Öykü

Osman Bozdemir – Dombili

“Şangırt!”

– Eyvah!

– Ne oldu hanım?

– Ne olacak bey, yaramaz hay­talar yine camı kırdılar.

– Hay Allah. Ne yapalım, sağ­lık olsun hanım, canları sağ olsun. Mahallede çocukları bir araya getiren tek oyun futbol kaldı. Onu da araba­lardan daralan küçücük sokaklarda oynamaya çalışıyorlar. Her taraf be­ton yığını… Ne yapsınlar, takım ne­dir, paylaşma nedir, oyun nedir, bil­mediklerinden, oyunları topa düzen­siz ve dengesiz vurmaktan ibaret ka­lıyor. Ee bir de saha olmayınca… Ka­çınılmaz son, camlar şangır şungur iniyor. Gerçi şimdikilerin oyundan anladıkları bilgisayar oyunları, pay­laşma dedikleri facebook. Sabahtan akşama, akşamdan sabaha, internet başında sohbetler edip sanal oyun­lar oynuyorlar. Sanal yaşıyorlar ha­nım, sanal!

– “Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık!” desene…

– Biz değil de böyle giderse bu çocuklar yanacak. Ülfet, ünsiyet, gerçek dostluk yenilecek. Bir şeyler yapmalı.

– Cam için?.. Değil tabii, anla­dım. Ne yapılabilir ki?

– Ha tamam buldum. Hanım, şu bizim baba yadigârı ev var ya, di­yorum ki, oranın genişçe olan avlu­sunu ve o mütevazı bahçesini oyun alanı yapalım, ne dersin? Mahallemi­zin oyun yeri olsun. Güzel olsun her şey, hayrolsun.

– Tamam, Hasan Bey, sen nasıl istersen öyle olsun.

………

– Kubilay, Abdullah, Vural, Akif… Neredesiniz?

– Neredesiniz oğlum, saatler­dir sizi arıyorum. Bilgisayarın başın­da Ogame, Ikariam. Travian, Knight, Fifa oynamaktan sıkıldım arkadaş. Birbirimizin yüzünü “webcam”den görür olduk.

– Haklısın Mehmet, biz de aynı dertten muzdaribiz. Ama ne ya­palım oynayacak yer mi kaldı? Fut­bolu bile şu daracık sokaklarda oy­nuyoruz. Kaç oldu cam çerçeve kırdı­ğımız. Valla babam ‘bir daha olursa sokağa salmam’ diyor. Biz de başka oyunlar oynayalım, pencereleri kır­mayacağımız. Mesela çamurdan ka­leler yapıp kendi köyümüzü kuralım Travian’deki gibi.

– Hem hepsi tamam da Ab­dullah, bizler sanal oyunlardan baş­ka oyun bilmiyoruz ki. Kim öğrete­cek bizlere eskiden oynanan mahal­le oyunlarını, çocuk oyunlarını arka­daş. Koca mahallede yok mu oyun bilen?

-…………………………………………….?

– Buldum. Hasan amca var. Hasan amca bizlerle konuşmayı se­

ver, bizlere oyun misali bilmeceler sorardı. Ona gidelim. Belki de daha başka oyunlar vardır zihninde, bize öğre­tir. Ne dersiniz, gidelim mi?

– Tamam, bize uyar, gidelim.

– Hasan amca, Hasan amca, selamün aleyküm.

– Aleyküm selam çocuklar, hayırdır?

– Hayır, Hasan amca hayır. Bu gidişe bir hayır de­mek lazım. Oynayacak yerimiz yok koca mahallede. Apartmanların arasına sıkışıp kaldık. Bir tek sizin şu eski ev kaldı. O da giderse eskiye dair bir şey kalmaya­cak. Hem yer bulsak da oyun bilmiyoruz futboldan baş­ka. Onu da… Size karşı çok mahcubuz. Siz bize oyunlu sorular sorardınız. Düşündük ki amcamızda başka oyun­lar da vardır. Bizlere öğretir.

– Estağfurullah, tevafuk oldu çocuklar. Sabah da aynı konuyu yengenizle konuştuk. Biz de üzülüyoruz sizlere. Bunun için de orayı siz yeşeren fidanlara tahsis edip oyun alanı yapmaya karar verdik. İster futbol oynar­sınız ister sizlere öğretmeye çalışacağım oyunları.

– Yani kabul ediyorsunuz, öyle mi?

– Elbette çocuklar, şeref duyarım çocukluğumu­zun oyunlarını sizlerle paylaşmaktan. Arkadaşlığı dost­luğa götüren, paylaşmayı öğreten, kaynaştıran o güzelim oyunlar, ‘Yerden Yüksek, Köşe Kapmaca, Mendil Kap­maca, Dombili, Mors’ ve daha niceleri. Merak etmeyin hepsini öğreteceğim sizlere. Hadi gidelim eski eve.

– İlk olarak Dombili oyunundan başlayalım. Bazı yerlerde bu oyuna dokuz taş oyunu da denir. Oyun sayış­mayla belirlenen iki takımla oynanır. Oyun alanına çizil­miş ve tam ortasına üst üste dokuz taşın dizili olduğu bir daireye, on, on beş metre uzaklıkta bir çizgi çizilir. Oyu­na ilk başlayacak takımı belirlemek için, yeniden bir te­kerlemeyle sayışma yapılır.

“Ooooo

İğne iplik

Derme diplik

Çelik çubuk

Al çık, balçık

Sana dedim

Sen çık.”

(Seçilen takım, çizginin ardında yerini alır. Di­ğer takım ise dairenin arkasına sıralanır. Seçilen takı­mın oyuncuları, sırayla ellerindeki topla atış yaparak da­ire içerisinde dizili olan taşları devirmeye çalışır. Oyun­cu sayısı kadar ve taşlar devrilinceye kadar atış yapılır. Tüm oyuncular attığında taşlar devrilmemişse, oyunu ebe olan takım kazanmış olur ve diğer takımla yer de­ğiştirir. Taşlar devrildikten sonra ebe takım ellerindeki topla diğer takımın oyuncularını vurmaya çalışır. Tüm oyuncular vurulana dek mücadele devam eder. Burada amaç, vurulmadan taşları üst üste dizmektir. Bunu ba­şaran takım oyunu kazanmış olur ve yeniden taşları de­virme hakkını elde eder. Taşları dizemeden, takımın tüm oyuncuları vurulursa da, oyunu ebe takım kazanmış olur ve atış yapma hakkını kazanır.)

– Nasıl beğendiniz mi?

– Eveeet…

– O zaman, doooğru oynamaya… Hayrolsun her şeyiniz, güzel olsun. Bir dahaki oyuna görüşmek üzere çocuklar…

Etiketler
Devamı

Osman Bozdemir

Yazara ait tüm içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı