Selçuk Küpçük – Edebiyat Dergisi’nde İbrahim Demirci’yi Takip Etmek

Selçuk Küpçük – Edebiyat Dergisi’nde İbrahim Demirci’yi Takip Etmek

Şubat 1969’da okura sunulmaya başlayan ve zaman zaman kesintiye uğradığı için yayın periyotlarını dikkate alarak çeşitli dönemlere ayırabileceğimiz Nuri Pakdil’in Edebiyat Dergisi’nin Mart 1975 tarihli sayısında ilk ürününe rastlarız şair İbrahim Demirci’nin. Mart 1975 tarihli bu sayı derginin Şubat 1975 tarihinde yayınlanmaya başlayan beşinci dönemine denk düşer. Numaralandırma işlemi bu sayıda 1’den başlamasına (Demirci’nin Edebiyat Dergisi’nde yayınlanan ilk ürünü 2.sayıda yer alır) rağmen, Şubat 1977 tarihindeki 25. sayıyla beraber önceki dönemi kapsayan 38 sayı da dikkate alınarak 38+25 şeklinde devam etti ve bu, dergi kapanana kadar böyle sürdü.

İbrahim Demirci, o dönemin genç kuşak şairlerinden birisi olarak Arif Ay, Turan Koç, M.Atilla Maraş, rahmetli Cahit Yeşilyurt, Şaban Özdemir, Ali Karaçalı, İrfan Çevik, Ali Göçer, Necip Evlice, rahmetli İlhami Çiçek, Hüseyin Su, Fuat Altunsoy, Ali Ulvi Temel gibi isimlerle beraber Edebiyat Dergisi’ne eklemlenen ve artık bu yayın ile kendilerine ana kanal bulan isimlerin başında gelir. Çünkü hiç tartışmasız Nuri Pakdil’in yönettiği ve üç bin-beş bin arasındaki tirajla basılan Edebiyat Dergisi, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’su, Sezai Karakoç’un Diriliş’i sonrası kendilerine kimlik, kanal bulmaya çalışan, yazdıkları şiirler, öyküler ile form+tema olarak modern edebiyatın içerisinde değerlendirebileceğimiz ürünler ortaya koymaya başlamış 1970’li yılların yeni dönem İslamcı kuşağının tarihsel çizgi anlamında temsiliyet bulduğu üçüncü istasyondur. Burada, Edebiyat Dergisi’yle kurmuş oldukları organik ilişki bakımından iki farklı ekipten de bahsetmek gerekli aslında. Birinci ekip derginin çıkışında bulunmuş, Pakdil’in çevresinde kümelenmiş Rasim Özdenören, Alaeddin Özdenören, Erdem Bayazıt, Mehmet Akif İnan ve Cahit Zarifoğu isimlerinden meydana gelir. Ancak bu isimlerin Şubat 1976 tarihli 13. sayıya kadar dergiden yavaş yavaş uzaklaştıklarını belirtelim. Dergiden bu anlamda en geç ayrılan Zarifoğlu’dur. Diğer isimler geri çekilmiş iken O’nun bu bahsettiğimiz sayıya kadar Edebiyat’a ürünler verdiğini görürüz. Zaten aynı yıl içerisinde dönem itibariyle dikkat çeken bir başka dergiyi, Mavera’yı çıkarmaya başlar bu isimler.

İkinci ekip ise, içerisinde İbrahim Demirci’nin de yer aldığı, dergiye sonradan katılan, yaşları itibariyle de Rasim beylere göre daha genç olan şair ve yazarlardır. Ki ayrıca, Edebiyat’ın yayınını durduğu ve birlikte yayınlanan Mayıs, Haziran, Kasım, Aralık 1984 / 38+112,113,118,119. sayılarına kadar ürünler yayınlayan bu ikinci kuşak isimlerin hemen hemen çoğu yıllar sonra, Ocak 1997 tarihinde ilk sayısını çıkartan Hece Dergisi’nde yeniden bir araya gelmişlerdir. Bu açıdan, Nuri Pakdil’in Edebiyat Dergisi’nin ilk sayısındaki sunuş yazısı olarak ele alabileceğimiz ve “Niçin yazıyoruz?” sorusu ile başlayan “Kalemin Yükü” başlıklı metinde geçen “Ülkemiz batıya yöneleli beri edebiyatımız koptu yerli düşünceden, yerli duygudan, yadsıyacak güç kaldı mı kimsede bunu?… Batıcılık, arkasından marksist fırtına, insanımızın MUTLAK KİTAPLA edindiği konumu sarstı. Türkiye bunun için sallanıyor, bir deprem uygulanıyor edebiyatımıza1” ifadeleri ile Hece’nin yine ilk sayısında okuduğumuz Hüseyin Su’ya ait “Sıcak Takip” isimli yazıdaki şu cümleler, devam eden tarihsel izleğin ve poetik bilincin izdüşümü gibidir: “Her şeye rağmen düşlerimiz yıkılmadı. Bilincimiz yılmadı. Uygarlık enkazı içinde yaşasak da düşlerimiz diri. Sayfaların, Kitapların uyarısını elden ele ulaştıracağız. Haber verilen bir sarsılışla sarsılacak ve sarsacağız. İçinde yaşadığımız uygarlık enkazının külleri kıvılcımlanacak böylece2”. Sarsılarak mevzisinden oynamış olan bir belleği yerine oturtmak için adeta bir ikinci sarsma ihtiyacının hissedilmesi gibi bir misyon yüklenmiş poetik anlayış görürüz burada. Ülkenin 28 Şubat darbe günlerini solukladığı zamanlarda bir bakıma bu, Edebiyat’tan, Pakdil’den devralınan bir duruştur. Hece’nin ilk sayısının 7. sayfasında, daha evvel Edebiyat Dergisi’nde 70’li yıllar boyu beraber ürünler yayınlamış olan Turan Koç ve Ali Göçer isimlerinin ardından hemen üçüncü şiir (Seğirmeler) ile İbrahim Demirci’yi okuruz. Aynı sayıda yıllar sonra yeniden bir araya gelen ve şiir, öyküleri ile ilk önemli çıkışlarını Edebiyat Dergisi’nde gerçekleştiren şair, yazarlar arasında rahmetli Cahit Yeşilyurt, Ali Ulvi Temel, Ali Karaçalı, Mevlüt Ceylan, Rahmi Kaya, Atıf Bedir, Ömer Erinç ve derginin yönetimini üstlenen Hüseyin Su da vardır. Bu yazı boylamınca ise, 1970’lerin tamamı, 1980’lerin hemen başındaki edebiyat ortamına İslami duyarlılığı, özgün duruşu ve dili ile damgasını vuran en önemli yayınlardan birisi olarak Edebiyat Dergisi’ndeki ürünlerini takip edeceğiz İbrahim Demirci’nin.

Nuri Paldil tarafından ismi Gökçeyazın3şeklinde önerilen ancak daha sonra Rasim Özdenören’in teklifi ve M.Akif İnan’ın desteği ile Edebiyat olması kararlaştırılan derginin bir özelliği de ürün yayınlayanların salt bu dergide gözükmesi, başkaca yerlerde ismine rastlanılamamasıdır. Bu açıkçası Pakdil’in tercih ettiği bir duruş idi ve ağırlıklı olarak Edebiyat’ta ürün yayınlayan isimleri derginin okura ulaştığı sırada başkaca hiçbir süreli yayında göremeyiz. Bir anlamı ile dergi baştan aşağı aidiyet, ekip, ekol ve misyon yayınıdır. Hatta İbrahim Demirci’nin içerisinde bulunduğu kuşağı dikkate alırsak “özellikle son dönemde olağanüstü bir aidiyet hissiyle bağlıydılar dergiye. Çalışmalarını, başka herhangi bir dergiye göndermeleri söz konusu olmazdı… Zira, Edebiyat dergisi, kendi inşâ ettikleri, kendilerini ‘kendi’ olarak algıladıkları bir ‘ev’ konumundaydı onlar için4”. Demirci, Nuri Pakdil ismi ve Edebiyat Dergisi ile ilk kez 1971 yılında devam etmeye başladığı Balıkesir İmam Hatip Lisesi’nde öğrenci iken müftülükte murakıp olarak çalışan Durali Yılmaz vesilesi ile tanışır. Yine, Edebiyat Dergisi ekibinden Ali Ulvi Temel’in de okul arkadaşı olduğunu belirtelim. Zaten dergi ve Pakdil ile geliştirdiği organik bağ, Ali Ulvi’nin üniversiteyi Ankara’da okuması ve Demirci’nin kendisini ziyaretleri sırasında gerçekleşir. 1973 yılında Erzurum Üniversitesi’nde önce İşletme, ardından geçiş yaptığı Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimi görmeye başlayan Demirci’nin orada da önemli edebi şahsiyetler ile aynı ortamı paylaştığını söyleyebiliriz. Mesela ilk sayısı Mart 1987’de okuyucuya sunulan Yedi İklim dergisinin sahibi ve yayın yönetmeni Ali Haydar Haksal gibi. Ki, Edebiyat Dergisi’nin 1984’te kapanışı sonrası Demirci’nin ürünlerini yayınladığı adreslerden birisi de bu dergi olur. Yine, Erzurum’da aynı dönem okuyan Mehmet Kahraman bahsettiğimiz bu Ankara ziyaretlerini şöyle anlatır: “Erzurum’da öğrenciyken Ankara’da Ali Ulvi Temel’lerin bir evi vardı. Biz her Ankara’ya gelişimizde bu eve mutlaka uğrardık ve onların Ankara’da uğradığı ve arasıra oturduğu yerlere de birlikte giderdik. Bu arada Nuri Beye gittiklerini gördük ve biz de gittik. Sanıyorum 1973-1974’lü yıllarda Nuri Beyi bu şekilde tanıdık. Gerçi Edebiyat dergisini Erzurum’da okurduk ama böylece kendisini de tanımış olduk5”

1970’li yılları kapsayan Balıkesir, Erzurum ve Ankara adresleri boyunca okuyucu olarak Edebiyat Dergisi’nin yanında Sezai Karakoç’un Diriliş’inin ve Nurettin Topçu’nun Hareket’inin de sadık bir takipçisidir aynı zamanda. Dolayısı ile kolaylıkla şunu not düşmek mümkün: İbrahim Demirci, modern edebiyatın seçkin örneklerini vermeye başlamış üç öncü (Hareket, Diriliş, Edebiyat) ve aynı zamanda İslamcı dergiden beslenerek, zaten edebiyatı kavrayış hususunda belirli estetik eşiği geçmiş isimler arasındadır daha ilk ürünü yayınlanmadan.

“Tanık6” isimli iki dizelik oldukça kısa bir şiiri ile Edebiyat Dergisi’ne Mart 1975 yılında katılan İbrahim Demirci’nin bu sayıdan itibaren dergiye Arif Ay, İrfan Çevik, Ömer Erinç, Ali Göçer, Turan Koç ile beraber en çok katkı sunan isimler arasında yer aldığını görürüz. Demirci’nin bu şiiri Edebiyat Dergisi Yayınları’nın şiir dizisinin 13. kitabı olarak okuyucuya sunulan “Yanıklar”ın7 23. sayfasında 14. şiir olarak 1981’in sonuna doğru yer bulur. Ardından Eylül 1975 sayı 8’e kadar şiir yayınlamaz. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki Demirci, Edebiyat Dergisi’nde ağırlıklı biçimde şiirleri ile yer alır. Eylül 1975’te yayınlanan şiirinin ismi ise “Kandil”dir. Aynı sayıda Nuri Pakdil’in çevirileri dışında sadece kuşaktaşı Arif Ay’ın şiirinin yayınlandığını belirtelim. Dolayısı ile dergide yer alan daha ikinci ürünü ile beraber Pakdil’in, Demirci’nin şiirine verdiği önemi anlamak mümkün. Ancak Ocak 1976 12. sayıdaki “Işınyer” başlıklı şiirine kitabında rastlayamayız. Bu tasarrufun Nuri Pakdil tarafından mı yoksa bizatihi Demirci’nin kendi seçimi ile mi uygulandığını bilebilmemiz mümkün değil şimdilik. Şubat 1976’daki 13. sayıda, dergiyi omuzlayan ilk dönem ekibinden Cahit Zarifoğlu’nun Edebiyat’ta okuduğumuz son şiiri (Güzelcin) yayınlanır ayrıca. İbrahim Demirci’nin Edebiyat Dergisi’nde yoğun biçimde şiirlerinin yayınlandığı dönem ise bu kurucu ekibin dergiden kopması ardındandır. Hatta Zarifoğlu’nun son şiirinin yer aldığı bu 13. sayının arka kapağında Pakdil, tam beş şiirini birden yayınlayarak Demirci’ye önemli bir alan açar dergide. Bu şiirlerden ise kitabına sadece “Kesik”i (s.39) alır Demirci. Şiirin bazı dizelerinin atıldığını ve kimi yerlerinin değiştirildiğini de not düşelim. Giderek hemen hemen her sayıda Edebiyat Dergisi, İbrahim Demirci’nin yeni şiirlerini sunmaya başlar.

