünüşler âleminde zuhuruna imkân ba­ğışlıyor.”

  1. DÖNEM (7 Ocak 1983-16, 17 Haziran 1983, 161 sayı, günlük gazete)

Diriliş, yaklaşık iki buçuk yıllık bir aradan son­ra günlük gazete olarak yayın hayatına devam eder. Bu dönemin ilk sayısı olan 73. Sayı 7 Ocak 1983 tarihini taşımaktadır. Tek yaprak olarak çı­kan gazetenin ön yüzünde “Gün Saati” başlık­lı sütunda Sezai Karakoç’un yazıları yer alır. Yine zaman zaman Başyazı başlığı altında Diriliş im­zalı, Sezai Karakoç tarafından yazıldığı tahmin edilen yazılar bulunur. Ayrıca Anadolu Ajansı ’na ait haberler yer alır. Bu haberlerin daha çok dış politikayla alakalı olduğu görülür. Arka sayfasın­da da yine haberlerin yanı sıra çeşitli yazı, çeviri ve şiirler bulunur.

12 Eylül askeri darbesinin üzerinden üç yıl geç­miş, ülkemiz hâlâ askerler tarafından yönetil­mektedir. Tekrar sivil yönetime geçme çalışma­ları vardır. Diriliş, böyle bir zamanda çıkmakla adeta tarihi bir görev üstlenmiştir. Önceki dö­nemlerin daha teorik olmasına karşılık bu döne­min daha aktüel konulara eğildiğini görüyoruz.

Bu dönemin ilk sayısında (73. Sayı) yer alan Diri­liş imzalı, “Diriliş Günlük Olarak Çıkarken” başlıklı yazıda şu ifadeler yer alır: “Diriliş bugünden iti­baren günlük gazete olmuş bulunuyor.

Bu ihtiyaç ani bir kararın sonucu olmayıp 1960’ta başlayan ve bugüne kadar birçok saf­hadan geçen gelişiminin zaruri bir açılımından doğmuştur.”(…)

“1960’tan bugüne kadar, diriliş düşüncesi de ay­lık dergi ve kitaplarla daha çok teorik planda, iç birikimini yapmış fakat aktüel olandan da büs­bütün kopuk ve uzak durmamıştır.”(…)

Diriliş günlük olarak çıkmak ve kaçınılmaz ola­rak politik hayatı gözlemlemek, bu alanda de­ğerlendirmeler yapmak hali içinde de, eski ama­cından ayrılmış bulunmayacak, onu hayat ve toplum içinde, zaman karşısında pekiştirmiş olacaktır.”

Bu dönemdeki sayılarda “Siyasi Partiler Kanunu”nun seri olarak yayımlandığını ayrıca parti konusunda Sezai Karakoç’un birçok yazısı­nı görürüz. Sezai Karakoç, bu yazılarında parti­lerin kuruluş aşamalarında nelere dikkat etme­leri gerektiği hakkında tavsiyelerde bulunur. Ör­neğin, partilerin şahıslardan çok fikirlere dayan­ması gerektiğini söyler. Yine “Gün Saati” adlı sü­tunda, zaman zaman, diğer gazetelerde pek görmediğimiz, Sezai Karakoç’a ait şiirlerin oldu­ğunu görürüz. O şiirlerden Diriliş başlığını taşı­yan şiirden bir bölüm:

“ Yeniden başlamak yazma sanatına
Kat kat olup açılmak gök katına
İndirmek yeryüzüne Allah’ın rahmetini
Bir gül gibi sunmak dünya saltanatına”

Sezai Karakoç bu dönemin sonuna doğru “gaze­te” başlıklı yazılar yazar. Bu yazılarda gazetenin önemi, gazete çıkarmanın güçlüklerinden, “En­tegre Basın Sanayii”nden söz ederek basındaki ve dağıtımdaki tekelleşmeye dikkat çeker. 16-17 Haziran 1983 tarihli ve 233. Sayıda “Ara Veriş” başlıklı yazıda şunları söyler: “Diriliş, bilen bilir ki, ticari bir maksatla çıkmadı.”(…) “Aslında ben ne gazeteciyim, ne iş adamı.”

