ÇeviriŞiir

William Butler Yeats – Tüm Ruhların Gecesi

William Butler Yeats – Tüm Ruhların Gecesi
Çeviri:Elif Nihan Akbaş

“Bir Görüş” için epilog

Gelip çattı gece yarısı ve oda boyunca çınladı
İsa Kilisesi’nin büyük çanı. Bir de daha küçük bir çan belki.
İşte başlıyor Tüm Ruhların Gecesi.
İki uzun kadehe doluyor misket şarabı,
Masada kabaran bir baloncuk gibi. Bir hayalet gelebilir şimdi,
Çünkü bu, hakkıdır onun.
Ölümüyle bilenmiş
Kumaşı çok kaliteli.
Bizim berbat damaklarımız bütün şarabı içerken
Şarabın nefesinden içiyor kendisi.

Dünyanın her köşesinden duyulacaksa top atışı,
İlan ediyorum, kendi düşünceleriyle sarıp sarmalanacak
Bir zihin lazım bana –
Tıpkı mumyalanmış bir bedenin sarıldığı gibi.
Çünkü anlatacak acayip bir şeyim var.
Çok acayip sahiden.
Yaşayanlar, yalnızca dalga geçer.
Ayık kulaklar için değil ama,
Zira kim duysa
Gülmeli ve ağlamalı saatin üzerinde bir saat boyunca.

Horton’ı çağırdım ilkin. Sevdi bu tuhaf düşünceyi.
Hem tatlı aşırılığını bilirdi gururun,
Platonik aşk denen hani.
Tutkunun gergin diyarını da.
Kimse yatıştıramamıştı onu, kadını öldüğünde.
Aşk acısı için yoktu müsekkin.
Sözler, boşa tüketilen nefeslerdi yalnızca:
Tek bir umudu vardı:
O kışın sertliği -yahut bir sonrakinin-
Ölüm getirecekti.

Öyle girmişti ki birbirine iki düşünce,
Kadınını mı daha çok düşündü, Tanrı’yı mı, zor söylemesi.
Lakin düşünün ki, yukarı baktığında zihninin gözü
Tek bir eşssiz görüntü:
Biraz dost canlısı bir hayalet,
Son derece ilahi.
Öylesine aydınlatmış ki
İncil’in bize vaat ettiği
O muazzam evi,
Kendisi, fanusta bir süs balığı gibi.
Florence Emery’yi çağırdım sonra.
Henüz ilk kırışıklıklar belirmişti
Hayranlık duyulan yüzünde.
Azalan güzellik ve artan bayağılıkla,
Biliyor nasıl can sıkıcı olacağını geleceğin.
Öğretmenliği seçiyor bir okulda.
Komşulardan yahut dostlardan uzak,
Koyu tenlilerle dolu okulda.
Ve orada, izin veriyor zalim yılların onu yıpratmasına
Fark edilmeyen sona dek, tüm gözlerden uzakta.

O sondan bile önce, ruh yolculuğunda,
Tel tel çözülmüş bilge bir Hintlinin süslü konuşmasında.
Nasıl da dönüp durmuş ayın yörüngesinde
Ta ki çarpana dek güneşe.
Ve orada, hem Şans olmuş, hem de seçenek
Özgür ve çabucak hatta.
Unutmuş bozulan oyuncaklarını
Ve kendi keyfine dalmış nihayet.

MacGregor’u da çağırdım mezardan
Ne de olsa dosttuk benim ilk zorlu baharımda,
Her ne kadar sonradan kopmuş olsak da.
Hafif deli, az buçuk dalavereci, öyle biriydi bence.
Ona da söyledim aynısını. Hiç bitmez ki dostluklar.
Hem farz edelim değişti zihin,
Ve dostluk da değişti zihinle birlikte
Hani düşünceler uçuşup durduğunda
Onun yaptığı onca şeye…
Yine de hoşnutum galiba kör olmaktan!

Yalnızlık çıldırtmadan önce onu,
Çok çabaladı gitmeye
O taşkın cesaretiyle.
Meçhul düşünce üzerine düşünmek derin derin
Git gide azaltıyor çünkü insanların ilişkisini
Ne para ödeniyor onlara ne bir övgü alıyorlar.
Ama o, itiraz ediyor ev sahibine
Kadeh, benim kadehim zira.
Ne çok severdi hayaletleri!
Ve şimdi hayaletken, belki de daha kibirli.

Önemi yok ama isimlerin. Kim olduğu ne fark eder ki?
Demem o ki kumaşları çok, çok iyi.
Misket şarabının dumanı
Kendinden geçirebilir onun bilenmiş damağını
Hiçbir canlı içemez şarabın bütününden
Anlatacak saklı gerçeklerim var,
Yalnızca dalga geçer yaşayanlar.
Ayık kulaklar için değil ama,
Zira belki de kim duysa sözlerimi
Gülmeli ve ağlamalı saatin üzerinde bir saat boyunca.

Böyle bir düşünce işte – sımsıkı sarıldığım
Meditasyon hakim olana dek her zerresine.
Hiçbir şey kalmaz baktığım yerde,
Ulaşana dek bakışım, dünyanın derinine
Lanetlilerin yüreklerinden uzak uluduğu
Ve kutsanmışların dans ettiği dünya hani.
Böyle bir düşünce işte, ihtiyacım yok başkasına
Sarılmışken o düşünceyle.
Zihnimdeki düşüncelerle sarılıp sarmalanabilirim,
Tıpkı mumyaların sarılması gibi mumya bezine.

Etiketler
Devamı

William Butler Yeats

Yazara ait tüm içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Benzer Yazılar:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Adblock Detected

Please consider supporting us by disabling your ad blocker