Öykü

Veli Dönmez – Titrek Fadimana

Veli Dönmez – Titrek Fadimana

Benim halam, titrek halam, gariban halam, hem herif hem avrat halam, hem ana hem baba halam. Titreye titreye, boncuk mavisi gözlerinden boncuk gibi yaş döke döke, hırsından, sinirinden bağıra bağıra soruyor babama:

Sarı gardaşım, babam rahmetli on beşimde vermedi mi beni başına yükmüşüm gibi bunlara? Âlem, verme kızı bunlara Derviş Ağa, asılları bozuk Rum soyu bunlar, demedi mi? Rahmetli, söz verdim, caymam ben sözümden, diye heriflik etmedi mi? Kendi eliyle beni bu Rum soylarının ocağına atmadı mı? Kaynanam olacak avrat, az mı çekti seccadeyi altımdan namaz kılarken? Az mı burnumun üstüne düştüm? Kayınatam olacak herifin hiç alnı secdeye varmadan öldü gitti. Ya enişten? Gece gündüz içip beni dövmedi mi? Hiç karnım tok sırtım pek gördün mü beni kapısında? Daha kırkıma varmadan, altı baş horantayla beni bir başıma bırakıp içkiden ölmedi mi? Ben elâlemin tarlasında tapanında çiftinde çıbığında çalışıp bunları büyütmedim mi? O adı batasıca Özcan’ının on sekizinde istediği kızı almadım mı? İlk oğlanmış diye, hevesi kalmasın diye borç harç anlı şanlı düğün yapmadım mı? Askerliğe gitti, karısına oğluna bakmadım mı? Ben sana Özcan’ım askerden gelecek, el kapısında sürünmesin, köyünden evinden ayrılmasın, karısına kocalık, oğluna babalık, gardaşlarına bacılarına hem babalık hem ağalık etsin, elli koyun al bize de, yarısını harmanda yarısını kurbanda ödeyelim diye yalvarmadım mı? Bu Rum soyu n’aptı, askerden geldi, avrat lafına baktı, Konya’ya göçtü… Ne kaderim varmış gardaşım, babası içki masasından kalkmazdı, sıpası avrat lafından çıkmaz. Bayram geçti, seyran geçti, ne geldi, ne aradı. Beni hastalıklara uğrattı. Onun yüzünden âlemin ağzına sakız oldu adım, titrek Fadimana, titrek Fadimana… Sen söyle gardaşım, ben gençliğimde böyle titrek miydim? Bu Rum tohumları beni böyle yaptılar. Üç kuruşa iki sene el kapısında süründüm. Şehir yerinde geçinmek kolay mı? Kirası var, kirbiti var, ceyranı var, suyu var, odunu var, kömürü var, yiyeceği var, içeceği var. Şimdi aç kaldı, af diliyor. Tövbe de affetmem iki cihan bir araya gelse gene affetmem…

Babam yalvarıyor, vallahi aç kalmışlar bacım, parasını vermemişler, işten çıkmış. Üç aydır çalışmazmış, ben de daha dün duydum. Murat’ımın ölüsünü öpüyüm, bi daha anam sözünden çıkmam diyor. Bi görsen hallerini perişan olmuşlar. Gelin zayıflamış, parmak kadar olmuş, Murat serçe yavrusu kadar kalmış. Halamın boncuk gözler yine sulanıyor, vah yavrum pek mi küçük kalmış, ah o Murat’ım yok mu? Zaten kolumu kanadımı kı ran dışarda mı adam olacaksa gelsin sırf Murat’ımın hatrına diyor. Babam bana, çağır gelsin, diyor. Kapıyı açıyorum Özcan abi karşımda, yeşil ceketi, mavi kareli gömleği, kısalmış lacivert pantolonuyla el pençe iki büklüm bekliyor. Murat el kadar babasını ceketinden tutmuş duruyor. Kocaman gözleriyle halama bakıyor. Halam Özcan abiye bakıp elini uzatıyor, gel hayırsız Rum soyu gel, diyor. Özcan abi gülümsüyor, bıyıklarının altından sigaradan sararmış dişleri görünüyor. Gidip halamın elini öpüyor. Murat babasının arkasından badi badi koşup halamın dizine oturuyor. Halam Murat’ı öpüp okşuyor. Dönüp babama soruyor. Sarı Kâzımım! Aslan gardaşım, koyun da alacak mısın? Özcan ödemezse vallahi billahi ben öderim diyor. Bu kez babamın gözleri doluyor, alırız bacım alırız, diyor.

Etiketler
Devamı

Veli Dönmez

Yazara ait tüm içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Adblock Detected

Please consider supporting us by disabling your ad blocker