“Birtakım düşüncelerini söylemek isteyen biri olarak, kitap da yazdım, dergi de çıkardım. İmkânlar hangisine elverirse, hangisini o an için yararlı görürsem onu yaparım. Benim için, kitap, dergi, gazete araçtır, amaç değil.”(…)

“Şimdilik bu kadar. En yakın sürede ve hayırlı­sıyla tekrar buluşmak üzere.” diyerek bu döne­mi sonlandırır.

7.DÖNEM (23 Temmuz 1988-5 Şubat 1992, 133 sayı)

Bu dönemde Diriliş dergisi haftalık olarak yayın­lanır. Derginin en uzun dönemi ve en çok yazı­nın yayımlandığı dönem olarak kabul edilebilir. Dikkat çekici yazı ve yorumların yanı sıra seri ya­zılara da yer verilir. Özellikle Sezai Karakoç’un İs­lam dünyasının içine düştüğü ölüm uykusun­dan uyanması için yazdıkları, İslam milleti, İslam ülkesi, İslam devleti, İslam medeniyeti gibi kav­ramlar üzerinde ısrarla durması, derginin karak­teri hakkında bize net fikirler verir. Çok önemli olan bu fikirlere gazete, televizyon gibi yayın or­ganları ilgi göstermez.

Sezai Karakoç’a ait bazı yazılar üzerinde dur­mak istiyoruz:

Hatıralar: Yukarıda da bahsettiğimiz gibi Sezai Karakoç derginin bu döneminde hatıralarından bir kısmını yayınlar. Yakın zamanımızın bir nevi siyasî, fikrî, edebî tarihi özelliğini taşır.

Bir Siyasi Portre: Turgut Özal: 13 sayı boyunca devam eden bu seri yazıda özellikle Menderes, Demirel ve Özal dönemleriyle ilgili farklı analiz­ler vardır.

Enflasyon: Önce Sezai Karakoç’un asıl mesleği­nin maliye olduğunu bir kez daha hatırlatalım. 4 sayı boyunca enflasyon(pahalılık), ekonomi vb. konularda açıklamalar ve çözüm önerileri vardır.

Devlet: 10 sayı boyunca devlet konusu enine boyuna irdeleniyor.

Kurumlar: Üniversiteler, Devlet Başkanlığı, Tele­vizyon, Sinema hakkındaki düşüncelerini açık­lıyor.

Medeniyetimizin Büyük Krizi: İslam Medeni­yetinin büyük krizi ve bu krizi aşma konusunda­ki tespitleri 17 sayı boyunca belirtiliyor.

Mevlana: Mevlana kitabını oluşturan yazılar il­kin bu dönemde yayımlanıyor.

Devlet Adamı: 7 sayı boyunca devlet adamın­da bulunması gereken özellikler hakkında bilgi­ler ve tarihten örnekler veriliyor.

Kader: Öte dünya, Peygamber, Kur’an vb. meta­fizik konularda farklı yorumlar.

Diriliş Partisi Programı: Bu dönem dergileri çı­karken 1990 yılında Diriliş Partisi kurulur. Parti­nin programı ve kurucular listesi dergide yayım­lanır.

Diriliş Partisinin kuruluşu bazılarınca sürpriz olarak görülür. Maalesef bazı çevreler, Sezai Karakoç’un Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu ol­duğunu, 1960’tan itibaren çıkardığı Diriliş dergi­lerindeki “siyasi, fikri, edebi” ibarelerini göremi­yor veya görmek istemiyorlar.

Bildiğimiz kadarıyla, Türkiye’nin başkan­lık sistemi’ne geçmesi gerektiğini ilk ola­rak savunan ve parti programına koyan Sezai Karakoç’tur.

