Dosyaİbrahim Demirci Dosyası

Osman Özbahçe – İbrahim Demirci’nin Şiiri

Osman Özbahçe – İbrahim Demirci’nin Şiiri

İbrahim Demirci’nin ilk şiiri Edebiyat dergisinde yayımlanmıştır. Edebiyat dergisi şairlerindendir. İlk kitabı Yanıklar da Edebiyat Dergisi Yayınları’ndan çıkmıştır. Yanıklar’dan (1981) sonra ikinci kitabı yine Edebiyat dergisinden gelen hikâyeci, şair ve yazarlarca kurulan Hece dergisi yayınlarından çıkmıştır: Ay Burcu, Hece Yayınları, Ankara 1998. (Genel çerçeve için bakınız, Özbahçe 2006, 167-170)

Edebiyat dergisi, Yanıklar, Ay Burcu arasında gidip geldiğimizde dikkat çeken ilk husus aynı şiirin dergi ve kitaplarda değişiklik göstermesidir. Örneğin, dergide yayımlanan “Güncel Şiir” (Edebiyat, sayı 38 + 35, Aralık 1977) Yanıklar’ın ilk şiiridir. Fakat kitapta “Ateşler” ismiyle karşımıza çıkan şiir ciddi bir değişiklikten geçmiştir. “Güncel Şiir” her yönüyle “Ateşler”den daha başarılı bir şiirdir. “Güncel Şiir” 21 mısra, “Ateşler” 4 mısradır. Editoryal baskı diyebileceğimiz bu husus, neredeyse Yanıklar’ın her şiirinden izlenebilir. Örneğin Yanıklar’ın ikinci şiiri “Bahçe” (Ay Burcu, “Yarışırdı Yürekleri”, s. 36), üçüncü şiiri “Kuşlar” (Ay Burcu, “İnce”, s. 33) karşılaştırıldığında aradaki ciddi farklılık bence düşündürücü bir sorundur. Öyle sanıyorum ki böyle bir durum Edebiyat dergisi dışında herhangi bir dergide yaşanmamıştır. İbrahim Demirci, hem Ay Burcu’na söz konusu şiirlerin aslını alarak, hem de kendisiyle yapılan bir söyleşide, bu durumu kabul etmediğini belirterek yerinde hareket etmiştir: “Önce, Yanıklar’ı bütünüyle benimseyemediğimi, tam anlamıyla içime sindiremediğimi söyleyeyim.” (Edebiyat Otağı, sayı 16, Ocak 2007) İbrahim Demirci, Mavera ekibi Edebiyat dergisinden çekildikten sonra Turan Koç ve Arif Ay’la birlikte, oluşan yeni kadronun şairlerindendir. (Geniş bilgi için bakınız, Özbahçe 2013, 290-291) Aynı husus Edebiyat dergisi yeni kuşak şairleri için geçerli midir, değil midir bilmiyorum. Ancak söz konusu şairler incelenirken dergiyle kitap arasında bir karşılaştırma yapmak gerekebilir.

Ay Burcu, aynı başlıklı “Ay Burcu”, “Bir İnce Yaşamak” ve “Çağlayan Yorumları” başlıklı üç bölümden oluşmaktadır. “Ay Burcu” başlıklı bölümde “zaman” sorunsalı milâdi takvimin 12 ayı üzerinden, her aya bir şiir şeklinde işlenmektedir. Bölümün incelemesini daha önce yaptığım için burada ayrıntılı bir değerlendirme yapmayacağım. (Bilgi için bakınız, Özbahçe 1998) Bu bölümde toplanan şiirler “zaman”ı sorunsallaştırmaktan ziyade, bir takvim çerçevesinde / bağlamında tarih ve tabiatla izah eden şiirlerdir. Ayrıca ayların / zamanın o bölümü, şairin duygu ve düşünceleri doğrultusunda verili anlamından kalkış yapılarak yeniden yorumlanmaktadır. Örneğin,

Geceye doğru kar iniyor gökten
Kara toprak ak ıslak ve yumuşak
Kaskatı bir yumruk oturuyor gırtlağıma
Filistin Cezayir Bosna Keşmir
Alevler içinde kanarken Çeçen
Donmaz mı dallarda çiçekler” (Demirci 1998, 13)

mısralarında nisanda toprağın uyanışına koşut İslâmi direniş / uyanış noktaları hatırlanarak bu noktalar “çiçek”le özdeşleştirilmektedir.

