Yazar: Ayşe Büşra Erkeç

Yazara ait tüm içeriklere buradan ulaşabilirsiniz.

Ayşe Büşra Erkeç – Yaşamanın Bedeli Zir-ü Zeber

Ayşe Büşra Erkeç – Yaşamanın Bedeli Zir-ü Zeber

Eflatun ceketim, savrulan çay dumanını yakalamanın
telaşına düştüğünden beri, tuhaf bir şeyler oldu
arttı bileklerini kesen kadınların sayısı
ülkenin çiçek tarlalarını ateşe vermiş bir ihtiyar
şehrin ağaran saçlarına güneş kızılı efsununu saçtı
her şey… her şey… tuhaf bir şekle soyundu
hilkat giysisini giyinmiş kız gözlerime baktı
son vermeye ahdettim bedenimde var olan kahırları
intihar mektubunu yazarken içtiğim
çayın bedeli zir ü zeber…

Kiraz dallarında asılı kaldı yaşlı kadının haylazlıkları
esmer kavruk rengi miraca çalınca
çocuklar büyüttü, tahta beşikli salıncakta
engin bir dilek ağacına dönüştürüldü geçmişi
anlardı belki çocukluğunda turuncu ceketiyle gülücük dağıtsaydı
kiraz ağacında gözlerine ömür sığdıran küçük çocuk
şarkılar söyledikçe öldürdü yıldızları
şarkıların bedeli zir ü zeber…

Tarihin bağrına sapladığım bıçaktan sızan soğuk kan
Alaaddin’e hibe edilmiş sultanların acemi telaşı
harem nöbetçisinden aldığım ödünç nişan
eteklerinden dökülürken sararmış yapraklar yaz ortasında
İskoç meyhanesinin hasırlı çatı katında
şarabın bedeli zir ü zeber…
Acı tütünlerin dumanıruhlara kazınmış kırmızı fistanları sarmaladı
Duman duman tüttürürken anladım
iki paralık an’ın keyfini, parlak liralardan geçtim
kazındı güneşin göğsüne bahtiyarlığım
hayat, jilet kesiği ince bir yara olmasaydı
yırtık ayakkabılarımdan fırlamasaydı başparmağım
sessizce giderdim geldiğim o yerden
ruhların kesik elleri birleşip yerleştiğinden beri alıklığıma
yönü kıbleden başka her yere yakın olan caminin dö­kük duvarları
ibadetin bedeli zir ü zeber…

Öğle sonları, taşralı mağrur kızlar
Tanrı’ya sunarlardı aşk heveslerini
sustum ve yitirdim gölgesini sevgililerimin
martıların ince feryadı duyuldu kutsal ayinlerde
Aliah’ın sözü gibiydi, ilâhi ve melankolik
saatler saniyelerin köleliğinden feragat etti
kulların garip serzenişi dalgalandı…
sustum ve kapandı Sultanın gözleri
düştü yakarışın sızısı gibi düştü taşlara mağrur ve mavi
aşkın bedeli zir ü zeber…

Kedilerin kederinden dudaklarım uçukladı
tuhaf bir şeyler oldu
sürekli arttı bileklerini kesen kadınların sayısı
ellerine kınalar sürülmüş kundaktaki bebeğin ağlaması
avı başında iştah kabartan aslanın beklentisi
her şey… tuhaf bir şekle büründü
merhametin bedeli zir ü zeber.