Kitaplık

Vasfettin Yağız – Portekiz Mektupları: Hayal Gücünden Yoksun Kadın

Vasfettin Yağız – Portekiz Mektupları: Hayal Gücünden Yoksun Kadın

Mektuplardan oluşan bir roman için son derece güzel, uygun ve artık klasikleşmiş senaryo: “Gerçekten yaşamış” bir rahibe, “gerçekte yaşamış” sevgilisine “gerçek” mektuplar yazıyor, bu mektuplar “tesadüfen” birilerinin eline geçiyor ve yayımlanıyor. Gerçekte olmayan şeyleri, kişileri, olayları kurgulayıp yaratan, ama bunları hep gerçekmiş gibi göstermeye çalışan, hep gerçeğe özenen ve öykünen edebiyatın masum bir oyunu, Portekiz Mektupları.

İslam’ın bir çözüm yolu olarak bir izin mahiyetinde kadın-erkek eşitliğine dair birçok hükmü bulunmaktadır. Bu hükümlerin birçoğumuz tarafından bilindiği bir gerçek. Bu ifadeye metnin giriş kısmında yer vermemin sebebi 18. yüzyılda yaşamış ve bir devlette yürürlükte olan yasaların, hakların, halkın tümü için geçerliliğini savunan Jean Jacques Rousseau’nun bir yazısında yer verdiği ifadeler. Bu ifadeler “Kadınlar hiçbir sanatı sevmez, hiçbir sanatı bilmez;  dehadan tümüyle yoksundurlar…” diye başlayıp devam eder. Jean Jacques Rousseau bu sözleri 17. yüzyılda yayımlanan bir eserin (Portekiz Mektupları) yayımlanışından bir yüzyıl sonra söylemiş. Bu sözlerin söylenmesine sebep olan şey;  eserin (Portekiz Mektupları) bir kadın tarafından kaleme alınmış olma ihtimali. Evet, bir kadının bir şeyler yazmış olabilme ihtimali bile 18. yüzyılda şiddetli tepkiler almış. Bu durum sadece 18. yüzyılda değil, öncesinde ve sonrasında da kadınlar bu tepkilere maruz kalmış.

Metnin içeriğinden anlaşıldığı kadarıyla Portekiz’de bir rahibe bir Fransız askeriyle bir aşk yaşıyor. Bir süre sonra dönemin sosyal koşulları, savaş vb. nedenlerle Fransız asker ülkesine dönmek zorunda kalıyor ve bir daha Portekiz’e dönmüyor. Bu kadın sevdiği askere, onu tanıyan başka bir asker aracılığıyla mektuplar gönderiyor. Bu mektuplar biri tarafından bir şekilde bulunuyor ve yayımlanıyor.

Olayların, anlatılan ifadelerin virgül ve noktalı virgüllerle kesik kesik anlatıldığı, saplantı halindeki tek bir nesnede toplanmış çelişkilerden oluşan cümlelerle bugüne kadar ulaşan Portekiz Mektupları 17. yüzyıl Fransız klasisizminin bir parçası. Aynı zamanda Portekiz edebiyatının önde gelen klasiklerinden biri.

Jean Jacques Rousseau yazısının devamında ise “…Portekiz Mektupları’nın bir erkek tarafından yazıldığına dünyada her şey uğruna bahse girerim.” diyor. Bu ifadeden sonra iki seçenek akıllara geliyor. Ya Jean Jacques Rousseau ( bir erkek olduğundan ötürü ) Portekiz Mektupları’nın bir kadın tarafından kaleme alınmış olmasını gurur meselesi haline getiriyor ya da Portekiz Mektupları’nın gerçekten bir erkek tarafından kaleme alınmış olması.

Toplamda otuz dokuz sayfadan oluşan Portekiz Mektupları’ında yer alan ifadelerden bir kaçı şu şekilde:

“Düşün aşkım, öngörülerinde ne kadar yanıldın. Ah! Bahtsız! Sahte umutlarla hem beni aldattın, hem de kendin aldandın. Onca zevk düşü kurduğun bir tutku, artık senin için ölümcül bir umutsuzluktan başka bir şey değil.” (s.19)

“Yalvarırım size, mademki beni terk etmek zorundaydınız, niçin beni büyülemek için uğraşıp didindiniz, söyleyin.

…elveda, artık dayanamıyorum. Elveda, beni hep sevin, bana daha fazla acılar çektirin.”

(s. 21)

“…resminize bakıp duruyorum, kendi yaşamımdan daha değerli o resim. Bana biraz mutluluk veriyor: Ama sizi belki hiç göremeyeceğimi düşündükçe acı da veriyor.

…umutsuzluk içindeyim, zavallı Mariane’ınız artık dayanamıyor, bu mektubu bitirirken kendinden geçiyor.” (s. 24)

“…aşkınız yüzünden ölmemi emredin bana! Tanrı aşkına bana bu yardım elini uzatın ki cinsimin zayıflığını yenebileyim.” (s. 27)

“…ailem, dostlarım, bu manastır artık dayanılmaz geliyor. En sert rahibeler bile halime acıyorlar; duyduğum aşk herkese dokunuyor, bir tek siz tam anlamıyla ilgisizsiniz.” (s.30)

…bir rahibenin genellikle pek de sevilecek bir kadın olmadığını kabul ediyorum. Yine de bana öyle geliyor ki insan yaptığı seçimlerde mantıklı davranabilseydi, rahibeleri diğer kadınlara tercih etmekle çok iyi yapardı: Dış dünyadaki gibi bin bir çeşit uğraş onları oyalayıp, dikkatlerini dağıtmaz.”(s. 36)

Burada düşünmemiz ve irdelememiz gereken şey, bu eserin ( kadın veya erkek ) kimin tarafından kaleme alınmış olması değil; eserin bir kadın tarafından kaleme alınmış olma ihtimalinin bile Jean Jacques Rousseau gibi kişilerce tepkilere maruz kalması.

İnsanın yaratılışından 20. yüzyıl başlarına kadar kadının erkeğe oranla devlet işlerinden bir “dışlanmışlık” dairesi içine konularak, hem yaratıcı benliğiyle hem de toplumsal benliğiyle bir şekilde uzak tutulmuştur. Bunun yanında Mezopotamya’da kurulmuş site devletlerinin pek çoğunu kadınların yönettiği bilinen bir olgu. Kadınlar hemen hemen her dönemde az da olsa toplumsal yönlendirici rollere sahip olmuşlardır. Bazı dönemlerde Selçuklular ve Osmanlı dönemi- şiir üretmiş kadın şairlere de rastlanır. Fakat bu kadınlar ancak, toplumda belirli bir görev ya da işlevsellik nedeniyle saygınlık kazandıkça yazdıkları ciddiye alınmış. Buralarda da pek az insanın okur-yazar; bunların da doğal olarak devletin merkezinde elit tabakadan oluşan insanlar olduğu bilinen bir gerçek.

Hatta kadın şair ve yazarlar Osmanlı döneminde kendilerini şiir ortamına kabul ettirmek, bir divan şairi olarak tanınabilmek için, kaleme aldıkları şiirlerde cinsiyetleriyle ilgili hiçbir ipucu vermemişlerdir. 19. yüzyıl ve öncesi dönemlerde genelde, eylemlerin temelinde erkek söylemi, erkek düşünce tarzı, inançları ve arzularıyla inşa edilmiş toplumsal yapılar oluşmuştur.

Tüm bu durumlar göz önüne alınırsa “Kadınlar hiçbir sanatı sevmez, hiçbirini bilmez; dehadan tümüyle yoksundurlar…” gibi ifadeler kullanmak ne kadar doğru olur?

Günümüzde bu engellerin kaldırıldıktan sonra kadınların da bir şeyler kaleme alabilecek düşünceye sahip olduklarını, sanatları bildikleri ve sevdiklerini görmekteyiz.

“Portekiz Mektupları” bu türden kısıtlamaların olduğu bir ortamda yayımlanmış ve 17. yüzyılın sonlarına doğru edebiyat dünyasına sesini duyurmayı başarmıştır.

Etiketler
Devamı

Vasfettin Yağız

Yazara ait tüm içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Adblock Detected

Please consider supporting us by disabling your ad blocker