Ömer Korkmaz – 100.000

Ömer Korkmaz -100.000

tebessüm etsek, derler gülüyorlar
ağlayınca durmadan… teselli ediyorlar

100.000
de bir ihtimal
uzaklık bildirmez
Tanrı’nın izniyle Meryem
ve Zekeriya ki hani ağlıyordu
Peygamber kuyudan yenice geliyor
rüyasında evvelce yıldızlar görüyordu

Hane deyince akla gelen sıcaklık
nasıl koridorlar kokular baygın
neden sandalye ölü, duvar dalgın
her şeyin biraz biraz adıdır
görklünün göğe ilticası diye bir şey
burada dudaklar vesveseyle bükülür
yüzden yüze sinsi bir vaveyla sürünür

ellerin el kadar, yavru eli…
kirli tavanlarda akan, ışıklar gördüğün
anne nidası namına şu metal şıkırtılar
nur, dikiş tutmaz diyemedim ay cânım
narin kesilmez, su yunmaz

Tahir dedim ancak adına, bir tarihe dalmaktı
Tertemiz bir gelecekten belki murad almaktı
Öyleyse nereye bu gidiş, niçin susmaktasın
Sırât’a mı bilmem, bin melek ile uçmaktasın

Beşiğinde şurada sallanıp duruyordu
Annen de güzelim patikler örüyordu
Sen ağlarken biz güleceğiz diyorduk
Ev toplanıp hep ardından yürüyorduk
Peki;
Ben ağlayan babana ne derim şimdi
Göğsünde siner mi bir evladın acısı
Toprağa koyup ey yumuşacık başını
böyle bırakıp gitmek oldu mu şimdi

Tıfl-ı nazeninim diyen şair de gelsin
Makber ile ağlaşmada olan yüzler de
İki gözle kan ağlayan bu esrarı ne bilsin
Geldi Tahir, gitti Tahir desem yetmiyor
Bir günü karşılasam, büyüyor bir diğeri
Herkes acısına kendince mi ağlıyor
bu feryat ile ey İsrafil’de sûr titriyor…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>