Diriliş dergisinin çeşitli dönemlerinde şiirle­ri, yazıları ve çevirileri ile yer alan isimler şun­lardır: Sezai Karakoç ve ayrıca müstear isimler­le ( Diriliş, Zülküf Canyüce, Mehmet Yasin, Sait Yeni, İmzasız, S.K, Mehmed Yasinoğlu, D. ), Şev­ket Eygi, Erol Güngör, Ziya Nur, Mehmet Genç, Rami Ayas, Sait Mutlu, Kadir Mısıroğlu, Mehmet Gökalp, İhsan Babalı, A. Buğra, Cevat Ülger, Ab­dullah Öztemiz Hacıtahiroğlu, Şakir Diclehan, Ebubekir Eroğlu, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özde­nören, Alâeddin Özdenören, Halil İbrahim Kay­mak, Mustafa Ruhi Şirin, Kâmil Eşfak Berki, M. Cahit Atasoy, M. Güleçyüz, Kâmil Öztürk, Yük­sel Peker, Sedat Umran, Halim Uğurlu, Said Çek­megil, Bahri Zengin, İsmail Kıllıoğlu, Cahit Koy­tak, Osman Sarı, İhsan Sezal, Mahmut Kanık, Durali Yılmaz, Ahmet Yücel, Mehmet Çavuşoğlu, Turan Koç, Nuri Pakdil, Ahmet Kot, İsmet Özel, Ömer Öztürkmen, Kemal Özyurt, Arif Soylu, Ha­mit Can, Necat Çavuş, Olcay Avcı, Cafer Barlas, Bülent Timur Demirgil, M.Ertuğrul Düzdağ, Me­sut Güvenli, Göksel Korkmaz, Süleyman Porta­kal, Hüseyin Atlansoy, Mevlüt Ceylan, Muzaffer Budak, Kâmil Doruk, Ömer Erdem, Haydar Mu­rat Hepsev, Mevlâna İdris, Ahmet İşler, Yüksel Kanar, Cevdet Karal, Mustafa Kirenci, Erdem Ba­yazıt, Yener Sonuşen, Yusuf Yazar, Rıdvan Memi, Tahir Yücel, Ali Özkavaf, Turgut Akman, Türkay Gültekin, Rıza Akçay, Murat Fırat, İsmail Atabek.

Diriliş dergisi 5 Şubat 1992’de son sayısını (133. sayı) çıkardıktan sonra kapanır. Ama bize göre Diriliş, bir dergi veya gazete formatında olmasa da çıkmaya devam ediyor dersek sanırım yan­lış olmaz. Çünkü derginin Cağaloğlu’ndaki ya­zıhanesi hâlâ açık. Birçok kimse Sezai Bey’i ziya­rete geliyor. Bu ziyaretçiler arasında Üniversite öğrencileri, yazarlar, milletvekilleri, bakanlar vb. görmek mümkün. Ülkemiz ve İslam dünyasının meseleleri konuşuluyor, bildiriler yayımlanıyor. Ayrıca kitapları buradan temin edilebilir.

Sezai Karakoç, Yüce Diriliş Partisinin İstanbul il merkezinde de kalabalık bir kitlenin dinlediği haftalık konuşmalar yapıyor. Bu konuşmalar in­ternet üzerinden canlı olarak veya banttan izle­nebilir. Bu konuşmalarında da Müslümanların uyanması, İslam milleti, İslam devleti, İslam Me­deniyeti vb. konuların üzerinde ısrarla duruyor. Allah imkân verirse Diriliş’i günlük gazete şeklin­de, Türkçe, Arapça, Farsça, İngilizce hatta bütün dillerde yayımlayacaklarını belirtiyor. Aynı şe­kilde televizyon yayınları da yapacaklarını söy­lüyor.

Son söz: Diriliş kapanmadı, sözünü söylemeye devam ediyor…

—————————————————————-

Not: Bu Yazının hazırlanmasında Diriliş külli­yatından ve Yedi İklim dergisinin Kasım-Aralık 1993 Sezai Karakoç Özel sayısındaki A.Turan Karataş’ın “Sezai Karakoç’un Dergiciliği” adlı ya­zısından yararlanılmıştır.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>