Vefa Taşdelen – Edebiyat Galerileri

Vefa Taşdelen – Edebiyat Galerileri

Edebiyat söz konusu olduğunda, iki tür dergiyle karşılaşıyoruz: (1) Edebiyatı üreten dergiler, (2) edebiyatın ürettiği dergiler. İlki poetik (sanatsal) ikincisi ise akademik. Edebiyatı üreten dergiler, edebi üretimin gerçekleştiği dergilerdir. Bunlar canlı dokudur, canlı hücredir. Gelenek orada yaşar, geçmiş oradan süzülür, gelecek oradan görülür. Edebiyat trenini çeken lokomotif gibidir edebiyat dergileri; yanan ocak, tüten baca gibidir. Atan nabızdır. Dikkatlerin sürüldüğü bileği taşıdır. Bilinçlerin çiçeklendiği varoluş ortamıdır.

Burada hemen şöyle bir soru sormak geliyor içimden, işimi kolaylaştıracak bir soru: İnsanoğ­lu “dergi” diye bir kavrama, dergi diye bir ara­ca neden ihtiyaç duydu acaba? Kitap yetmi­yor muydu? Gazete yetmiyor muydu? Bu ikisi­nin arasında, “dergi” diye bir şey. Gazeteye göre kitap, kitaba göre gazete. Ama gerçekte hiçbi­ri, kendine özgü bir üretim. Belirli bir tutumla çı­kıyor, belirli bir okuyucu kitlesine hitap ediyor. Demek ki kitabın yapamadığı bir işi yapıyor, bel­li bir tanımı ve işlevi var.

Her edebiyat dergisi, bir dil ve algı dünyasını temsil eder. Böyle olursa bir duyarlığın üretici­si ve taşıyıcısı da olur. Nitekim edebiyat akımla­rından pek çoğu, belirli dergilerin etrafında ser­pilip gelişmiştir. Fikirler, görüşler, dergiler etra­fında ortaya çıkmış; sanat anlayışları dergilerin adıyla anılmıştır, bunun yerli ve yabancı örnek­leri gösterilebilir. Doğurgan dergiler, bir bilinç, bir varoluş, bir fikir çevresi olurlar. Sağlıklı bün­yeler, bu ocaklarda olgunlaşırlar. Ama şu tehli­ke de hep vardır, Nietzsche’nin dediği gibi: “Kimi kendisini bulmak için gider komşusuna, kimisi kaybetmek için.” Dergiler, bireylerin kendilerini bulduğu yerler olmalı, kaybettikleri yerler değil; yeteneklerini geliştirdikleri yerler olmalı, yok et­tikleri yerler değil. Dergi çevresi, kişiyi kedi do­ğasından uzaklaştırıp yapay bir ruh kazandırdı­ğında, engelleyici de olmaya başlar. Dergi, ken­di işlevini yerine getirebilmek için yeteneği bes­lemeli, ifade yollarını genişletmeli, bu yönde bir ben-bilinci, bir özgürlük duygusu kazandırma­lı; eğitmeli, terbiye etmeli. İlle de kendisi olma­sı için onu cesaretlendirmeli. Edebiyat dergile­ri geliştiren dergilerdir, tökezleten değil. Poe­tik kapasitenin karalandığı ortamlarda, edebi­yat dergisinin sözü olmaz. Herkes kendi içindeki sayfaya yazacaktır zira. Karalanmış bir sayfa kim­senin işine yaramaz, karalayanın bile. Edebiyat dergisi, kişiye kendisi olması, kendi kapasitesini geliştirmesi için imkân sağladığı ölçüde hayır­lı ve saygın bir iş yapar. Zira insan yeteneğinden daha değerli bir şey yoktur dünyada. Yer altın­daki madenler işlenmese bile oracıkta durur öy­lesine, ama insanın içindeki değer onunla birlik­te göçüp gider dünyadan, mevsiminde toplan­mayan meyveler gibi.