İbrahim Demirci olgucu bir şair. Fakat olgu kelimesini pozitivizm, metafizik karşıtlığı anlamında değil, vak’a / olay anlamında kullanıyorum. Demirci, örneğin “kar”, “kış”, “ocak”, “şubat”, “mart”, “iğde”, “ağaç”, “gül”, “dolunay”… şeklinde, olguları; verili bir olguyu duygu ve düşüncelerini akıtabileceği bir format / biçim olarak kullanıyor. Verili olgu esas alınarak duygu ve düşünceler bu noktayı hem sıçrama noktası olarak kullanıyor, hem öznellik bu olgunun yeniden yorumuyla belirginleşiyor. Örneğin,

Oysa ağaç zengin mi zengin
Dallarında yazdan kalma anılar
Kızıl elmalar
Köklerinde baharı saran düşler
Pembe çiçekler
Uyuyor kışın beşiğinde ağaç
Uyanıyor penceredeki çocuk,” (53)

İğde çiçekleri ipek bıçaklar
Güzelce boğazlanıyor cinnet
Gün sıcak kan ılık can sarhoş
Rahman gülümsüyor gene bahardır
Sanki cennet mayası çalınmış toprağa
Sanki günah ve sevap askıya alınmış
Sanki göklere dağlara denizlere
Cezbeli seccadeler salınmıştır” (14)

mısralarında esas alınan veri, öznellikle yeniden yorumlanmaktadır. Yeniden yorumla ortaya çıkan / belirginleşen öznellik Demirci’nin yazdığı şiirin temel özelliklerindendir. Örneğin, “Güzelce boğazlanıyor cinnet” mısrasındaki cinnet kelimesi şiirin adı (“Mayıs”) dolayısıyla intihar olgusunu hatırlatmaktadır. Bahar ayları intihar mevsimidir. Tabiatın canlanmasına koşut insanlar canlı, neşeli, cıvıl cıvıldır. Oysa intihar öznesi mutsuzdur. Karşıt duygular içindedir. Dışarıdaki canlılığa anti özne bu durum sebebiyle genellikle bahar aylarını seçer. Demirci’nin şiirinde olguyla kurulan böylesi koşutluklar öznelliğin doğuş biçimidir. İlk bölümde kış içinde kalmış bir ağaçta gözlenen öznellik, ikinci alıntıda bahara özgü sosyal bir sorun üzerinden dışlaşmaktadır.

Güzelce boğazlanıyor cinnet” mısrası Demirci’nin belirgin özelliklerinden birisi olan “iyimserlik”in göstergelerindendir. Demirci’de iyimser bir bakış açısı vardır ve iyimserliğin yönü tasavvufi öz üzerinden dine doğrudur. Cinnet, âdeta “rahman”ın gülümsemesi sayılan “bahar” ile aşılmaktadır. Bu bakış açısı Demirci’nin şiirlerinde çağdaş sorunlara yaklaşımda temel tutamak niteliğindedir. İyimserlik, “Derviş yüzlü bir yolcudur Haziran,” (15) mısrasında olduğu gibi çoğu zaman kültürel bir göstergedir.