Nuri Pakdil aynı zamanda dergide şiir ve öykülerini yayınladığı şair, yazarların kitaplarını AnkaraEdebiyat Dergisi Yayınları olarak süreç içerisinde kendine özgü seçkin tasarım ve boyutları ile kitaplaştırması açısından da önemli bir isimdir. Yayınevi Ekim 1972’den Şubat 1984’e kadar toplam 45 kitap koydu okurun önüne. Ve hepsi edebiyat eserleridir. Çoğu dergi ekibinden şair ve yazarların ilk kitaplarıdır. Bu anlamda Demirci’nin Edebiyat Dergisi’nde okunan şiirlerinin bir kısmının Ekim 1981 tarihinde aynı yayınevinden “Yanıklar” ismi ile kitaplaştırıldığını görürüz. Ancak ilginç şekilde kitapta bir araya getirilen şiirlerin bazılarının başlıkları değiştirilmiş, kimi dizeler farklılaştırılmış, kimi kısaltılmış, kimisi de uzatılmıştır. Ya da kimisi kitaba hiç alınmamıştır. Ne tür değişimlerin uygulandığını anlamak açısından aşağıda bazı şiirlerin dergide hangi isim ile yayınlandığının ve kitaba hangi isim ile alınıp/alınmadığının ya da nasıl değişime uğratıldığının listesini veriyorum:

Mart 1976 / Sayı 13 / İnce, Söyleşi (Bu iki şiir kitapta yer almaz)

Nisan 1976 / Sayı 14 / Konuklara Şiir (Bu şiir kitapta yer almaz )

Haziran 1976 / Sayı 17 / Sayrı, Evlere Şiir (Bu iki şiir kitapta yer almaz)

Ağustos 1976 / Sayı 19 / Cangözü (Bu şiir kitapta yer almaz )

Aralık 1976 / Sayı 23 / Gurbet (Kitapta bu şiirin ilk dizesinden itibaren uzatılıp, değiştirildiğini görürüz.)

Mart 1977 / Sayı 38+26 / Evcil Ağıt, Hep Yeni, Bayram (Bu üç şiir kitapta yer almaz)

Nisan 1977 / Sayı 38+27 / Hüzün Gezgini, Halkıma (Bu iki şiir kitapta yer almaz)

Mayıs 1977 / Sayı 38+28 / Nisan Serüveni, Söylev (Bu iki şiir kitapta yer almaz)

Haziran 1977 / Sayı 38+29 / Hoş Geldin (Kitabın 44 ve 45. sayfalarında yer alır şiir ve bazı eklemeler vardır)

Temmuz 1977 / Sayı 38+30 / Çay Çağrısı (Bu şiir kitapta yer almaz )

Ekim 1977 / Sayı 38+33 / Yaşlı Köylü (Bu şiir kitapta yer almaz )

Derginin Kasım 1977 tarihli 38+34. sayısında Nuri Pakdil’in “Biat I” isimli kitabında yer alan “Bir ulusun, bir Devletin varoluşu, mutlaka bir temel kitaba, bu temel kitapla şartlanmış düşünceye, eyleme bağlıdır(s.59)” cümlesinden hareketle yine dergi ekibinden Ali Göçer, İbrahim Gafarlı, Fuat Altunsoy ile beraber İbrahim Demirci’nin yaptıkları tematik toplantının tutanakları yayınlanır. Aynı zamanda bu sayıda Demirci’nin üç şiirinin yayınlandığını da görürüz. Karşıt, Orada Sabah, Ağrı isimli şiirleri (Bu üç şiir kitapta yer almaz).

Aralık 1977 / Sayı 38+35 / Güncel Şiir I-II (Bu şiir kitapta yer almaz )

Ocak 1978 / Sayı 38+36 / Saat Bire Doğru (Bu şiir kitapta yer almaz )

Şubat 1978 / Sayı 38+37 / Kapısında (Bu şiir kitapta Islık ismi ile bazı yerleri değiştirilerek yer alır)

Mart 1978 / Sayı 38+38 / Ayaza Karşı (Bu şiir kitapta yer almaz )

Nisan 1978 / Sayı 38+39 / Dolunay Şarkısı (Bu şiir kitapta yer almaz )

Haziran 1978 / Sayı 38+41 / Ant, Basınç ((Derginin kapağından yayınlanan bu iki şiirden Basınç, Bedesten ismi ile ve değiştirilerek yer alır kitapta)

Ağustos 1978 / Sayı 38+43 / Dinleti (Bu şiir kitapta Nar ismi iye yer alır ve bazı değişiklikler yapılmıştır)

Eylül 1978 / Sayı 38+44 / Yarışırdı Yürekleri (Bu şiir kitapta oldukça kısaltılarak ve yine değiştirilerek Bahçe ismi ile yer alır)

Kasım 1978 / Sayı 38+46 / Yığıcılar, Suçlu Çocuk (Bu iki şiir kitapta yer almaz )

Ocak 1979 / Sayı 38+48 / Özlem (Bu şiir kitapta yer almaz)

Bu süreç İbrahim Demirci açısından hızla dergide devam ederken Edebiyat Dergisi’nin müntehir şairi İlhami Çiçek’in Temmuz 1979 tarihli 38+54. sayısında üç şiiri ile beraber ilk kez kendisine yer bulduğunu bir ara not olarak belirtelim.

Kendi şiirlerinin yanı sıra İbrahim Demirci’nin aynı zamanda çeviriler yaptığını ve sonraki yıllarda bu çevirilerini Edebiyat Dergisi kapandıktan sonra muhtelif dergilerde yayınladığını görürüz. Edebiyat’ta rastladığımız ilk Demirci çevirisi Selim Yavuz ismi ile yer alır. Derginin Mart 1979 / 38+50. sayısındaki bu çeviri Çağdaş Cezayir Edebiyatı üst başlığı altında Leyla Sabbar’ın “Annemin Dilini Konuşuyorsam” isimli uzun bir metindir ve sonuna düşülen nota göre Demirci (Selim Yavuz) bunu Les Temp Modernes dergisinin Şubat 1978 / 379. sayısından tercüme etmiştir. Ancak bir başka çeviride Demirci kendi ismini kullanarak çıkar okur karşısına. Valentin Raspoutine ile Les Nouvelles Litteraires dergisinin 29 Mart – 5 Nisan tarihli sayısında yayınlanan söyleşisinin Türkçe’ye aktarımıdır bahsi geçen metin. Bu aktarım Edebiyat Dergisi’nin Eylül 1979 / 38+56. sayısında yayınlanır. Yeri gelmişken Selim Yavuz ismine de değinmek gerekli. Çünkü İbrahim Demirci sadece çevirilerinde değil, öykülerinde de bu takma ismi kullanır. Derginin Kasım 1977, Şubat 1978, Nisan 1978, Eylül 1978 ve Şubat 1979 tarihli sayıları olmak bütün bir Edebiyat Dergisi külliyatı içerisinde toplam 5 öyküsünü buluruz. Bir de yine derginin Haziran 1977 tarihli 38+29. sayısında “Seçimin Sonuçları” başlıklı oldukça uzun bir denemesi vardır.

1975’te Edebiyat Dergisi’nde ilk ürünü yayınlanan Demirci’nin 6 yıl sonra ancak şiirleri kitaplaşır ve bunun duyurusu derginin Aralık 1981 tarihli 38+83. sayısında kapaktan yapılır. Duyuruda Edebiyat Dergisi Yayınevi’nin mevcut bütün kitapları yayın sırasına göre verilir ve en sonda İbrahim Demirci’nin “Yanıklar” isimli şiir kitabı yer alır. Bunun ile de yetinilmemiş ve derginin kapağının sağ alt köşesinde küçük bir kutucuk içerisinde “Yeni Çıkan Kitabımız” ibaresi ile “Yanıklar”ın ilanı bulunur. Fiyatı o günün parasına göre 80 liradır.

“Yanıklar” kitabı üzerine Edebiyat Dergisi’nde ilk düşüncelerini Mart 1982 tarihli 38+86. sayıda derginin genç isimlerinden Rahmi Kaya kaleme alır. Sözcük fazlalığı olmayan, bol çağrışımlara, imge gücüne yaslanan ve müziği güçlü bir şiir biçiminde değerlendirir kitabı. Ardından Ağustos 1982 tarihli 38+91. sayıda Sezai Uğurlu bir yazı yayınlar. Uğurlu ise İbrahim Demirci’nin okuru zorlayan, uyandıran, ona sorular bırakan, konforunu bozan bir bellek sunduğunu ve bunu sayfalar boyu uzayan cümleler yığını ile değil, anahtar sözcük ve dizelerle başardığını belirtir. Bu açıdan aslında Demirci’nin şiiri üzerine söylenebilecek temel izlek, bahsedilen çözümlemelerden hareketle takip edilebilir. Bir “öz”e ulaşmış gibidir O’nun şiiri. Bakılan fotoğrafta ana karakteri, okunan metinde temel cümleyi, izlenen filmde taşıyıcı temayı alımlamak gibidir. Kalabalığı atılmış kelimeler öz’ü olduğu için de okuru kendi zihninde şiiri yeniden kurmaya çağırır. Bu açıdan da okunması zor bir şiirdir.

Eylül 1983 tarihli 38+104. sayıda ise İbrahim Demirci ile kitabı üzerine bir söyleşi okuruz. Ana sayfadan verilen söyleşide Demirci’ye kendi şiirini merkez alabileceği dört soru sorulur. Edebiyat Dergisi de bu arada yavaş yavaş kapanma sürecine doğru evrilmektedir. Söyleşinin de yer aldığı 104. sayıdan sonra dergi toplam 12 sayı ancak yayınlanabilir. Ve bu 12 sayı boyunca İbrahim Demirci sadece Şubat 1984 tarihli 38+109. sayıda bir şiiri ile çıkar karşımıza. Okura son kez sunulan ve beraber yayınlanabilen Mayıs, Haziran, Kasım ve Aralık 1984 tarihli 112, 113, 118, 119. sayılarını kapsayan Edebiyat Dergisi’nin kapağında Nuri Pakdil “Okuyuculara ve Edebiyat’ı Sergileyen Kitapçılara Kısa Bir Açıklama” başlığı ile bu, beraber yayınlanma durumundan ve gecikmeden bahseder. Ve şu cümleyi ekler “İçinde bulunduğum koşullarda, ancak böyle tamamlayabiliyorum 1984’ü”. Ardından dergi bir daha çıkmaz.

İbrahim Demirci’nin bu kapanışın ardından birkaç yıl sonra Yedi İklim Dergisi’nde ürünlerini yayınlamaya başladığını daha evvel belirtmiştim. Bunlar kendi şiirleri ve Modern Arap Edebiyatı’nın öncü isimleri Nizar Kabbani, Adonis, Halil Cibran gibi şairlerden yaptığı çevirilerdir. Yedi İklim’de Edebiyat Dergisi’nde birlikte yer aldığı çoğu kuşakdaşı da şiir ve metinler yayınlamaktadır aynı zamanda. Bir anlamı ile Diriliş’ten, Edebiyat Dergisi’ne taşınmış olan tarihsel misyonu 1980’li yıllarda bünyesinde barındırmaya çalışan yayınların başında gelir Yedi İklim. Hece çıkana kadar -90’ların ikinci yarısına kadar yani- İbrahim Demirci’nin adresi bu dergidir daha çok. İlk sayısı Kasım 1990 yılında çıkmaya başlayan ve yine Edebiyat Dergisi döneminden bazı arkadaşlarının da zaman zaman ürünleriyle yer aldığı Kayıtlar gibi önemli bir yayında ancak bir kez rastlarız ismine. O da “Sıfatını Arayan Armut8” başlığını taşıyan dil meselesine yönelmiş bir metindir.