Tek tek zihinleri içine alan, üretken bilinçleri sa­rıp sarmalayan, onlara ev bark olan, etkin, üre­tici ve yaratıcı bir gönül çevresidir dergi. Soru­su ve sorunu olan, tek tek bilinçlerin üzerinde bir kimliği olan, bireylere yansıyan ve onlardan gelen yansımaları alan, söze gelmiş bir bilinç çevresidir. Yazıları ve kimliği ile kendini oluştu­ran bireyleri özümser, ama onları aşar da. Kimli­ği ve metinleri ile zaman içinde bir sürekliliktir. Bu yüzden olmalı: derginin yazısı tarihli değildir. Dün için olduğu gibi bugün için de, bugün için olduğu gibi yarın için de. Bu nedenle metin üre­ten, metinlerin üretildiği bir çevredir dergi çev­resi. Metinler harmanıdır.

Edebiyat dergilerinin edebiyatı üreten bir yapı­da olmaları, tanımlayıcı bir işlevdir. Onlar ede­biyatı iki aşamada üretirler. İlkinde edebiyatı üretecek bilinci üretirler, ikincisinde ise edebi­yat eserini. Edebiyat dergisinin işlevi her ne ka­dar edebiyatı üretmekse de bunu öncelikle ede­biyatı üretecek bilinci inşa ederek gerçekleşti­rir. Bu en önemli üretimdir. Edebiyat eseri, bu üretimden sonra bilinç düzeyine çıkar. Edebi­yat dergisi, ilkin edebiyatın öznesini, sonra nes­nesini, yani edebiyatın kendisini üretir. Ama bir sanat olayı yalnız sanatçı ve sanat eserinden oluşmaz. O, muhatabına ulaşmaz, bir okuyucu­da çoğalmaz, bir bilinçte yaşamaya başlamaz­sa, tamamlanmış sayılmaz. Her edebiyat ve sa­nat ürünü, öncelikle bir okura, bir seyirciye ulaş­mak ister; amacı budur. Edebiyat dergileri, bir yazar çevresinde ortaya çıktığı gibi, bir okur­lar çevresinde de kendine yeni hayatlar arar. Bu çevre, üst düzeyde bir çevredir, seçkin bir çevre­dir. Denebilir ki her dergi okuyucusu, sahip ol­duğu metin bilinci ve estetik beğeni düzeyiyle yerine göre bir eleştirmen, yerine göre bir me­tin ustasıdır.

Edebiyat üzerine araştırmaların yayımlandığı akademik dergilere gelecek olursak onlar her ne kadar edebiyatın bir ürünüyse de edebiyata bir katkı olarak geri de dönerler. Zira yer verdik­leri eser incelemeleri, eleştirel yaklaşımları, kav­ramsal çözümlemeleri ile edebiyat alanında bir bilinç de oluştururlar. Edebiyat dergileri, ken­di içindeki eleştiri ve yorumlarıyla kendi üzerine bir bilinç de oluştururlar ancak gerçek katkının akademik alandan gelmesi gerekir. Bu anlamda edebiyat bilincinin oluşmasında, estetik duyar­lığın felsefi bir zemin kazanmasında akademik dergilerin katkısı önemlidir.2

İnsanlar dergiyle ve dergi etrafında, onun aracı­lığıyla, bir üretimde ve eylemde bulunurlar. Bir arayış içine girerler. Bir umudu çoğaltırlar. Taze ürünlerini sunarlar. Ödevleri hiç bitmez; sürekli bir üretim, sürekli bir çaba, sürekli bir tatlı telaş. Ve işte bütün bu duyguların en yoğun yaşan­dığı yer; derginin kalbi, dergi büroları. Bir der­gi bürosu demek, yerine göre bir bölüm, yerine göre bir fakülte, yerine göre bir disiplin demek. Tabii, ille de ahlak. Gençler gelir oraya; okuyucu­lar, okumak ve yazmak isteyenler gelir. Herkes, birbirinin ateşinden bir kıvılcım kapar, birbirinin heyecanında bir umut bulur. Ve bu, bugünden yarına, bu aydan gelecek aya, bu yıldan gelecek yıla doğru sürüp gider. Ömrü olana…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>