Veli Dönmez – Kara Lastik

Veli Dönmez – Kara Lastik

Muhammed abim, aslan abim benim. Abim çocukken beni omzuna alırdı, sonra dizine otururdum, lacivert ceketinin cebinden sakız leblebi, kuru üzüm, fındıklı sorma şeker çıkarır, kendi eliyle yedirirdi. Yerdim elbet, yemez miyim hiç. İlk defa bisiklete o bindirdi beni. Daha neler neler…

Şimdi çaresiz oturmuş dizinin dibine, Hacer teyzeye yalvarıyor, anasına. Anam, ciğer anam, şeker anam, vallahi kara lastiklerini Kezban atmamış sokağa. Ahmet kapı önünde oynarken atmış. Eşşek sıpası işte, gel inat etme, beni el-âleme rezil etme, kadın anam, insan hiç evine ocağına küser gider mi? Oğlun dururken akraba evine yerleşmek de neymiş anam? Gel etme eyleme, kerem et, merhamet et, gidelim evimize, diyor. Hacer teyzem, babamın teyzesi ama benim de teyzem. Çocukken bana tandırda sütlü yumurtalı ekmek yapardı da yerdim elbet. Yemez miyim hiç. Gençken herif gibi avrattı der, babam, Hacer teyzem için, şimdi sinmiş köşeye, boncuk gibi yaş döküyor, hem yaş döküyor, hem içini çeke çeke anlatıyor olan biteni.

Yaşım sekseni geçti, Allah’a isyan olmasın, bir gün bile gün yüzü görmedim. Babam rahmetlisi incinmesin, ağaydı, dört avradı vardı. Rahmetli anam en büyükleriymiş, babam genç avrat almak için anamı hamur yoğururken hamur teknesine basmış, öldürmüş. Benim aklım pek ermez o zaman olup bitenlere elbet. Az buçuk anamın cenazesi evden çıkarken hatırlarım hayal meyal, hepsi o. Babam ağa adam, cenazeden sonra bi öğleüstü nahiyeye karakola gitmiş, candarma komutanının acı kahvesini içmiş, akşam ezanı okunmadan gelmiş gerisin geri eve. Kim üstüne gider meselenin? Garip anamın ardını sorup soruşturan bile çıkmamış. Ağa ya adam, ne cesaret. Ah zalım babam. Vicdanı kıt babam ah!

Sonra daha kırkı çıkmadan rahmetlik anamın yerine genç avrat almış gelmiş babam. Aklım yeni yeni erip gelir daha. Önceki analıklarım da genç analığım da lök. Bırak kendini işe koşmayı, iğne ipliği alıp söküğünü dikmeğe erinen cinsten. Evin işi gücü bana kaldı. Anamın kara yazısı da tabii. İş güç neyse de kem söz kötü talihle birleşince çek babam çek. Çekemezsin Hacer, çekebilirsen çek dedi talihim bana; çek bakalım bu kavanoz dipli dünyayı. Analıklardan yediğim dayak saysam ta burdan Konya’ya ulaşırdı valla.

Guzuları yay Hacer!

Evi süpür Hacer!

Ortalığı topla Hacer!

Çiftçinin çobanın azığını hazırla Hacer!

Kışlıkları hazırla Hacer!

Tarhanayı kurut, turşu kur, bulguru kaynat Hacer!

Dayak ye Hacer.

Hacer durma öyle, iş bul kendine Hacer!

Dünya fır döndü başımda alimallah. Anlatsam yalan gelir anlayamazsınız… Bir gün babam, seni Ahmet’e verdim dedi. Sustum. İçime acılar öyündü kaldı. Ağzımı açıp o otuz yaşını geçgin, ben daha on üçümdeyim, hem onun avradı var, beni kuma mı verecen diyemedim. Ahmet geldi eve. Nazmiye vardı yanında. Nazmiye Kara Ahmet’in avradı. Nasıl baktı o gün hâlâ ismim titrer Nazmiye’den. Ellerinde birer bohçayla geldiler. Kırmızı kadife buluz, mavi şalvar, bi top sentetik kumaş, bi çift kara lastik getirdiler. Haftasına da aldılar götürdüler beni. Rahmetlik Ahmet de az dövmedi hani beni ama zoruma gitmezdi onun dövdüğü. Erim değil mi? Hem sever hem döver ama o Nazmiye kahpesinden yediğim dayaklar aklıma geldik sıra hâlâ burnumun direği sızlar. Sonra bu doğdu işte. Muhammed. Canım ciğerim oğlum. Saçının teline kıyamadığım Muhammed’im. Şimdi el kızına söz geçiremeyen anasını el kızına gevdiren ciğer parem. Muhhammed’im….

Yirmi sene varlık yokluk, açlık tokluk, geçti gitti öyle. Boş beyhude… Nazmiye karısı öldü Muhammed’im askerdeyken. Ardından Ahmet öldü. Erimdi gene de helal ettim hakkımı Ahmet’e. Amma Nazmiye’ye etmem valla. İki cihan bi araya gelse de etmem… Ah bacım sonra halası geldi bir gün Muhammed’imin iyi bi kız var bizim köyde, alalım Muhammed’e, dedi. Askerden geldi, anlı şanlı düğün yaptım aldım, almaz olaydım, kan kusturdu, oturmam kabahat, kalkmam kabahat ama el evinde kaç gün kalırsın. Guzum benim de kaderim böyleymiş… dedi, Muhammed abimin yüzüne yarı umut yarı kederle bakarak.

Kalktı üstünü değişti. Başında kahverengi poşu, sırtında yeşil örgü ceket, altında mor kadife şalvar, ayaklarında kara lastik. Muhammed abinin koluna girdi. Hepimizden helallik diledi. Sonra yürüdü gitti kapı dışarı ağır adımlarla Hacer teyzem. Kara talihli kara lastikli Hacer teyzem.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>