Demirci’nin şiirindeki kültürel doku bütünüyle milletimizin yansımasıdır. Demirci’nin bu yansımayı sağlayacak kelimeleri bilerek seçmesi, kendini özgürce ifade edeceği ortamlar olarak tabiat ve tarihe vurgu yapması, bizi tarih dolayısıyla siyasi göndermeleri incelikle işlenmiş bir şiirle karşı karşıya bırakmaktadır. Örneğin,

Ha kum fırtınası çölde
Filistin
Ha burda kar fırtınası
Erzurum” (29)

mısralarında gözleyebileceğimiz siyasi gönderme Demirci’nin yazdığı şiirin temel göstergelerindendir. Ay Burcu’nda sıkça örneğine rastlayabileceğimiz bu husus, öznelliğin tarih bağlamında dışa vurulması, tabiatla ve tabiatta özgürleşen ruhun ifadesini bulmak için tarihsel / siyasal dolayımla kendini sunması özgürlüğün yönünü göstermektedir. Özne tabiat söz konusu olduğunda duyduğu rahatlık ve dinginliği özgürlük bağlamında siyasette de duymak istemektedir.

İbrahim Demirci’nin şiiri varoluş problemlerini aşmış / çözmüş bir insanın şiiridir. Söz konusu bütünlük duygusunu “dingin” ve “çay” kelimelerinden izleyebiliriz:

Yüzümüz öyle dingin ışıklı.” (69)

Dingin odamda çay.” (32)

Güllere bakılarak dindirilsin tutkular” (51) mısrası, tabiatın içinde duyulan rahatlık ve kişinin kendini tabiatta insanlığıyla bütünleşmiş hissetmesinin örnekleri arasında sayılabilir. Tabiatta özgürleşen ruh kendini siyasal / toplumsal bağlamda kısıtlanmış hissetmektedir. Fakat burada yaşanan açmaz güçlü kültür bağıyla aşılabilir. Bu mısrada kültürümüzü simgeleyen “gül” kelimesi aynı zamanda “tutku” kelimesiyle birlikte sorunu aşmada bir yöntem önerisidir. Bu öneri Demirci’de çoğunlukla iyimserlik göstergesidir. Burada Demirci’ye yöneltilmesi gereken soru, tabiatla tarih arasında özgürlük bağlamında kurulamayan koşutluğun varoluş sorunlarına niçin kapı açmadığıdır.

Çaya doyum olmuyor burda / Bu kıyamete nâzır balkonda” (69) mısraları bence “Balkon” şiirinin enfes bir yorumudur. Şiirinde beyit düzeninden de, hece vezninden de yararlanan Demirci, zaman zaman şiiri şiir kültürüyle yazıyor. Bu durum onun bugünle aktüel bağlantılarını zayıflatıyor.

Benim kayıtlarıma göre en son 2006’da şiir yayımlayan Demirci (“Efendime Söylediklerim IV”, Memleket Dergi, sayı 1, Nisan 2006) şiirinin uzantısına yerleştirilebilecek şiir tercümeleri ve özellikle dil konusundaki çalışmalarıyla da dikkatleri üzerine çeken ve saygıyı hak eden bir şair. Gelin, Demirci’nin şiirindeki acıları bir defalığına görmezden gelerek bu şiiri, “Gök mavi güneş parlak mevsim bahar” (57) mısrasıyla bitirelim.

 

Ka y n a kça :

Öz b a h çe. Osma n ( 2 0 0 6 ) S a ğ l am Ş i i r. Eb a b i l Ya y ı n l a r ı . An ­ka ra .

( 2 0 1 3 ) An a l i z . Eb a b i l Ya y ı n l a r ı . An ka ra .

( 1 9 9 8 ) “ S a k i n Ş i i r – İ b ra h im D emi rc i ’n i n Ş i i r i ”. He ce, s a y ı 2 0 , Ağ u s to s 1 9 9 8 .

D emi rc i . İ b ra h im ( 1 9 8 1 ) Ya n ı k l a r. Ed e b i ya t D e rg i s i Ya y ı n l a ­r ı . An ka ra .

( 1 9 9 8 ) Ay B u rc u. He ce Ya y ı n l a r ı . An ka ra .

Etiketler
Devamı

Osman Özbahçe

Yazara ait tüm içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı