Dede DosyasıDosya

Vefa Aydın – Dedem

Vefa Aydın – Dedem

Dedem güzel bir insandı… Anadolu’nun yaşlı çınarlarına benziyordu. Yüzü ıstıraplarla derinleşmiş çizgilerle doluydu. Tebessüm ettiğinde bile yüzündeki hüzün eksilmezdi. Kaşları ormanlar gibi gür, sakalları bir dağa düşmüş kırağı gibiydi. Zemheri ayında buz gibi suyla abdest alırken izlemiştim onu, suyu ısıtan bir alev taşıyordu içinde sanki.

Dedem güzel bir insandı… Yaz tatillerini fırsat bilip köye gittiğimizde bize büyük bir şefkatle kendi elleriyle büyüttüğü salata, kapuz, kavun ikram ederdi. Daha bostana varmadan mis gibi kokan salatalar, karpuzlar ve kavunların göz mesafesine vardığımızda aslan yavruları gibi yeşil yaprakların arasından göz kırptıklarını hissederdik. Cebinden çıkardığı kemik çakısıyla avucuna sığdırdığı kocaman karpuzu yarımay şeklinde hiç koparmadan tek seferde soyardı.

Dedem güzel bir insandı… Fazla konuşmaz, hayatın omuzlarına yüklediği ağır yükün altından kalkabilmek için çaba gösterirdi. Bostan eker, tarla biçer, hayvan beslerdi. Yazın en kavurucu sıcağında üflesen yanacak hale gelmiş buğday balyalarını çatallı dirgeniyle bir çırpıda kağnının üzerine koyarkenki gücünü büyük bir hayranlıkla izlerdim. Alnından boncuk boncuk damlayan terleri ceketinin koluyla silerken, yağmurla birlikte onların da rahmet damlacıkları olduğunu sonradan öğrenecektim.

Dedem güzel bir insandı… Mektep, medrese okumamıştı. Filozofların, bilgelerin, ariflerin ve hikmet ehli kimselerin yolundan giden bir ümmiydi. Çok konuşmanın zararlarını İmam Gazali’den, Erdem’li insan olmanın niteliklerini Sokrat’tan, Zikirle güzelleşen kalbin marifetlerini Abdulkadir Geylani’den, İman hakikatlerini Bediüzzaman’dan okumamış olsa da onların tedrisatlarından geçmiş gibi bir irfan sahibiydi. Güzel bakar, güzel düşünürdü. Kimsenin malında gözü olmazdı, kanaat sahibiydi. Katıksız kuru bir ekmeği dahi olsa onu paylaşmasını bilirdi. Merhametin, cesaretin, adaletin timsaliydi.

Dedem güzel bir insandı… Seferberlik zamanlarında çok yoksulluk çekmiş, nenemle o yılların muhaciriyken evlenmişti. Toprak bir damın altında melekler gibi huzurlu bir aile olmanın ne demek olduğunu insanlara göstermişti. Kuru ekmeğe çökeleği katık yapıp yerken bu nimetleri bulamayan insanların varlığını düşünerek şükrederdi. Çok sayıda oğul ve kız yetiştirmişti. Nebinin izinden giden oğullarını ve Hz. Fatıma’nın yolundan giden kızlarını Rabbinin rızasına uygun yetiştirmişti. Hepsi Kur’an-ı Kerim’i öğrenmiş, onun emirlerine göre yaşamayı şiar edinmişlerdi. Dedemin huyu oğullarına, nenemin huyu ise kızlarına geçmişti.

Dedem güzel bir insandı… Evimize teşrif ettiğinde o kendine has kokusu her yere sinerdi. Elini öptüğümüzde kocaman avuçlarını başımızda gezdirirken gök kubbenin bizi koruma altına aldığı gibi bir güven duygusu kaplardı içimizi. Sohbeti kısa ve özdü. O konuşurken herkes susardı, sanki ağzından bal damlıyor, dinleyenlerin dudakları tatlılaşıyordu. Yüzüne bakarken güvenli bir gemide sahilsiz ummana açıldığımızı hissederdik.

Dedem güzel bir insandı… Şimdi köyümüzün suyu kuruyan ırmağına bakarken, dedemin yaşadığı dönemlerinde çağıldayan su sesi akıyor gözümün önünden. Bereket hızla göğe çekilen bir buhar gibi kaydı ellerimizden. Köyün tepesine çıkmış torunlarını bekleyen ne nenem var şimdi ne de kucağını açmış bekleyen dağ gibi adam dedem…

Dedem güzel bir insandı…

Nur içinde yatsın.

Etiketler
Devamı

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Adblock Detected

Please consider supporting us by disabling your ad blocker