Edebiyat Dergisi ekolünden gelerek günümüz modern şiirine eklemlenen ve kendisine özgün bir söyleyiş oluşturan İbrahim Demirci’nin Konya’da çıkan dergiler ile kurduğu ilişki üzerine de belki birkaç söz söylemek gerekli. Konyalı bir şair olarak bu kadim şehirde özellikle 1990 sonrası yayınlanmaya başlamış çoğu dergide mutlaka O’nun ismine rastlarız. Bu ilişki ilk sayısı Haziran 1995 yılında çıkan Çerağ dergisinin Yayın Kurulu’nda yer almasından, diğer dergilere ürünleri ile katkı sunmasına kadar sürer. Çerağ’ın kapanmasına yakın dönemde çıkmaya başlayan Eylül’de, ardından Aşiyan’da, Bumerang’da (ilk sayı Temmuz/Ağustos/Eylül 2000) hatta 2004 yılında çıkmaya başlayan ve görsel tasarımı ile Konya dergiciliği adına çok önemli bir eşik ortaya koyan Metafor’da bile Demirci ismini takip etmek mümkün. Hece’nin dışında nadiren İbrahim Demirci ismini okuduğumuz başka yayınlar da söz konusu oldu. Yine, edebiyat dergiciliğimiz adına geriye çok önemli bir külliyat bırakan ve ilk sayısı Nisan/Mayıs/Haziran 2003 tarihini taşıyan Kökler ve sevgili oğlu Alişan’ın yönetiminde yayınlanan, ilk sayısı Temmuz/Ağustos 2001 tarihini taşıyan Okuntu dergisi gibi mesela.. 2000’lerin ortasında ise kitap eleştiri dergisi Kitap Postası’nda takip ederiz kendisini.

Benim İbrahim Demirci ile münasebetim de Çerağ dergisi dönemi ile ilgilidir. Çünkü Demirci’nin yönettiği bu dergi benim ilk şiirlerimi yayınladığım birkaç dergiden birisidir aynı zamanda. Derginin Aralık 1995 tarihli 7. sayısında, göndermiş olduğum iki şiirim de “Selçuk Küpçük’ten İki Şiir” duyurusu yapılarak hemen yayınlanmıştı. Kuşkusuz bu yayının benim kişisel tarihim açısından apayrı önem taşıdığını söylemeliyim. Şiire yeni başlayan ve ismine daha evvel başka dergilerde hiç rastlamadığınız genç bir şair adayının göndermiş olduğu iki ürünü hemen yayınlamak aynı zamanda dergi yöneticisi açısından bir risktir. Bu açıdan tarihe not düşerek, bu riski aldığı için kendisine yeniden teşekkür ediyorum.

1 Nu r i Pa kd i l. Ka l emi n Yü kü. Ed e b i ya t. Ş u b a t 1 9 6 9 . S a y ı 1

2 Hü s e y i n S u. S ı ca k Ta k i p. He ce. O ca k 1 9 9 7 . S a y ı 1

3 R a s im Özd e n ö re n . Nu r i Pa kd i l ’i n D e rg i c i l i ğ i : Ey l emi n Ö te k i Ad ı . K i t a p – l ı k . Ka s ım-Ara l ı k 2 0 0 1 . S a y ı 5 0 . s. 2 3 9

4 İ h s a n D e n i z . Ed e b i ya t D e rg i c i l i ğ i Aç ı s ı n d a n Ed e b i ya t. He ce. Nu r i Pa kd i l Öze l S a y ı s ı . O ca k 2 0 0 4 . S a y ı 8 5 . s. 4 4 0

5 Kami l Ayd o ğ a n . Nu r i Pa kd i l Üze r i n e B i r Aç ı k O t u r um. Ye d i İ k l im. -Nu r i Pa kd i l Öze l S a y ı s ı – O ca k 1 9 9 5 . S a y ı 5 8 . s. 9 9

6 “Bacalardan yükselen / emeğin buğusuydu”

7 İbrahim Demirci. Yanıklar. Edebiyat Dergisi Yayınları. Şiir Dizisi 13. 1.Basım. Ekim 1981. AnkaraEdebiyat

8 İ b ra h im D emi rc i . S ı f a t ı n ı Ara ya n Armu t. Ka y ı t l a r. Ağ u s to s 1 9 9 2 . S a y ı 2 2 . s. 9

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>